Pakistan-Türkiye-Suudi Arabistan paktı Hindistan’ın batıya açılımına meydan okuyor
Nikkei Asia
🔹 Pakistan, Türkiye ve Suudi Arabistan ağustosta Mekke Ortak Savunma Anlaşması olarak bilinen üçlü savunma paktını duyurdu.
🔹 Anlaşma, ABD öncülüğündeki Orta Doğu güvenlik mimarisine duyulan güvenin Washington’ın İran çatışmasını hızla sona erdirememesi ve İsrail’in eylemlerini sınırlayamaması nedeniyle azaldığı bir dönemde yapıldı.
🔹 Pakistan nükleer silahlarıyla, Türkiye savunma sanayisiyle, Suudi Arabistan ise petrol gelirleri ve finansal kapasitesiyle pakta katkı sağlıyor.
🔹 Paktın ortak komuta yapılarının kurulması, Mısır gibi ülkelerin üyeliğe katılması ve Sudan ile Yemen’deki bölgesel krizlerde oynayacağı rol izleniyor.
🔹 Anlaşma, Hindistan-Pakistan rekabeti ile Orta Doğu jeopolitiğinin giderek daha fazla iç içe geçmesiyle Güney Asya’nın ötesinde sonuçlar doğuruyor.
🔹 Pakt, “Sünni NATO” olarak nitelendiriliyor ve kolektif güvenlik ile saldırılara karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlıyor.
🔹 Üç ülkenin stratejik öncelikleri farklılaşıyor: Suudi Arabistan İran’ı, Pakistan Hindistan’ı, Türkiye ise İsrail’i daha büyük bir tehdit olarak görüyor. Bu farklılıklar paktın uyumunu ve birlikte çalışabilirliğini sınırlayabilir.
🔹 Pakistan’ın Suudi Arabistan ve Türkiye’ye genişletilmiş nükleer caydırıcılık sağlayıp sağlamayacağı belirsizliğini koruyor.
🔹 Suudi Arabistan gelecekteki Hindistan-Pakistan çatışmalarında İslamabad’a daha fazla diplomatik destek verebilir; Türkiye ise Pakistan’la savunma ortak üretimini derinleştirebilir.
🔹 Türkiye, Pakistan’ın önemli savunma ortaklarından biri ve İslamabad 2025’te Hindistan’la yaşadığı dört günlük çatışmada Türk yapımı insansız hava araçlarına dayandı.
🔹 Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri’nin 3,5 milyar dolarlık kredinin geri ödenmesini talep ettiği dönemde Pakistan’a ekonomik destek sağladı.
🔹 Pakt, Hindistan’a karşı Çin-Pakistan-Türkiye ekseni iddialarını güçlendirebilir ve Türkiye’nin NATO üyeliği nedeniyle Yeni Delhi ile Washington arasındaki ilişkileri daha da karmaşıklaştırabilir.
🔹 Hindistan’ın İsrail ve BAE ile ilişkilerini derinleştirmesi, Abu Dabi ile Riyad arasındaki gerilimle birlikte Güney Asya ve Batı Asya’daki rekabetleri birbirine bağlıyor.
🔹 Hindistan’ın I2U2 ve IMEC gibi ABD destekli girişimlere katılımı, Orta Doğu’daki ABD öncülüğündeki mimariye dayanıyor; normalleşme çabalarının zayıflaması bu mimariye duyulan güveni azaltıyor.
🔹 Hindistan’ın ev sahipliğindeki BRICS Zirvesi’nde İran, BAE ve Suudi Arabistan arasındaki anlaşmazlıklar, kapsayıcı ortak tutum oluşturmayı zorlaştırıyor.
🔹 Pakistan-Türkiye-Suudi Arabistan paktı gibi daha dar ve geçici gruplar, tek sesle hareket etme güçlüğü nedeniyle Körfez İşbirliği Konseyi gibi daha yerleşik ve kapsayıcı yapılara üstün gelebilir.