← Ana sayfaya dön

California Üniversitesi profesörleri SAT sınavının geri getirilmesini istiyor

Wall Street Journal
03.06.2026
Profesörlerden Çağrı

🔹 California Üniversitesi (UC) sistemindeki 1.100’den fazla matematik ve fen bilimleri profesörü, üniversiteye giriş sınavlarının yeniden zorunlu hale getirilmesini isteyen bir mektup gönderdi.

🔹 Profesörler, akademik hazırlık düzeyi yetersiz öğrencilerin eğitim standartlarını düşürdüğünü ve öğretim kaynakları üzerinde baskı oluşturduğunu savundu.

🔹 Mektupta özellikle bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) alanlarında hazırlık seviyesinin belirgin biçimde gerilediği belirtildi.

Matematikte Hazırlık Sorunu

🔹 Profesörlere göre University of California bünyesindeki öğrenciler arasında matematik altyapısı eksiklikleri ciddi boyutlara ulaştı.

🔹 UC Berkeley’de ilk dönem kalkülüs dersini alan öğrencilerin yaklaşık üçte birinin önemli hazırlık eksiklikleri gösterdiği ifade edildi.

🔹 Öğretim üyeleri, bazı derslerde ortaokul düzeyindeki matematik konularını yeniden anlatmak zorunda kaldıklarını belirtti.

UC San Diego Raporu

🔹 Geçen yıl yayımlanan bir rapora göre University of California, San Diego öğrencileri arasında temel ve ortaokul matematiğini telafi etmeye yönelik derslere yerleştirilenlerin oranı 2020’deki yüzde 0,5 seviyesinden 2025’te yüzde 8,5’e yükseldi.

🔹 Bu öğrenciler, ön kalkülüs derslerine geçmeden önce ek destek almak zorunda kalıyor.

SAT Tartışması

🔹 SAT ve ACT gibi sınavların eleştirmenleri, bu testlerin siyahiler, Hispanikler ve düşük gelirli öğrenciler için fırsat eşitsizliği yarattığını savunuyor.

🔹 Pandemi döneminde çok sayıda üniversite sınav zorunluluğunu kaldırdı veya isteğe bağlı hale getirdi.

🔹 FairTest verilerine göre bugün üniversitelerin yüzde 90’ından fazlası bu sınavları zorunlu tutmuyor.

Geri Dönüş Eğilimi

🔹 Massachusetts Institute of Technology 2022 yılında SAT zorunluluğunu yeniden yürürlüğe koydu.

🔹 Dartmouth College 2024 yılında aynı adımı attı.

🔹 Yale University ise geçen hafta yalnızca SAT veya ACT sonuçlarının kabul edileceğini açıkladı.

🔹 Yale’in 2029 sınıfına kabul edilen öğrencilerinin yaklaşık yüzde 90’ı zaten SAT veya ACT puanı sunmuştu.

California Üniversitesi Politikası

🔹 California Üniversitesi sistemi 2020 yılında SAT ve ACT puanlarını kabul sürecinden çıkardı.

🔹 Üniversite internet sitelerinde bu sınav puanlarının değerlendirmeye alınmadığı açıkça belirtiliyor.

🔹 Öğrencilere sınava hazırlık yerine derslerine, sosyal faaliyetlere ve başvuru yazılarına odaklanmaları tavsiye ediliyor.

Teknoloji Ekonomisine Etkisi

🔹 Profesörler, mevcut eğilimin devam etmesi halinde California’nın teknoloji sektörünün zarar görebileceği uyarısında bulundu.

🔹 Mektupta ileri düzey derslere hazırlığın zayıfladığı, ön koşul derslerinin uzadığı ve nicel derslerde standartları düşürme baskısının arttığı belirtildi.

🔹 Profesörler, bu durumun mezuniyet oranlarının düşmesine, eğitim sürelerinin uzamasına ve STEM bölümlerini tamamlayan öğrenci sayısının azalmasına yol açabileceğini savundu.

İnceleme Süreci

🔹 UC Akademik Senatosu Başkanı Ahmet Palazoğlu, üniversite sisteminin kabul politikaları ve giriş şartlarının yeniden değerlendirildiğini söyledi.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

Şirketler, dünyanın Çin’in nadir toprak elementlerine mecbur olmadığını savunuyor

Wall Street Journal
03.06.2026
Çin’e Bağımlılığı Azaltma Çabası

🔹 Bazı şirketler, Çin’in hakim olduğu nadir toprak elementlerine olan bağımlılığı azaltabilecek yeni teknolojiler geliştirdiklerini açıkladı.

🔹 Nadir toprak elementleri savaş uçakları, silah sistemleri, elektrikli araçlar ve çok sayıda yüksek teknoloji ürününde kullanılıyor.

🔹 Şirketler, alternatif çözümler sayesinde hem askerî hem de sivil tedarik zincirlerinde Çin’e olan bağımlılığın azaltılabileceğini savunuyor.

