AB, aday ülkelere tam üyelik öncesinde ekonomik avantajlar sağlamayı planlıyor
Politico
🔹 Avrupa Komisyonu, aday ülkelerin tam üyelik gerçekleşmeden önce belirli ekonomik avantajlardan yararlanmasını sağlayacak "kademeli entegrasyon" planı üzerinde çalışıyor.
🔹 Plan, aday ülkelerin üyelik müzakereleri sürerken gerçekleştirdikleri reformlar karşılığında AB ile ekonomik bütünleşmelerini aşamalı olarak artırmayı hedefliyor.
🔹 Değerlendirilen seçenekler arasında bazı AB fonlarına erişim, tercihli ticaret düzenlemeleri ve tek pazara kısmi erişim bulunuyor.
🔹 Her ülkeye sunulacak avantaj paketi, AB mevzuatına uyum düzeyi ve gerçekleştirdiği reformlara göre ayrı ayrı belirlenecek.
🔹 Sistem, siyasi üyelik hakları vermeden ekonomik faydalar sağlayacağı için daha önce destek bulamayan benzer önerilerden ayrılıyor.
🔹 Komisyon, ekonomik teşviklerle aday ülkelerin siyasi açıdan zor reformları sürdürmesini ve üyelik sürecine bağlı kalmasını amaçlıyor.
🔹 Ülkeler reformları ilerlettikçe AB avantajlarına daha fazla erişim elde edecek.
🔹 Avrupa Komisyonu, planın genel çerçevesinin Ekim veya Aralık ayında yapılacak Avrupa Konseyi toplantılarında üye ülkelerin onayına sunulmasını hedefliyor.
🔹 AB hükümetleri, özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında genişleme sürecinin hızlandırılması gerektiği konusunda genel görüş birliği içinde bulunuyor.
🔹 Brüksel, üyelik standartlarını düşürmeden süreci hızlandıracak mekanizmalar geliştirmeye çalışıyor.
🔹 Moldova'ya Tek Euro Ödeme Alanı (SEPA), AB mobil dolaşım sistemi ve kültürel destek programlarına erişim gibi bazı kademeli entegrasyon adımları sunuldu.
🔹 AB'nin halen dokuz resmî aday ülkesi bulunuyor.
🔹 Karadağ üyeliğe en yakın aday olarak görülürken, Ukrayna ve Moldova ile katılım müzakereleri başladı.
🔹 Sırbistan, Türkiye ve Gürcistan'ın üyelik süreçleri ise çeşitli nedenlerle ilerleme kaydedemiyor.
🔹 Avrupa Komisyonu, üyelik sonrasında demokrasi ve hukuk devleti alanında gerileme yaşanması halinde uygulanacak daha güçlü yaptırım mekanizmaları üzerinde de çalışıyor.
🔹 Ukrayna ve Karadağ, daha önce Fransa ve Almanya tarafından gündeme getirilen "hafif üyelik" modelinin tam üyeliğin yerine geçmemesi gerektiğini savunuyor.