← Ana sayfaya dön

Donald Trump’ın Eşi Benzeri Görülmemiş Kişisel Kazancı

New Yorker
03.07.2026
Kripto gelirleri

🔹 Donald Trump'ın 2025 mali bildirimine göre toplam geliri 2,2 milyar doları aştı.

🔹 Gelirin 1,4 milyar dolarından fazlası kripto para girişimleri ve dijital varlıklardan elde edildi.

🔹 World Liberty Financial ile bağlantılı işlemler yaklaşık 800 milyon dolar gelir sağladı.

🔹 $TRUMP adlı memecoin girişiminden yaklaşık 600 milyon dolar gelir elde edildi.

Justin Sun ile ilişkiler

🔹 Kripto para girişimcisi Justin Sun, 2024 sonunda World Liberty Financial tokenlarına 75 milyon dolar yatırım yaptı ve şirkete danışman olarak katıldı.

🔹 Sun ayrıca 200 milyon dolar değerinde $TRUMP memecoin satın aldı.

🔹 Trump göreve geldikten sonra ABD düzenleyici kurumları, Sun hakkındaki dolandırıcılık ve piyasa manipülasyonu davasını 10 milyon dolarlık uzlaşmayla kapattı.

🔹 Daha sonra Sun, World Liberty Financial'a dolandırıcılık suçlamasıyla dava açtı ve şirketin tokenlarını dondurduğunu öne sürdü.

🔹 World Liberty Financial ise Sun'a iftira gerekçesiyle karşı dava açtı.

Diğer ticari işlemler

🔹 Trump, göreve başlamasından hemen önce World Liberty Financial'daki hissesinin yarısını Birleşik Arap Emirlikleri yönetici ailesine sattı.

🔹 Mali bildirimde bu işlemden yaklaşık 263 milyon dolar gelir beyan edildi.

🔹 Trump ayrıca medya şirketlerine açtığı hukuk davalarının uzlaşmaları sonucunda 80 milyon doların üzerinde gelir elde etti.

🔹 Yurt dışındaki ticari faaliyetlerinden elde ettiği gelir 117 milyon doları aştı.

🔹 Katar Emiri'nin Trump'a hediye ettiği yaklaşık 400 milyon dolar değerindeki Boeing 747 uçağı mali bildirim dönemine dahil edilmedi.

Kripto varlıklarının performansı

🔹 World Liberty Financial tokenlarının değeri zirve seviyesinden yüzde 80'den fazla düştü.

🔹 $TRUMP memecoin yaklaşık 75 dolarlık zirvesinden yaklaşık 1,70 dolara geriledi.

🔹 Bitcoin, zirve seviyesine göre yüzde 60'tan fazla değer kaybederek 60 bin doların altına indi.

🔹 Donald Trump Jr. ve Eric Trump'ın ortak olduğu American Bitcoin şirketinin hisseleri zirvesine göre yüzde 90'dan fazla düştü.

🔹 Trump Media & Technology Group hisseleri de zirvesine göre yüzde 90'dan fazla gerileyerek hisse başına 10 doların altına indi.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

Telegraph, polis vazgeçerken çalınan otomobillerin izini sürdü

The Telegraph
03.07.2026
Araç hırsızlıkları ve organize suç

🔹 Birleşik Krallık'ta yaklaşık her sekiz dakikada bir araç çalınıyor.

🔹 Organize suç grupları, çalıntı araçları parçalara ayırarak yedek parçalarını satıyor, kimliklerini değiştiriyor veya yurt dışına gönderiyor.

🔹 Hırsızlıklar artık belirli marka ve modeller için hazırlanan "sipariş listeleri" doğrultusunda gerçekleştiriliyor.

🔹 Suç örgütleri, anahtarsız giriş sistemlerini hedef alan elektronik cihazlar kullanarak araçları çalıyor.

Çalınan araçların bulunması

🔹 Araç takip şirketi Global Telemetrics, Londra'da çalınan 55 bin-80 bin sterlin değerindeki bir BMW 5 Serisi'ni Essex'teki bir araç parçalama tesisinde tespit etti.

🔹 Aynı tesiste Cambridge'de çalınan başka bir lüks BMW'nin de parçalanmış halde olduğu belirlendi.

🔹 Polis olay yerine saatler boyunca gelmeyince şirket, daha sonra aldığı izinle aracı sahibine teslim etti.

🔹 Essex Polisi, ertesi gün tesiste inceleme yaptığını ve soruşturmanın sürdüğünü açıkladı.

Veriler

🔹 2025 yılında Birleşik Krallık'ta 55 bin 625 araç kayıp veya çalıntı olarak kaydedildi.