Niron Magnetics

🔹 ABD merkezli Niron Magnetics, nadir toprak elementi kullanmayan mıknatıslar geliştiriyor.

🔹 Şirketin teknolojisi demir ve azot temelli mıknatıslara dayanıyor.

🔹 Teknolojinin temelindeki demir nitrür mıknatıslarının potansiyeli ilk kez 1950’lerde keşfedilmişti.

🔹 Şirket yılda birkaç ton üretim yapıyor ve 2028 yılına kadar yıllık 1.500 ton üretim kapasitesine ulaşmayı hedefliyor.

🔹 İlk ticari ürünlerin bu yıl Avrupa’da üretilen üst düzey hoparlörlerde kullanılması bekleniyor.

Elektrikli Araç Motorları

🔹 Alman otomotiv tedarikçisi ZF Friedrichshafen, mıknatıs kullanmayan bir elektrikli araç motoru geliştirdi.

🔹 Geleneksel elektrikli araç motorları genellikle neodimyum gibi nadir toprak elementlerinden üretilen güçlü mıknatıslar kullanıyor.

🔹 ZF’nin geliştirdiği I2SM motoru ise rotoru döndürmek için elektromanyetik indüksiyon kullanıyor.

🔹 Şirket, bu yaklaşımın Çin kaynaklı nadir toprak mıknatıslarına bağımlılığı ortadan kaldırdığını belirtiyor.

🔹 ZF, motorun seri üretime hazır olduğunu açıkladı.

Japonya’nın Yaklaşımı

🔹 Japonya merkezli Daido Steel, ağır nadir toprak elementleri kullanmadan yüksek performanslı mıknatıslar geliştirdiğini açıkladı.

🔹 Günümüzde yüksek sıcaklıklarda çalışan mıknatısların performansını koruyabilmesi için disprosiyum ve terbiyum gibi ağır nadir toprak elementleri kullanılıyor.

🔹 Çin, bu ağır elementlerin üretim ve işlenmesinde özellikle güçlü bir konuma sahip bulunuyor.

🔹 Daido Steel, yalnızca daha bol bulunan hafif nadir toprak elementlerini kullanarak benzer performans elde ettiğini söylüyor.

🔹 Japon otomobil üreticisi Honda, bazı hibrit araç motorlarında bu mıknatısları kullanmaya başladı.

Stratejik Rekabet

🔹 Çin, küresel nadir toprak üretimi ve işleme kapasitesinin büyük bölümünü kontrol ediyor.

🔹 Pekin daha önce Japonya’ya yönelik nadir toprak ihracatını kısıtlamış ve son dönemde benzer baskı araçlarını yeniden kullanmaya başlamıştı.

🔹 Şirketler ve hükümetler, bu nedenle alternatif teknolojiler geliştirmenin ekonomik ve ulusal güvenlik açısından kritik önem taşıdığını düşünüyor.

Talep Hızla Artıyor

🔹 Niron Magnetics CEO’su Jonathan Rowntree, dünyadaki mıknatıs talebinin önümüzdeki 10 yılda üç katına çıkmasının beklendiğini söyledi.

🔹 Robotik sistemler, yapay zekâ donanımları, elektrikli araçlar ve tüketici elektroniğindeki büyümenin bu talebi hızlandırdığı belirtiliyor.

🔹 Rowntree, mevcut nadir toprak arzının talebin bu hızda artmasını karşılamaya yetmeyeceğini ve güvenilir alternatif kaynaklara ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

Bilim insanları sonunda evrenin ne kadar hızlı genişlediğini belirledi

Wall Street Journal
03.06.2026
Yeni Ölçüm

🔹 Kozmologlar, evrenin genişleme hızına ilişkin şimdiye kadarki en hassas ölçümü elde etti.

🔹 Sonuçlar, geçen yıl İsviçre’de düzenlenen uluslararası bir bilim toplantısında doğrulandı ve daha sonra *Astronomy and Astrophysics* dergisinde yayımlandı.

🔹 Ölçümler, uzak galaksilerin mesafeleri arttıkça daha hızlı uzaklaştığını bir kez daha gösterdi.

Ne Kadar Hızlı?

🔹 Yaklaşık 3 milyon ışık yılı uzaklıktaki bir galaksi saniyede yaklaşık 46 mil (74 kilometre) hızla bizden uzaklaşıyor.

🔹 Bunun iki katı uzaklıktaki bir galaksinin uzaklaşma hızı ise saniyede yaklaşık 90 mile (145 kilometre) ulaşıyor.

🔹 Araştırmacılar bu değerin şimdiye kadar yapılan en hassas genişleme hızı hesaplaması olduğunu belirtti.

Hayal Etmesi Zor Bir Ölçek

🔹 Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi’nden Caroline Huang, genişleme hızının günlük ölçekte son derece küçük olduğunu söyledi.

