ABD desteği İsrail’in gerçek zayıflığı
New York Times
🔹 Yazıda, uzun süre büyük güçlerin koruması altında kalan küçük devletlerin askeri açıdan güçlü ancak stratejik açıdan disiplinini kaybedebileceği savunuluyor.
🔹 İsrail’in İran’a yönelik ABD destekli saldırısının bölgesel üstünlüğü yeniden tesis etmeyi amaçladığı, ancak İsrail’in sınırlarını ortaya çıkarmış olabileceği belirtiliyor.
🔹 İran’ın nükleer programının zarar gördüğü ancak ortadan kaldırılmadığı, rejimin ise varlığını sürdürdüğü ifade ediliyor.
🔹 ABD ile İran arasında geçen hafta imzalanan mutabakatın çatışmaları durdurmayı hedeflediği ve savaşın sonucunu belirleyen tarafların Washington ile Tahran olduğu vurgulanıyor.
🔹 İsrail’in uzun yıllardır kendi kendini savunabildiği söylemini öne çıkarmasına rağmen Amerikan silahları, istihbarat desteği, diplomatik koruma ve yıllık 3,8 milyar dolarlık askeri yardıma dayandığı belirtiliyor.
🔹 ABD desteğinin koşulsuz hale gelmesinin İsrail’in Filistin meselesini çözmek yerine yönetilebilir bir sorun olarak görmesine yol açtığı ifade ediliyor.
🔹 Batı Şeria’daki yerleşimlerin genişlediği, Gazze’nin ise siyasi çözüm perspektifi olmadan tecrit edildiği belirtiliyor.
🔹 7 Ekim saldırılarının ardından başlayan savaşın yol açtığı yıkımın İsrail’e yönelik uluslararası eleştirileri artırdığı ifade ediliyor.
🔹 ABD’de İsrail’e koşulsuz desteğin, kuşak değişimi ve siyasi kutuplaşmanın etkisiyle zayıfladığı belirtiliyor.
🔹 Gazze’deki savaşın ardından İsrail’e verilen desteğin ABD kamuoyunda daha fazla sorgulanmaya başlandığı vurgulanıyor.
🔹 İsrail’in bölgesel güç kapasitesine rağmen siyasi çözümler üretmekte zorlandığı belirtiliyor.
🔹 ABD desteğinin azalmasının İsrail açısından güvenlik kaygıları yaratabileceği ancak mevcut bağımlılık ilişkisinin de sürdürülebilir olmadığı ifade ediliyor.
🔹 İsrail’in milyonlarca Filistinliyi süresiz şekilde yönetmeye, bölge genelinde askeri operasyonlar yürütmeye ve aynı zamanda ABD desteğinin değişmeden süreceğini varsaymaya devam edemeyeceği savunuluyor.
🔹 Yazıda, ABD’nin koşulsuz desteğinin sona ermesinin İsrail’i egemenliğin getirdiği siyasi ve stratejik sorumluluklarla daha doğrudan yüzleşmeye zorlayabileceği değerlendirmesi yapılıyor.