🔹 Araç hırsızlıkları 2024'e göre yüzde 13 azalsa da pandemi öncesine kıyasla yüksek seviyesini koruyor.

🔹 Geçen yıl çalınan araçların yalnızca yüzde 44,7'si sahiplerine geri döndü.

🔹 Essex'te ise çalınan veya kaybolan araçların yalnızca üçte biri bulundu.

Mağdurların yaşadıkları

🔹 Essex'te yaşayan Vicky Johnson, ailesine ait Audi Q7'nin çalınmasının ardından komşulardan güvenlik kamerası görüntüleri topladı ve aracını kendi imkânlarıyla aramaya başladı.

🔹 Güvenlik görüntülerinin, hırsızların anahtarsız giriş sistemini hedef alan "relay" yöntemiyle aracı çaldığını gösterdiği belirtildi.

🔹 Johnson, hız cezası kayıtlarını takip ederek aracın bulunduğu bölgeyi tespit etti ancak polis soruşturması şüpheli belirlenmeden sonuçlandı.

🔹 Araç hırsızlığının ardından aile, evine güvenlik bariyerleri kurmak ve yeni araç almak için binlerce sterlin harcamak zorunda kaldı.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

ABD'li yetkililer, İsrail'in İranlı müzakerecileri öldürmeyi planladığına inanıyordu

The New York Times
03.07.2026
Müzakereler ve suikast endişesi

🔹 ABD'li mevcut ve eski yetkililer, İsrail'in İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile Parlamento Başkanı Muhammed Bakır Galibaf'ı hedef almayı planladığına inandıklarını belirtti.

🔹 ABD yönetimi, bu iki isme yönelik olası bir suikastın İran ile yürütülen ateşkes ve barış görüşmelerini sona erdireceğinden endişe etti.

🔹 ABD, bazı bölge ülkelerinden İran'a İsrail'in bu iki yetkiliyi hedef alabileceği konusunda uyarı iletmelerini istedi.

ABD ve İsrail'in farklı hedefleri

🔹 İsrail, savaşın başlangıcından itibaren İran yönetimindeki üst düzey isimleri hedef alan bir strateji izledi.

🔹 ABD'li yetkililer, savaşın ilk aşamalarında Arakçi ve Galibaf'ın meşru askeri hedef sayılabileceğini kabul etti ancak müzakereler başladıktan sonra bu yaklaşımın değiştiğini değerlendirdi.

🔹 İsrail'in hava saldırılarında İran'ın önde gelen isimlerinden Ali Laricani ve eski Dışişleri Bakanı Kemal Harrazi öldürüldü.

🔹 ABD, savaşın ilerleyen dönemlerinde diplomatik çözüm ararken İsrail'in İran yönetimini devirmeye yönelik hedeflerini sürdürmesi nedeniyle iki ülkenin savaş hedeflerinin ayrıştığını değerlendirdi.

İran'ın güvenlik önlemleri

🔹 İran, müzakere heyetini korumak amacıyla üst düzey yetkililer için ek güvenlik önlemleri aldı.

🔹 Nisan ayında Galibaf'ın Pakistan'ın İslamabad kentinde ABD heyetiyle yapılacak görüşmelere katılımı öncesinde İran, İsrail'in suikast düzenleyebileceği endişesi taşıdı.

🔹 İran, Pakistan ve Katar aracılığıyla ABD'den İsrail'in İran heyetine yönelik gizli operasyon düzenlemeyeceğine ilişkin güvence talep etti.

🔹 Pakistan, İran heyetini taşıyan uçaklara sınırdan İslamabad'a kadar savaş uçaklarıyla eskort sağladı.

Suikast iddiası

🔹 İranlı yetkililer, İslamabad dönüşünde Galibaf'ın uçağına yönelik saldırı hazırlığına ilişkin istihbarat alındığını bildirdi.

🔹 İran güvenlik birimleri, iki İsrail savaş uçağının İran hava sahasına girdiğini tespit ettiklerini iletti.

🔹 Bunun üzerine Galibaf'ın uçağı Meşhed'e acil iniş yaptı ve heyet yaklaşık sekiz saat süren kara yolculuğuyla Tahran'a ulaştı.

🔹 İranlı yetkililer, Galibaf'ın hem 2025'teki 12 günlük savaşta hem de bu yıl düzenlenen bir sığınak saldırısında enkaz altından kurtarıldığını açıkladı.

Süreç devam ediyor

🔹 Arakçi ve Galibaf, mayıs ayında Katar'da, haziran ayında ise İsviçre'de ABD heyetiyle yapılan görüşmelere katılmayı sürdürdü.