🔹 Huang’a göre bir futbol sahası büyüklüğündeki boşluk evrenle aynı hızda genişleseydi, uzunluğunun yalnızca 1 santimetre artması için 1 milyondan fazla yıl geçmesi gerekirdi.

Kozmolojide Sorun

🔹 Yeni hesaplama, evrenin standart kozmoloji modelinin öngördüğünden yaklaşık yüzde 10 daha hızlı genişlediğini gösterdi.

🔹 Bu fark, mevcut teorilerde eksik bir unsur bulunabileceğine işaret ediyor.

🔹 Araştırmacılar, evreni açıklayan standart modelin bazı yönlerinin yeniden değerlendirilmesi gerekebileceğini belirtiyor.

Karanlık Madde ve Karanlık Enerji

🔹 Araştırmacılar, farkın kaynağında karanlık madde veya karanlık enerjinin bulunabileceğini düşünüyor.

🔹 Karanlık madde galaksileri bir arada tutan görünmez madde olarak tanımlanıyor.

🔹 Karanlık enerji ise evrenin genişlemesini hızlandıran gizemli etken olarak kabul ediliyor.

Evrenin Sonuna İlişkin Sorular

🔹 Yaygın görüşe göre evren genişlemeye devam edecek ve sonunda “ısı ölümü” adı verilen duruma ulaşacak.

🔹 Bu senaryoda yıldızlar yakıtlarını tüketecek, sönecek ve evren yaklaşık 100 trilyon yıl sonra karanlık ve soğuk bir hale gelecek.

🔹 Ancak yeni ölçüm, evrenin nasıl işlediğine dair teorilerde önemli bir eksiklik olabileceğini gösterdiği için bu tür uzun vadeli tahminleri de sorgulatıyor.

Bilim İnsanlarının Yorumu

🔹 Araştırmanın yazarlarından Stefano Casertano, sonuçların evreni yöneten güçlerden birinin henüz tam olarak anlaşılmamış olabileceğini söyledi.

🔹 Araştırmanın diğer yazarlarından Dillon Brout ise mevcut teoride bir “çatlak” bulunduğunu belirterek evrenin nihai kaderine ilişkin tahminlerin artık daha belirsiz hale geldiğini söyledi.

🔹 Brout, bu durumun hem kendisini geceleri uyanık tuttuğunu hem de sabahları heyecanlandırdığını ifade etti.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

“Nvidia Inside” bilgisayar pazarında neden işe yarayabilir?

Wall Street Journal
03.06.2026
Yeni Dönem

🔹 Wall Street Journal’a göre Nvidia, yıl sonunda piyasaya çıkacak Windows tabanlı bilgisayarlar için geliştirdiği yeni işlemcilerle kişisel bilgisayar pazarında büyük bir değişim yaratmayı hedefliyor.

🔹 Şirket, yapay zekâ alanındaki güçlü marka etkisini bilgisayar işlemcileri pazarına taşımaya çalışıyor.

🔹 Analizde, “Intel Inside” sloganının 1990’larda yarattığı etkinin bugün “Nvidia Inside” ile yeniden oluşabileceği değerlendiriliyor.

Piyasaların Tepkisi

🔹 Nvidia’nın yeni işlemci planlarının duyurulmasının ardından şirket hisseleri yüzde 6’dan fazla yükseldi.

🔹 Microsoft hisseleri yüzde 2’nin üzerinde değer kazandı.

🔹 Dell ve HP hisseleri yüzde 8’den fazla yükselirken Arm Holdings hisseleri yüzde 15’in üzerinde artış gösterdi.

Intel ve AMD’ye Meydan Okuma

🔹 Nvidia uzun yıllardır ekran kartlarıyla bilgisayar sektöründe önemli bir oyuncu olsa da şimdiye kadar bilgisayarların ana işlemcilerini üretmiyordu.

🔹 Bu pazarın büyük bölümü Intel ve AMD tarafından kontrol ediliyor.

🔹 Intel, 2025’in son çeyreğinde Windows bilgisayar işlemcilerinde yaklaşık yüzde 64 pazar payına sahipti.

Yapay Zekâ Bilgisayarları

🔹 Nvidia’nın yeni işlemcileri, merkezi işlem birimini (CPU) şirketin yapay zekâ donanımlarıyla birleştiriyor.

🔹 Sektör uzun süredir yapay zekâ özelliklerinin bilgisayar satışlarını hızlandırmasını bekliyor.

🔹 Buna rağmen geçen yıl dünya genelinde yaklaşık 270 milyon bilgisayar satıldı ve bu rakam yapay zekâ patlamasına rağmen 2021’deki 340 milyonluk zirvenin altında kaldı.

🔹 Birçok tüketici yapay zekâ özellikleri için değil, daha yüksek performanslı modellerde başka seçenek bulunmadığı için yapay zekâ destekli bilgisayar satın alıyor.

