Donald Trump ve Xi Jinping’in İstediği Dünyalar
New Yorker
🔹 Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Çarşamba günü Joint Base Andrews’a indiğinde Donald Trump tarafından havaalanında karşılanacak. Xi’nin Washington ziyaretinin, Çin liderinin ABD’nin en yakın büyük rakibinden gelen lider olarak on yıl içindeki ilk ziyareti olması planlanıyor.
🔹 Trump, Xi’yi Beyaz Saray’da askeri tören, iki ülkenin ulusal marşları ve B-2 bombardıman uçağı ile dört F-22 Raptor’un yer aldığı hava gösterisiyle ağırlayacak.
🔹 Ziyaret kapsamında Trump ve Xi arasında kapalı görüşmeler, teknoloji yöneticilerinin katılacağı bir devlet yemeği ve liderlerin eşleriyle birlikte katılacağı bir çay toplantısı planlanıyor. Görüşmelerden somut sonuç çıkacağına ilişkin beklentiler düşük kalıyor.
🔹 Trump, Çin’e yönelik ikinci dönem politikasında tonunu yumuşattı; Tayvan’a silah satışlarını erteledi ve Xi’nin taahhüt ettiği ABD tarım ürünleri alımlarının yetersiz kalmasına tepki göstermedi.
🔹 Zirvenin olası sonuçları arasında yapay zekâ ve riskleri konusunda resmi ABD-Çin diyaloğunun başlatılması ve geçen ekimde varılan ticaret ateşkesinin uzatılması bulunuyor. Anlaşma, ABD’nin bazı Çin ürünlerine yönelik tarifeleri azaltmasını ve Çin’in kritik minerallerin belirli ihracatını sürdürmesini içeriyor.
🔹 Trump, Xi ile ilişkisini olumlu ifadelerle tanımladı ve Çin’i rakip olarak nitelendirirken iki ülke arasında iyi bir ticari ilişki bulunduğunu söyledi.
🔹 Washington ile Pekin arasında Pasifik’teki güç dengesi, Orta Doğu ve Avrupa’daki savaşlar ve Çin’in ABD’nin rakiplerini örtülü biçimde desteklemesi gibi başlıklarda gerilim sürüyor.
🔹 Çin, Trump yönetiminin “Önce Amerika” politikasıyla geri çekildiği bazı alanlarda etkisini artırıyor ve çok taraflılığı savunan, daha öngörülebilir bir güç imajı oluşturmaya çalışıyor.
🔹 Trump ve Xi, ülkelerinin geçmiş yönetimler döneminde kaybettiği gücü yeniden kazandırmakla görevli olduklarına inanıyor. Trump bunu ABD’nin yakın müttefikleriyle güven ilişkisini zedeleyen baskıcı politikalarla, Xi ise Çin Komünist Partisi üzerindeki kontrolünü ve kendi iktidarını güçlendirerek sürdürüyor.
🔹 Çin, ABD’yi gerileyen ancak tehlikeli bir güç olarak görüyor ve yeni bir siyasi düzenin lideri olarak tanınana kadar güç ve nüfuz biriktirmeyi sürdürüyor.
🔹 Pekin, Trump yönetiminin çip ihracatı denetimleri ve Tayvan politikası gibi hassas konularda geri adım atmasını kendi bölgesel ve küresel nüfuzunu genişletmek için kullanıyor. Çin’in kısa vadeli hedefi Washington’la kapsamlı bir anlaşma yapmak değil, en kötü sonuçları sınırlamak ve ABD’yi etkisiz bir konuma itmek olarak tanımlanıyor.