🔹 ABD yönetimi, Başkan Donald Trump'ın barış sürecinin devam etmesini istediğini ve taraflar arasındaki görüşmelerin sürdüğünü açıkladı.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

Trump'ın Erdoğan ile ilişkileri onu bu yılki NATO zirvesine ikna etti. Türkiye başka alanlarda da büyük kazanımlar elde edebilir

AP News
03.07.2026
NATO zirvesi ve Trump-Erdoğan ilişkisi

🔹 ABD Başkanı Donald Trump, gelecek hafta Ankara'da düzenlenecek NATO zirvesine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kişisel daveti üzerine katılacağını söyledi.

🔹 Trump, Erdoğan'ı "çok iyi bir lider" ve "iyi bir dost" olarak nitelendirerek, zirveye büyük ölçüde Erdoğan'a duyduğu saygı nedeniyle katılacağını ifade etti.

🔹 Trump'ın zirve kapsamında Erdoğan ile ikili görüşme yapması bekleniyor.

🔹 Trump, Barack Obama'nın 2015 ziyaretinden bu yana Türkiye'yi ziyaret eden ilk ABD başkanı olacak.

Savunma iş birliği

🔹 Trump, Türkiye ziyareti sırasında Erdoğan'ı "çok mutlu edecek" bir savunma adımı atabileceğini söyledi.

🔹 Açıklamalar, Türkiye'nin talep ettiği F-35 savaş uçakları ve F-110 savaş uçağı motorlarının satışına ilişkin beklentileri artırdı.

🔹 Türkiye, 2019'da Rus yapımı S-400 hava savunma sistemi satın aldığı gerekçesiyle F-35 programından çıkarılmıştı.

🔹 ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Washington'ın Türkiye'ye F-35 satışının hukuki şartlar çerçevesinde mümkün olup olmadığını değerlendirdiğini açıkladı.

🔹 ABD Dışişleri Bakanlığı, Türkiye'ye 700 milyon doların üzerindeki F-110 motor satışını Kongre itirazlarını aşarak ilerletmeyi planladığını Kongre üyelerine bildirdi.

🔹 Kongre'de hem Cumhuriyetçi hem Demokrat üyeler, Türkiye'nin S-400 sistemini elinde tuttuğu sürece F-35 satışına karşı çıkmayı sürdürüyor.

İkili ilişkiler

🔹 Trump yönetimi, İran yaptırımlarının delinmesine yardımcı olduğu iddiasıyla yargılanan kamu bankası Halkbank hakkındaki önemli davayı bu yıl düşürdü.

🔹 Trump, ikinci başkanlık döneminde yakın dostu Tom Barrack'ı ABD'nin Türkiye Büyükelçisi olarak atadı.

🔹 Erdoğan ile Trump, Suriye, Gazze ve Orta Doğu'daki gelişmeleri görüşmek üzere sık sık telefon diplomasisi yürütüyor.

🔹 Trump, İran ile yaşanan çatışma sırasında Erdoğan'dan Türkiye'nin savaşa dahil olmamasını istediğini ve Erdoğan'ın bu talebe uyduğunu söyledi.

Değerlendirmeler

🔹 Uzmanlar, Trump'ın güçlü liderlerle kişisel ilişkilere önem verdiğini ve Erdoğan'ın bu yakınlığı Türkiye'nin çıkarları doğrultusunda kullandığını belirtiyor.

🔹 Joe Biden döneminde Türkiye ile ilişkiler demokrasi, insan hakları ve Rusya ile yakın ilişkiler nedeniyle daha mesafeli yürütülürken, Trump döneminde iki ülke arasındaki ilişkiler yeniden ısınma sürecine girdi.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

İsrail, Ermeni Soykırımı'nı tanımak için kötü bir zaman seçti. Özellikle Ermenistan için.

Haaretz
03.07.2026
Bölgesel etkiler

🔹 İsrail hükümeti, Ermeni Soykırımı'nı resmen tanıdı.

🔹 Karar, Ermenistan'ın Türkiye ve Azerbaycan ile ilişkilerini normalleştirmeye çalıştığı dönemde alındı.

🔹 Ermenistan'da karar bazı çevrelerce memnuniyetle karşılanırken, sosyal medyada İsrail'in siyasi amaçlarla hareket ettiği yönünde eleştiriler ve alaycı yorumlar yapıldı.

🔹 Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Ermeni Soykırımı'nın siyasi amaçlarla kullanılmasına dahil olmak istemediklerini belirterek karara mesafeli yaklaştı.