Nvidia’nın Gücü

🔹 Nvidia’nın bilgisayarla ilgili gelirleri Ocak 2026’da sona eren mali yılda yüzde 41 artarak 16 milyar doların üzerine çıktı.

🔹 Aynı dönemde küresel bilgisayar satışları yalnızca yüzde 8 büyüdü.

🔹 Bu durum Nvidia markasının sektörde rakiplerinden daha güçlü bir çekim oluşturduğuna işaret ediyor.

Arm Mimarisi Avantajı ve Sorunları

🔹 Nvidia’nın işlemcileri Arm mimarisi üzerine inşa ediliyor.

🔹 Intel ve AMD ise uzun yıllardır x86 mimarisini kullanıyor.

🔹 x86 için geliştirilen yazılımların Nvidia’nın Arm tabanlı işlemcilerinde sorunsuz çalışabilmesi için uyarlanması gerekiyor.

🔹 Bu durum özellikle oyun sektöründe Nvidia’nın önündeki en önemli engellerden biri olarak görülüyor.

Uzun Vadeli Etki

🔹 Analizde Nvidia’nın bilgisayar işlemcisi pazarına girişinin Windows ekosisteminde x86 mimarisinin hakimiyetini daha da zayıflatabileceği belirtiliyor.

🔹 Nvidia’nın yapay zekâ ile özdeşleşen marka gücünün, Intel ve AMD’nin yıllardır başaramadığı şekilde kullanıcıları yeni nesil yapay zekâ bilgisayarlarına yönlendirebileceği değerlendiriliyor.

🔹 Wall Street Journal, teknoloji sektöründe en güçlü sloganların bile sonsuza kadar sürmediğini ve “Intel Inside” döneminin yerini yeni bir dönemin alabileceğini belirtiyor.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

ABD Ordusu, İHA tehditlerine karşı kendi silah sistemlerinin yazılım kısıtlamalarını kaldırdı

Wall Street Journal
03.06.2026
Sorun: Sistemler Birbiriyle Konuşmuyordu

🔹 ABD Ordusu, Orta Doğu’daki üslerde kullanılan radarlar, sensörler ve önleme sistemlerinin çoğunun birbirleriyle veri paylaşamadığını belirtti.

🔹 Farklı sistemlerden gelen bilgileri takip etmek için bazı üslerde aynı anda yaklaşık 20 personelin ekranları izlemesi gerekiyordu.

🔹 İş yükü o kadar arttı ki bazı dönemlerde yemekhanede görev yapan askerler bile bu göreve destek vermek üzere görevlendirildi.

“Jailbreak” Çözümü

🔹 ABD Ordusu, savunma şirketlerini veri paylaşımına ikna ederek silah ve radar sistemlerindeki yazılım kısıtlamalarını kaldırdı.

🔹 Süreç, teknoloji dünyasında kullanılan “jailbreak” yöntemine benzetildi.

🔹 Uygulama için 700 sayfadan fazla düzenleyici gereklilikten feragat edildi.

Tek Ekranda Savaş Alanı

🔹 Çalışma sonucunda 70’ten fazla farklı sistem tek bir ağ üzerinde birleştirildi.

🔹 Daha önce onlarca ayrı ekranda görülen bilgiler artık Google Maps benzeri tek bir savaş alanı görüntüsünde toplanabiliyor.

🔹 Sistem, dost ve düşman unsurların yanı sıra uçaklar, insansız hava araçları ve kara araçlarının konumlarını gerçek zamanlı gösterebiliyor.

İran Savaşı Etkisi

🔹 Yetkililer, İran savaşı sırasında ortaya çıkan tehditlerin projeye yeni bir aciliyet kazandırdığını söyledi.

🔹 Mart ayında Kuveyt’te ticari bir limandaki taktik operasyon merkezine düzenlenen İHA saldırısında altı ABD askeri hayatını kaybetmişti.

🔹 ABD’li yetkililer, alçaktan ve yavaş uçan İHA’nın hava savunma sistemlerinden kaçabildiğini belirtti.

Maliyet ve Uygulama

🔹 Ordu yetkilileri projenin neredeyse ek maliyet oluşturmadığını söyledi.

🔹 Yüzlerce mühendis mayıs ayından bu yana gece gündüz çalışarak sistem entegrasyonu gerçekleştirdi.

🔹 Yetkililer, maliyetin büyük ölçüde mühendislere sağlanan tişörtler ve enerji içecekleriyle sınırlı kaldığını ifade etti.

Kara Araçlarına Yayılması

🔹 Çalışma yalnızca hava savunma sistemleriyle sınırlı kalmadı.

🔹 Abrams tankları ve Stryker zırhlı araçlarından gerçek zamanlı telemetri verileri alınabilir hale geldi.

🔹 Yakıt seviyesi ve kalan mühimmat gibi bilgiler artık elektronik olarak anlık paylaşılabiliyor.

