Almanya, Çin’in otomotiv sektöründeki yükselişi karşısında kalıcı bir sanayi gerilemesi riskiyle karşı karşıya
The Telegraph
🔹 Çinli otomobil üreticilerinin Avrupa pazarındaki hızlı büyümesi ve düşük maliyetli araçları, Avrupa otomotiv sektöründe yeniden yapılanma baskısını artırıyor.
🔹 Nissan, küresel yeniden yapılanma kapsamında Sunderland fabrikasında yaklaşık 900 kişiyi işten çıkarmayı ve üretim hatlarını azaltmayı planlıyor. Şirket ayrıca tamamen elektrikli Qashqai üretim planını iptal etti.
🔹 Nissan, pazar payı hızla büyüyen Çinli üretici Chery ile ortak model üretimine hazırlanıyor.
🔹 Volkswagen, Almanya'da 100 bin kişiyi işten çıkarmayı ve dört fabrikayı kapatmayı planlıyor. Bu sayı şirketin Almanya'daki çalışanlarının yaklaşık altıda birine karşılık geliyor.
🔹 BMW'nin yaklaşık 1 milyar avroluk yeniden yapılanma programı kapsamında 10 bin kişiye kadar istihdam azaltımı ve üretimde yaklaşık %15 düşüş bekleniyor.
🔹 Mercedes-Benz yaz ikramiyelerini iptal etti ve yeniden yapılanma programı kapsamında 5.500 çalışan gönüllü olarak şirketten ayrıldı.
🔹 Stellantis, 60 milyar avroluk yeni yatırım planının %60'ını Kuzey Amerika'ya yönlendirdi. Renault ise Fransa'da yaklaşık 800 mühendislik pozisyonunu azaltıyor.
🔹 Çinli üreticiler yılın ilk beş ayında Avrupa'da satılan yeni otomobillerin yaklaşık %10'unu oluşturdu.
🔹 Elektrikli araç yatırımları Avrupa üreticileri üzerinde önemli mali baskı oluşturdu. Sektörün 2025 yılında elektrikli araç projeleri nedeniyle yaklaşık 60 milyar avroluk yatırımını zarar hanesine yazdığı belirtiliyor.
🔹 ABD'nin uyguladığı gümrük tarifeleri Avrupa otomobil ihracatını olumsuz etkilerken, Çinli üreticilerin rekabeti sektör üzerindeki temel baskılardan biri olmaya devam ediyor.
🔹 Volkswagen yönetimi işten çıkarmalar ve fabrika kapatmalarının yanı sıra şirket yapısında kapsamlı değişiklikleri değerlendiriyor. VW markasının ve parça bölümünün ayrı bir şirkete dönüştürülmesi seçenekler arasında yer alıyor.
🔹 Analistler, planlanan maliyet azaltımlarının şirketin gerilemesini yavaşlatabileceğini ancak tek başına uzun vadeli toparlanmayı garanti etmeyebileceğini değerlendiriyor.