Ermenistan'ın normalleşme süreci

🔹 Ermenistan, Türkiye ve Azerbaycan ile sınırların açılmasını ve ilişkilerin normalleşmesini stratejik öncelik olarak görüyor.

🔹 Paşinyan, iç politikadaki sert eleştirilere rağmen normalleşme sürecini sürdürmeyi hedefliyor.

🔹 Sınırların açılması, Ermenistan'ın Avrupa ve Hazar bölgesiyle bağlantısını güçlendirecek ulaşım projeleri açısından önemli görülüyor.

Azerbaycan ve Türkiye'nin tepkisi

🔹 Azerbaycan, İsrail'in kararını "kabul edilemez" olarak nitelendirerek kararın yeniden gözden geçirilmesini istedi.

🔹 İsrail ile Azerbaycan arasında silah, istihbarat ve enerji alanlarında yakın iş birliği bulunmasına rağmen, Bakü'nün karar öncesinde bilgilendirilmediği ifade edildi.

🔹 Eski Azerbaycan Dışişleri Bakanı Tofig Zulfugarov, kararın İsrail hükümetiyle ilişkilerin mesafeli hale getirilmesi için gerekçe oluşturduğunu söyledi.

🔹 Türkiye, kararın ardından İsrail'in Gazze'deki politikalarını gerekçe göstererek İsrail'in başka ülkelere ahlak dersi veremeyeceğini açıkladı.

İsrail'deki değerlendirmeler

🔹 İsrailli diplomatik kaynaklar, kararın uzun yıllar gündeme alınmadıktan sonra beklenmedik şekilde yeniden gündeme getirildiğini belirtti.

🔹 Aynı kaynaklar, Ermeni Soykırımı'nın tanınmasının doğru olduğunu ancak zamanlamasının hem Ermenistan'ın normalleşme sürecini hem de İsrail'in Azerbaycan ve Türkiye ile ilişkilerini zorlaştırabileceğini değerlendirdi.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

Suudi Arabistan öncülüğünde Orta Doğu'da yeni bir eksen oluşuyor

Foreign Policy
02.07.2026
Yeni bölgesel blok

🔹 İran savaşı sonrasında Suudi Arabistan, Katar, Mısır, Pakistan ve Türkiye'nin yer aldığı yeni bir bölgesel iş birliği ekseni ortaya çıktı. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) bu oluşumun dışında kaldı.

🔹 Yeni blok, İran'ın bölgesel etkisini dengelemeyi, Suriye ve Lübnan gibi ülkelerde nüfuzunu artırmayı ve İsrail'in askeri faaliyetlerine sınır çizilmesini sağlamayı hedefliyor.

🔹 Pakistan'ın nükleer kapasitesi, Suudi Arabistan ile savunma iş birliği kapsamında ittifakın caydırıcılık unsurlarından biri olarak görülüyor.

🔹 İsrail basınında "Sünni ittifakı" veya "genişleyen İslami NATO" olarak anılan oluşumun resmi bir adı bulunmuyor.

Suudi Arabistan ve BAE arasındaki ayrışma

🔹 Suudi Arabistan ile BAE arasında İran ve İsrail politikaları ile ekonomik rekabet nedeniyle görüş ayrılıkları derinleşiyor.

🔹 BAE, İsrail ile normalleşmeyi ve güvenlik iş birliğini sürdürürken; Suudi Arabistan İsrail'e daha eleştirel yaklaşan ülkelerle yakınlaşmayı tercih ediyor.

🔹 Suudi Arabistan, bölgesel liderlik rolünü güçlendirmek amacıyla Arap ülkeleri ile İran'ı bir araya getirecek bir zirve düzenlemeyi planlıyor.

Ekonomik ve diplomatik etkiler

🔹 İran savaşı sırasında petrol fiyatlarının yükselmesi Suudi Arabistan'ın petrol gelirlerini artırırken, Doğu-Batı Petrol Boru Hattı Kızıldeniz üzerinden alternatif ihracat güzergâhı olarak tam kapasiteyle çalıştı.

🔹 Buna rağmen Suudi Arabistan'da bazı petrol sahalarının üretiminin durması nedeniyle ekonomik büyüme yavaşladı ve ülke Kızıldeniz altyapısını güçlendirmeye yöneldi.

🔹 Katar, İran ile sahip olduğu diplomatik kanalları kullanarak ABD-İran görüşmeleri sırasında arabuluculuk faaliyetlerini artırdı ve Lübnan'daki gerilimin müzakereleri etkilemesini önlemeye yönelik girişimlerde bulundu.

🔹 Mısır, Suudi Arabistan'ın altyapı yatırımlarından faydalanmayı hedeflerken; Türkiye'nin bölgesel güvenlik endişeleri nedeniyle savunma sanayisi ihracatını artırmayı amaçladığı belirtiliyor.