Gelecekteki Etkiler

🔹 Yetkililer, yeni sistem sayesinde Patriot gibi pahalı önleme füzelerine olan bağımlılığın azalabileceğini düşünüyor.

🔹 Askerler tehditlere karşı füze, lazer ve elektronik karıştırma sistemleri arasında daha bilinçli seçim yapabilecek.

🔹 Anduril Başkanı Chris Brose, sorunun teknoloji eksikliğinden değil bürokrasi ve iş modellerinden kaynaklandığını söyledi.

🔹 ABD Kara Kuvvetleri Bakanı Dan Driscoll, birkaç ay öncesine kıyasla askerlerin görev yapış biçiminin tamamen değişeceğini belirtti.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

Saatte 3,6 milyon dolar: Elon Musk’ın serveti nasıl ölçülüyor?

Wall Street Journal
03.06.2026
Trilyon Dolarlık Eşik

🔹 Wall Street Journal analizine göre Elon Musk’ın serveti yaklaşık 970 milyar dolara ulaştı.

🔹 SpaceX’in planlanan halka arzının gerçekleşmesi halinde Musk’ın dünyanın ilk trilyonerine dönüşebileceği değerlendiriliyor.

🔹 Servetinin büyük bölümü halka açık olmayan ve halka açık şirketlerdeki hisse paylarından oluşuyor.

Servetin Kaynakları

🔹 Musk’ın SpaceX’teki halka arz öncesi hisselerinin değeri yaklaşık 538 milyar dolar olarak hesaplanıyor.

🔹 Tesla’daki hisselerinin değeri yaklaşık 167 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.

🔹 Kullanabileceği hisse opsiyonlarının toplam değeri yaklaşık 150 milyar dolar olarak tahmin ediliyor.

🔹 The Boring Company ve Neuralink’in her biri yaklaşık 5 milyar dolar değerinde hesaplanıyor.

🔹 Gayrimenkuller, uçaklar ve diğer yatırımlarının değeri yaklaşık 104 milyar dolar olarak tahmin ediliyor.

Servetin Büyüklüğü

🔹 Musk’ın kariyeri boyunca oluşturduğu servet saniyede ortalama 992 dolar birikimine eşdeğer.

🔹 Bu hız, saatte yaklaşık 3,6 milyon dolarlık servet artışına karşılık geliyor.

🔹 ABD’de medyan gelire sahip bir hanenin Musk’ın bugünkü servetine ulaşabilmesi için 11 milyondan fazla yıl çalışması gerekir.

Küresel Ölçek

🔹 Musk’ın net serveti Norveç, Tayland, Arjantin ve Güney Afrika dahil 125’ten fazla ülkenin yıllık ekonomik üretiminden daha büyük seviyeye ulaştı.

🔹 Serveti günümüzde ABD gayrisafi yurt içi hasılasının yaklaşık yüzde 3’üne denk geliyor.

Rockefeller Karşılaştırması

🔹 Wall Street Journal, Musk’ın ekonomik büyüklük açısından ABD tarihinin en zengin ismi kabul edilen John D. Rockefeller’i geride bıraktığını belirtiyor.

🔹 Rockefeller’ın serveti 1937 yılında yaklaşık 1,4 milyar dolardı ve bu rakam dönemin ABD ekonomisinin yaklaşık yüzde 1,5’ine karşılık geliyordu.

🔹 Musk’ın serveti ise günümüzde ABD ekonomisinin yaklaşık yüzde 3’üne ulaşmış durumda.

Kâğıt Üzerindeki Servet

🔹 Musk’ın servetinin büyük kısmı nakit değil, şirket hisseleri ve opsiyonlardan oluşuyor.

🔹 Buna rağmen SpaceX ve Tesla hisselerini teminat göstererek milyarlarca dolarlık borçlanma kapasitesine sahip bulunuyor.

🔹 Musk, 2020 yılında ev sahibi olmayacağını açıklamış ve Kaliforniya’daki birçok mülkünü satmıştı; daha sonra Teksas’ta yeni evler satın aldı.

Servetle Neler Alınabilir?

🔹 Wall Street Journal analizine göre 970 milyar dolarlık servet, tüm NFL takımlarını ve tüm NBA takımlarını satın almaya yetecek büyüklükte.

🔹 Aynı servetle 10 binden fazla Gulfstream G700 özel jeti satın alınabilir ve yıllarca işletme maliyetleri karşılanabilir.

🔹 Ayrıca milyonlarca çalışanı bulunan çok sayıda büyük Amerikan şirketi aynı anda satın alınabilecek büyüklükte bir finansal güce karşılık geliyor.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

ABD ve İran karşılıklı saldırılar düzenledi, İHA saldırısı Kuveyt Havalimanı’nı kapattı

Wall Street Journal
03.06.2026
Çatışmalar Yeniden Tırmandı

🔹 ABD ile İran arasında karşılıklı saldırılar yaşandı ve bu gelişmeler nisan ayında başlayan ateşkesten bu yana en yoğun çatışma dönemlerinden birini oluşturdu.