BAE'nin farklı yaklaşımı

🔹 BAE, İran'dan en yoğun füze ve İHA saldırısına maruz kalan Körfez ülkesi oldu ve enerji ihracatını Hürmüz Boğazı yerine Umman Körfezi kıyısındaki limanlara kaydırma çalışmalarını hızlandırdı.

🔹 BAE, İran'ı bölgedeki en büyük güvenlik tehdidi olarak görmeye devam ederken İsrail ile savunma iş birliğini sürdürdü ve savaş sırasında hava savunma desteği aldığı belirtiliyor.

🔹 Körfez ülkeleri arasında İran ve İsrail'e karşı izlenecek ortak güvenlik stratejisi konusundaki farklı yaklaşımların bölgesel dengeleri şekillendirmeye devam ettiği değerlendiriliyor.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

The Economist: Türkiye ile İsrail enerji alanında iş birliği yapmalı

The Economist
02.07.2026

🔹 Türkiye ile İsrail arasındaki siyasi gerilim sürerken, iki ülke birbirini bölgesel güvenlik açısından tehdit olarak görüyor.

🔹 Türkiye, İsrail'in Filistinlilere yönelik politikalarını eleştirirken; İsrail, Türkiye'nin Hamas yöneticilerine ev sahipliği yaptığını savunuyor.

🔹 İsrail'in Kürt gruplarla geliştirdiği ilişkiler Ankara'da güvenlik endişesi yaratırken, Türkiye'nin Suriye'deki yeni yönetimle yakın ilişkileri de İsrail tarafından risk olarak görülüyor.

🔹 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu karşılıklı sert açıklamalar yapmayı sürdürüyor.

🔹 İki ülke arasındaki sert söylemlerin önemli ölçüde iç kamuoyuna yönelik siyasi amaçlar taşıdığı değerlendiriliyor.

Enerji iş birliği önerisi

🔹 Türkiye ve İsrail'in ABD'nin müttefikleri olarak geçmişte askeri ve ekonomik alanlarda iş birliği yaptığı, benzer bir yaklaşımın yeniden geliştirilebileceği belirtiliyor.

🔹 İsrail'in ithal ettiği petrolün önemli bir bölümü Azerbaycan ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nden Türkiye üzerinden boru hatları veya Ceyhan Limanı aracılığıyla taşınıyor.

🔹 İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki etkisi nedeniyle Doğu Akdeniz'deki doğal gaz kaynaklarının geliştirilmesi ve alternatif enerji güzergâhlarının oluşturulmasının önem kazandığı ifade ediliyor.

🔹 İsrail'in geliştirdiği Doğu Akdeniz doğal gaz sahalarının Türkiye ve diğer kıyı ülkeleriyle ortak projeler kapsamında değerlendirilebileceği belirtiliyor.

🔹 Daha önce gündeme gelen Doğu Akdeniz gazını Türkiye'ye bağlayacak boru hattı projelerinin yeniden canlandırılmasının, Körfez ülkelerinden Avrupa ve Asya'ya uzanan daha geniş bir enerji ağı oluşturabileceği ifade ediliyor.

🔹 Türkiye ve İsrail'in karşılıklı siyasi gerilimi azaltarak enerji ticareti ve bölgesel enerji koridorlarında iş birliğini artırmasının her iki ülkeye ekonomik ve stratejik fayda sağlayabileceği belirtiliyor.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

Yeni ve düşük maliyetli Çin yapay zekâ modeli, OpenAI ve Anthropic'e yaklaşarak Batı'da ilgi görüyor

Reuters
02.07.2026
Modelin performansı

🔹 Pekin merkezli Z.ai tarafından geliştirilen GLM-5.2 modeli, kod yazma ve yapay zekâ ajanı yeteneklerinde OpenAI ve Anthropic'in en gelişmiş modellerine yakın performans sergilerken daha düşük maliyet sunuyor.

🔹 GLM-5.2, OpenRouter gibi geliştirici platformlarında kullanım sıralamasında Anthropic modellerini geride bıraktı.

🔹 Eski Beyaz Saray yapay zekâ danışmanı David Sacks, GLM-5.2'nin Anthropic'in Claude Opus 4.8 modeli ile OpenAI'ın GPT-5.5 modeline çok yakın seviyede olduğunu söyledi.

🔹 GLM-5.2, Artificial Analysis büyük dil modeli sıralamasında beşinci, Code Arena'nın ön uç kodlama sıralamasında ise ikinci sırada yer alıyor.

🔹 Model, önde gelen kapalı kaynak ABD modellerinin yaklaşık altıda biri maliyetle çalışabiliyor.

Batı'da artan ilgi

🔹 OpenAI ve Anthropic'in en yeni modellerine yönelik gecikmeler ve kısıtlamalar, GLM-5.2'ye olan uluslararası ilgiyi artırdı.

🔹 Batılı girişimler ve geliştiriciler, daha düşük maliyet ve açık kaynak yapısı nedeniyle Çin modellerini değerlendirmeye başladı.

🔹 Uzmanlar, işletmelerin yapay zekâ kullanım maliyetlerinin yükselmesi nedeniyle açık kaynaklı ve daha uygun fiyatlı modellere yöneldiğini belirtiyor.

🔹 Geliştiriciler, GLM-5.2'nin ek ince ayar gerektirmeden doğrudan kullanılabilmesinin açık kaynak modellerin benimsenmesini kolaylaştırdığını ifade ediyor.

Sınırlamalar

🔹 Veri güvenliği endişeleri, özellikle bankacılık ve siber güvenlik gibi düzenlemeye tabi sektörlerde Çin yapay zekâ modellerinin yaygın kullanımını sınırlamaya devam ediyor.

🔹 Uzmanlar, ABD ve Avrupa'daki birçok kurumun teknik performans ve maliyet avantajına rağmen Çin modellerini yapay zekâ altyapısına dahil etmekte çekingen davrandığını belirtiyor.

🔹 İşletmelerde yapay zekâ altyapısının yeni modellere geçirilmesinin birkaç ay sürebileceği değerlendiriliyor.

Çin'in yapay zekâ rekabeti

🔹 RAND verilerine göre Çin büyük dil modellerinin küresel kullanım payı, DeepSeek'in R1 modelinin yayımlanmasının ardından iki ay içinde %3'ten %13'e yükseldi.

🔹 Çin modellerindeki kullanım artışı en çok gelişmekte olan ülkelerde ve Pekin ile yakın siyasi ve ekonomik ilişkilere sahip ülkelerde görüldü.

🔹 Uzmanlar, GLM-5.2'nin OpenAI ve Anthropic'in tamamen yerini almasının kısa vadede beklenmediğini, ancak geliştirici odaklı pazarda önemli bir alternatif haline geldiğini belirtiyor.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

Türkiye’nin savunma sanayisi hızla büyüyor. Avrupa’yı hedefliyor

Financial Times
02.07.2026
Recep Tayyip Erdoğan, ortada, Aralık ayında İstanbul Tersanesi Komutanlığı'nda düzenlenen bir deniz platformunun hizmete alınma törenine katılıyor. Türkiye, Karadeniz'de önemli bir deniz gücüdür. © TUR Cumhurbaşkanlığı/Murat Çetinmuhurdar/Anadolu/Getty Images
Recep Tayyip Erdoğan, ortada, Aralık ayında İstanbul Tersanesi Komutanlığı'nda düzenlenen bir deniz platformunun hizmete alınma törenine katılıyor. Türkiye, Karadeniz'de önemli bir deniz gücüdür. © TUR Cumhurbaşkanlığı/Murat Çetinmuhurdar/Anadolu/Getty Images
Baykar'ın Bayraktar TB3 insansız hava aracı, Şubat ayında Baltık Denizi'nde düzenlenen bir NATO eğitim tatbikatı kapsamında dondurucu soğukta uçuş gösterisi yaptı. © Baykar/Anadolu/Getty Images
Baykar'ın Bayraktar TB3 insansız hava aracı, Şubat ayında Baltık Denizi'nde düzenlenen bir NATO eğitim tatbikatı kapsamında dondurucu soğukta uçuş gösterisi yaptı. © Baykar/Anadolu/Getty Images
Turkish defence spending has been rising, reflecting the broader trend in non-US Nato
Turkish defence spending has been rising, reflecting the broader trend in non-US Nato

AB ülkeleri Erdoğan’ın artan otoriterliğinden rahatsız. Ama Türkiye’nin sert gücünü istiyorlar.

Belki de sadece dil sürçmesiydi. Ursula von der Leyen bu yılın başlarında Avrupa’nın Rusya, Çin ve Türkiye’nin etkisi altına girme riskiyle karşı karşıya olduğunu söylemişti. Bunun, “bizim için işleri zorlaştıracağını” ifade etmişti.