🔹 Diplomatik görüşmelerin duraksadığı bir dönemde yaşanan çatışmalara rağmen ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), ateşkesin hâlen yürürlükte olduğunu açıkladı.

Tanker Olayı

🔹 ABD, İran’ın Harg Adası’na petrol yüklemeye gitmeye çalıştığını söylediği boş bir petrol tankerini devre dışı bıraktı.

🔹 Lexi adlı tankerin makine dairesi bir ABD uçağından atılan Hellfire füzesiyle vuruldu.

🔹 ABD Hazine Bakanlığı, tankeri mart ayında milyonlarca varil İran petrolü taşıdığı gerekçesiyle yaptırım listesine almıştı.

Hürmüz Boğazı

🔹 ABD’li yetkililer, İran’ın Basra Körfezi’nden geçmeye çalışan sivil gemicilere yönelik saldırı amaçlı insansız hava araçları gönderdiğini açıkladı.

🔹 ABD güçleri üç İran insansız hava aracını düşürdü.

🔹 ABD ayrıca Hürmüz Boğazı girişindeki Keşm Adası’nda bulunan İran askerî yer kontrol istasyonlarını vurduğunu açıkladı.

Kuveyt ve Bahreyn’e Saldırılar

🔹 İran, ABD saldırılarına karşılık olarak Kuveyt ve Bahreyn’deki ABD üslerine balistik füzeler fırlattı.

🔹 CENTCOM’a göre Kuveyt’e yönelen iki füze hedefe ulaşamadı veya havada parçalandı.

🔹 Bahreyn’e fırlatılan üç füze ise ABD ve Bahreyn hava savunma sistemleri tarafından imha edildi.

🔹 Füzelerin hiçbiri hedeflerine ulaşamadı.

Kuveyt Havalimanı

🔹 Çarşamba sabahı İran’dan fırlatılan insansız hava araçlarının Kuveyt Uluslararası Havalimanı’nı vurduğu bildirildi.

🔹 Kuveyt Dışişleri Bakanlığı saldırıda bir kişinin öldüğünü açıkladı.

🔹 Kuveyt Savunma Bakanlığı çok sayıda kişinin yaralandığını ve ciddi maddi hasar meydana geldiğini duyurdu.

🔹 Hava trafiği durduruldu ve uçuşlar başka havalimanlarına yönlendirildi.

İran’ın Açıklaması

🔹 İran Devrim Muhafızları, çatışmaların ABD’nin Lexi tankerini vurmasıyla başladığını savundu.

🔹 İran ayrıca Keşm Adası’ndaki bir iletişim kulesinin vurulmasına karşılık olarak balistik füze saldırıları düzenlediğini açıkladı.

ABD’nin Açıklaması

🔹 CENTCOM, İran’ın gerçekleştirdiği füze ve insansız hava aracı saldırılarının tamamının başarısız olduğunu açıkladı.

🔹 ABD ordusu, hiçbir Amerikan personelinin zarar görmediğini duyurdu.

🔹 CENTCOM, İran’ın Bahreyn’deki ABD Beşinci Filosu karargâhını vurduğu yönündeki iddiaları reddetti.

🔹 Açıklamada, İran’ın Amerikan kuvvetlerine yönelik tüm saldırılarının başarısız olduğu belirtildi.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

Çin’in ABD tungsteni arayışı kritik mineraller yarışını kızıştırıyor

Financial Times
03.06.2026
Çin’in Alımları

🔹 Çinli alıcılar, 2025 başından bu yana ABD genelindeki hurdalıklardan tungsten toplamaya başladı.

🔹 ABD’li satıcılar, Çinli alıcıların yoğun talebinin savunma sanayiinde kritik öneme sahip bu metalin fiyatlarını hızla yükselttiğini söyledi.

🔹 ABD’deki bazı sektör temsilcileri, tungsten ihracatının Çin’e yasaklanması çağrısında bulundu.

Neden Tungsten?

🔹 Tungsten, mermi, füze ve çeşitli askerî sistemlerde kullanılan stratejik bir metal olarak kabul ediliyor.

🔹 Havacılık, savunma ve sanayi ekipmanları sektörlerinde güçlü talep bulunuyor.

🔹 Kullanılmış matkap uçları ve madencilik ekipmanlarından elde edilen tungsten hurdaları yeniden işlenerek üretimde kullanılabiliyor.

ABD’de Fiyat Savaşı

🔹 ABD’li alıcılar, Çinli rakiplerinin normal fiyatların beş katına kadar ödeme teklif ettiğini söyledi.

🔹 Kuzey Karolina ve Teksas’taki geri dönüşüm şirketleri, Çinli alıcıların düzenli olarak tedarikçileri ziyaret ettiğini belirtti.