Bu korkunç bir gaf oldu. Avrupa Komisyonu Başkanı, kilit bir NATO müttefikini ve uzun süredir AB üyeliğine aday olan bir ülkeyi, Avrupa’nın en büyük iki rakibiyle aynı kefeye koymuştu. Birkaç gün sonra Komisyon’un basın servisi bu sözleri beceriksizce geri çekince, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sert karşılık verdi: “Avrupa’nın Türkiye’ye ihtiyacı, Türkiye’nin Avrupa’ya ihtiyacından daha fazla.”

Erdoğan’ın artan otoriterliği, Türkiye’yi uzun süredir zor ve öngörülemez bir müttefik haline getiriyor. Bugün Ukrayna ve Orta Doğu’daki çatışmalar ile ABD’nin güvenlik şemsiyesini Avrupa’dan çekebileceği yönündeki endişeler, sert bir yeniden değerlendirmeyi zorluyor. Türkiye artık yalnızca sorunlu bir Avrupalı müttefik olarak görülmüyor. Aynı zamanda kritik bir stratejik ortak.

NATO’nun Brüksel’deki karargâhında Türkiye, ABD’den sonra ikinci sırada gelen “vazgeçilmez bir ortak” olarak anılıyor; ittifakın güneydoğu kanadında bir kaya, Karadeniz’de büyük bir deniz gücü. Türkiye’nin savunma sanayisi de Avrupa’daki NATO üyelerinin acilen ihtiyaç duyduğu drone ve güdümlü füze gibi silahları seri üretmek için gereken ölçeğe ve uzmanlığa sahip.

Ankara şimdi artan jeopolitik ağırlığını daha yakın AB ilişkilerine, Avrupa’nın şekillenmekte olan güvenlik düzeninde resmî bir role ve büyüyen savunma sanayisi için silah anlaşmalarına dönüştürmek istiyor. Avrupa orduları Türk top mermilerine, dronlarına ve kara gücüne ihtiyaç duyarken, Erdoğan daha iyi AB erişimi, savunma sözleşmeleri ve en önemlisi bunlarla birlikte gelen teknoloji ve finansmanı istiyor.

Pek çok Avrupalı lider, özellikle ABD Başkanı Donald Trump Avrupa’daki Amerikan askerlerini ve teçhizatını azaltmaya yönelirken, Erdoğan’ın isteklerinin karşılanması gerektiğine inanıyor. Türkiye’nin geçen yılki 10 milyar dolarlık savunma ihracatının yarısından çok daha fazlası NATO ülkelerine gitti.

Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb haziran ayında, “Güvenlik perspektifinden bakıldığında Türkiye’nin bize mümkün olduğunca yakın olması gerektiği anlayışına zihnimizi açmamız gerekiyor,” dedi. “Dünyada güç göstermek istiyorsak büyük düşünmeye başlamalıyız.”

“Büyük düşünmek” ve büyük harcamalar, 7 Temmuz’da Ankara’da yapılacak NATO zirvesinin büyük bölümünü şekillendirecek. Zirvenin ana çabası, Avrupa’nın Trump’ı 32 üyeli askeri ittifaka bağlı tutmaya çalışması olacak. Analistlere ve yetkililere göre buna paralel olarak, ABD geri çekilirken Türkiye’nin ve savunma sanayi üssünün Avrupa’ya ne kadar entegre edilebileceği gündemi de var.

Zirvenin Türkiye’de yapılacak olması bile Avrupa’nın bakışının ne kadar değiştiğini gösteriyor. On yıl önce Erdoğan, NATO’yu 2018 toplantısını İstanbul’da yapmaya davet etmişti; bu teklifin kabul edileceği yaygın şekilde varsayılıyordu. Ancak bu planlar, Türkiye’de demokrasinin gerilemesine ilişkin kaygılar nedeniyle bir düzine Avrupalı müttefik tarafından engellendi.

Bir hafta sonra Erdoğan, darbe girişiminin ardından kamu görevlilerine ve muhalif isimlere yönelik geniş çaplı bir tasfiye başlattı. Bundan birkaç ay sonra Türkiye, Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın almak için görüşmelere başladı.

O dönem tartışmalarda bulunan bir NATO diplomatı, “Birçok Avrupa ülkesi, yaşananlardan sonra haklı çıktığını hissetti,” diyor. “Erdoğan’a söz verdikten sonra zirveyi ondan geri almak zorunda kalacakları kâbus senaryosundan kaçınmış oldular.”

Türkiye’nin 72 yaşındaki güçlü adamı Erdoğan artık sonunda istediğini aldı. Gelecek haftaki zirve, Erdoğan’ın 1.150 odalı Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin devasa ihtişamı içinde yapılacak. Trump’ın duymak istediği şekilde Avrupalı NATO ülkelerinden daha yüksek savunma harcaması taahhütleri gelecek ve Erdoğan’ın imzalanmasını istediği Türk silahlarına yönelik büyük sözleşmeler gündemde olacak.