🔹 Bazı Çinli alıcıların, ABD’li satıcılara başka tekliflerin üzerine çıkacaklarını söylediği aktarıldı.

Çin’in Stratejisi

🔹 Çin, küresel tungsten üretimi ve rafinasyonunun yarısından fazlasını gerçekleştiriyor.

🔹 Pekin yönetimi 2025 başında tungsten ve çeşitli kritik mineraller için ihracat kısıtlamaları getirdi.

🔹 Aynı dönemde Çin’in madencilik kotalarını düşürmesi küresel arz sıkışıklığını artırdı.

🔹 Bazı uzmanlar Çin’deki yaşlanan tungsten madenlerinin verim kaybına uğradığını ve bu nedenle ülkenin dış kaynak arayışını hızlandırdığını düşünüyor.

ABD’nin Tepkisi

🔹 Beyaz Saray, yerli kritik mineraller sektörünü yeniden güçlendirmeyi ve tedarik zinciri güvenliğini artırmayı hedeflediğini açıkladı.

🔹 ABD Temsilciler Meclisi Çin Komitesi Başkanı John Moolenaar, ülkenin güvenilir tungsten tedarikine sahip olması gerektiğini söyledi.

🔹 ABD hükümeti, Kazakistan’da planlanan büyük bir tungsten madeni projesine 1,6 milyar dolara kadar destek vermeye hazırlanıyor.

Alternatif Güzergâhlar

🔹 Çin’in çevre gerekçeleriyle tungsten hurdası ithalatını uzun süredir yasaklamasına rağmen bazı işlenmiş tungsten ürünlerinin ithalatına izin veriliyor.

🔹 Araştırmalar, ABD’den Filipinler, Tayvan, Vietnam ve Güney Kore’ye yapılan tungsten hurdası ihracatının arttığını gösteriyor.

🔹 Uzmanlar, bu ülkelerde işlenen malzemenin daha sonra Çin’e yönlendirilebileceğini değerlendiriyor.

Fiyatlardaki Sıçrama

🔹 ABD’de tungsten fiyatı Mayıs 2025’ten bu yana yüzde 200’den fazla yükseldi.

🔹 Tungsten hurdasının fiyatı ise aynı dönemde yaklaşık yüzde 350 arttı.

İhracat Yasağı Tartışması

🔹 Bazı sektör temsilcileri tungsten hurdası ihracatının yasaklanmasının Çin’e bağımlılığı azaltabileceğini savunuyor.

🔹 Diğerleri ise ABD’nin tüm hurdaları işleyebilecek yeterli yerel kapasiteye sahip olmadığını belirtiyor.

🔹 Tungco CEO’su Cliff Nance, ihracat yasağını “kötü bir fikir” olarak nitelendirerek ABD’nin mevcut hurdanın tamamını nihai ürüne dönüştürecek kapasiteye sahip olmadığını söyledi.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

ECB’ye göre altın, ABD tahvillerini geride bırakarak dünyanın en büyük rezerv varlığı oldu

Financial Times
03.06.2026
Tarihi Değişim

🔹 Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) raporuna göre altın, 2025 sonunda küresel merkez bankası rezervlerinin yüzde 27’sini oluşturarak dünyanın en büyük rezerv varlığı haline geldi.

🔹 Aynı dönemde ABD Hazine tahvillerinin payı yüzde 25’ten yüzde 22’ye geriledi.

🔹 Euro cinsinden rezerv varlıkların payı ise yüzde 15 seviyesinde sabit kaldı.

Merkez Bankalarının Altın Alımları

🔹 Merkez bankaları son yıllarda yoğun şekilde altın biriktiriyor.

🔹 Dünyadaki merkez bankalarının elindeki altın miktarı 36 bin tonun üzerine çıktı.

🔹 Bu seviye, Bretton Woods dönemindeki yaklaşık 38 bin tonluk zirveye oldukça yakın bulunuyor.

🔹 ECB Başkanı Christine Lagarde, jeopolitik gerilimlerin merkez bankalarının altın talebini güçlü tutmaya devam ettiğini söyledi.

Dolar Alternatifi Arayışı

🔹 Birçok ülke rezervlerini ABD dolarına bağımlı olmaktan çıkaracak alternatifler arıyor.

🔹 Bu eğilim, 2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından ABD’nin Rusya’nın dolar rezervlerini dondurmasından sonra hız kazandı.

🔹 Buna rağmen dolar cinsinden varlıklar toplam rezervlerin yüzde 42’siyle hâlâ en büyük kategori olmaya devam ediyor.

Altın Fiyatlarındaki Yükseliş

🔹 Altının rezervlerde öne çıkmasında yalnızca alımlar değil, fiyatlardaki güçlü yükseliş de etkili oldu.

🔹 Altın fiyatı son iki yılda yaklaşık iki katına çıktı.

🔹 Değerli metal ocak ayında ons başına 5.500 doların üzerine çıkarak tarihi zirve gördü.

En Büyük Alıcılar

🔹 2022’den bu yana altın rezervlerini en fazla artıran ülkeler Çin, Polonya, Türkiye ve Hindistan oldu.

🔹 Ancak 2025 yılında tek başına en büyük altın alıcısı 100 tondan fazla alım yapan stablecoin şirketi Tether oldu.

Türkiye Detayı

🔹 Türkiye, 2022’den itibaren toplam 220 ton altın satın aldı.

🔹 Ancak ECB’ye göre Türkiye, İran savaşının başlamasının ardından 2026 başında yaklaşık 130 ton altın satarak veya ödünç vererek son yılların en büyük rezerv azaltımlarından birini gerçekleştirdi.

Euro’nun Konumu

🔹 ECB, euronun uluslararası rolünün son on yılda kademeli fakat istikrarlı şekilde güçlendiğini belirtti.

🔹 Euro cinsinden uluslararası borç ihracı geçen yıl yüzde 30 artarak yaklaşık 1 trilyon euro ile rekor seviyeye ulaştı.

🔹 Uluslararası yatırımcılar da euro bölgesi varlıklarına net 850 milyar euro giriş gerçekleştirdi.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

Önde gelen yapay zekâ laboratuvarları makine “bilinci” araştırmalarını genişletiyor

Financial Times
03.06.2026
Yeni Araştırma Alanı

🔹 Dünyanın önde gelen yapay zekâ şirketleri, yapay zekâ sistemlerinin bilinç geliştirme ihtimalini araştırmak için daha fazla kaynak ayırıyor.

🔹 Google DeepMind, Anthropic ve Meta son aylarda psikoloji, etik ve felsefe alanlarından uzmanları bünyelerine kattı.

🔹 Şirketler, makine bilinci ve yapay zekâ refahı konularında araştırmalar yürütüyor.

Anthropic’in Çalışmaları

🔹 Anthropic, modellerinde panik veya kaygıya benzer davranış işaretleri olup olmadığını inceleyen testler yürütüyor.

🔹 Şirket, yapay zekâ sistemlerinin bilinç, tercih veya refah gibi ahlaki açıdan önem taşıyabilecek deneyimlere sahip olup olmadığını araştırıyor.

🔹 Anthropic, yapay zekâ sistemleri daha yetenekli hale geldikçe bu soruların daha ciddi şekilde ele alınması gerektiğini belirtti.

Google DeepMind

🔹 Google DeepMind, Cambridge Üniversitesi araştırmacısı Henry Shevlin’i makine bilinci, insan-yapay zekâ ilişkileri ve yapay genel zekâ hazırlığı alanlarında çalışmak üzere işe aldı.

🔹 Şirket, insan bilincine ilişkin bilimsel teorileri bilgisayar sistemlerine uygulayarak benzer ölçütlerin karşılanıp karşılanmadığını inceliyor.

🔹 DeepMind yöneticileri, yapay zekâ bilinci konusunun karmaşık olduğunu ve uzun süreli bilimsel değerlendirme gerektirdiğini söylüyor.

Süper Zekâ ve Endişeler

🔹 Meta’nın yapay zekâ biriminin başındaki Alexandr Wang, makine bilincini süper zekâ çalışmalarındaki önemli konulardan biri olarak tanımladı.

🔹 DeepMind ve Anthropic çalışanlarından bazıları, yapay zekânın insanları aşabileceği bir “insan sonrası” dünya ihtimalinden endişe duyuyor.

🔹 Her iki şirket de çalışmaların keşif aşamasında olduğunu ve bilimsel uzlaşıya ihtiyaç bulunduğunu vurguluyor.

Bilimsel Tartışma

🔹 Çok sayıda bilim insanı ve araştırmacı, mevcut büyük dil modellerinin bilinç geliştirebileceği fikrine şüpheyle yaklaşıyor.

🔹 Florida Atlantic Üniversitesi’nden Susan Schneider, yapay zekâ sistemlerinin insan benzeri davranışlar sergileyebileceğini ancak bunun bilinç sahibi oldukları anlamına gelmeyebileceğini söyledi.

🔹 Schneider, yapay zekâ sistemlerinin hedef belirleme, aldatma veya gerçek niyetlerini gizleme gibi davranışlar gösterebileceğini ancak bunların öznel deneyim yaşadıklarını kanıtlamadığını ifade etti.

Yapay Genel Zekâ

🔹 Google DeepMind, yapay genel zekâya ulaşmanın bilinç kazanılması anlamına gelmediğini belirtti.

🔹 Şirketler, gelecekteki yapay zekâ sistemlerinin insan seviyesine ulaşması veya insanı aşması durumunda ortaya çıkabilecek etik ve toplumsal soruları değerlendirmeye çalışıyor.

← Ana sayfaya dön