Türkiye’nin zorlanan ekonomisi ve demokrasisine ilişkin kaygılar ise son dönemdeki örneklere bakılırsa kırmızı halının altına süpürülecek.

Daha mayıs ayında bir Ankara mahkemesi, ülkenin ana muhalefet partisinin lideri Özgür Özel’i görevden aldı. Bu, Erdoğan’ın başlıca siyasi rakiplerinin karşı karşıya kaldığı yargı saldırısının son hamlesiydi. Bu süreç geçen yıl İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla hızlanmıştı. Buna rağmen ABD’li ve Avrupalı liderler hiçbir şey söylemedi.

Yine de Türkiye’nin daha yakın AB ilişkileri, daha sıkı güvenlik entegrasyonu ve bunların sağlayacağı uluslararası meşruiyet yönündeki arayışını ne kadar ileri taşıyabileceğinin bir sınırı var.

Türkiye’nin Avrupalı müttefiklerinin çoğu, Erdoğan hükümeti ve bunun NATO’nun ilan edilmiş “demokrasi, bireysel özgürlük ve hukukun üstünlüğü” ilkeleriyle uyumu hakkında derin kaygılar taşıyor. Yetkililere, diplomatlara ve analistlere göre bu, demokratik inceliklere duygusal bağlılıktan değil, sert bir çıkar hesabından kaynaklanıyor.

IstanPol Enstitüsü eş direktörü Seren Selvin Korkmaz, “Demokrasi ve jeostratejik istikrar ayrı meseleler değildir,” diyor. “Demokratik kurumlar, Türkiye’nin stratejik gücünün güvenilirliğini şekillendirir. Uluslararası anlaşmaların bireysel liderlerin ötesinde sürmesini sağlayan kurumsal altyapıyı sunarlar.”

Nitekim Türk makamları, zirve öncesinde bu sorunu hatırlattı. Toplantı öncesi yapılan güvenlik operasyonunda, çoğu altmışlı ve yetmişli yaşlarında olan üç düzineden fazla çevreci dahil 200’den fazla kişi terör şüphesiyle gözaltına alındı.

Batılı bir yetkili sorunu açık biçimde şöyle tarif ediyor: “Türkiye’nin iç, ekonomik ve siyasi kırılganlığı jeostratejik önemini ne zaman ve nasıl sınırlar ya da zayıflatır? Sonuçta gerçek soru, önemli olan soru bu.”

Türkiye’nin savunma sanayisi devrimi

Ankara’nın 200 kilometre batısında, Pers Kraliyet Yolu olarak bilinen antik bir yolun yakınındaki devasa modern bir tesiste, Türkiye’nin askeri-sanayi kompleksinin neden bu kadar değerli görüldüğünün nedenlerinden biri yatıyor. Hafif silah mühimmatı, havan mermileri ve topçu mermileri üreten Arca Savunma, belki de kimsenin adını duymadığı en büyük Türk savunma şirketi.

Yalnızca altı yıl önce eski bir NATO tedarik yetkilisi olan İsmail Terlemez tarafından kurulan Arca, baş döndürücü bir yükseliş yaşadı. Siyasi bağlantıları güçlü olan şirket, devlet haber ajansı Anadolu’ya göre geçen yıl Türkiye’nin en büyük savunma ihracatçısı oldu. Son dönemdeki en büyük sözleşmeleri arasında Slovakya, Bulgaristan ve Estonya ile yapılan milyarlarca dolarlık anlaşmalar var.

Geçen yıl ABD Adalet Bakanlığı, Terlemez’in NATO’da görevliyken bir dizi patlayıcı tedarik sözleşmesiyle bağlantılı olarak 115 bin eurodan fazla menfaat kabul ettiği yönündeki suçlamaları düşürdü.

Arca, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin Türkiye’nin “savunma sanayisi devrimi” diye adlandırdığı şeyin simgelerinden biri.

Türk savunma şirketleri hızlı hareket ediyor ve pazar talebine çabuk yanıt veriyor. Sektör hükümet tarafından ulusal kimliğin bir direği olarak yüceltiliyor.

Ankara’da herhangi bir günde dev reklam panolarında patlayan füzelerin, yükselen jetlerin ve ateşlenen topların videoları gösteriliyor. Bunların ardından çoğu zaman pilot gözlüğü takmış Erdoğan’ın fotoğrafı ve şu slogan geliyor: “Dostlarına güven, düşmanlarına korku veren Türkiye.”

Sektör ayrıca bir ülkenin NATO standartlarında silahlarda nasıl yüksek derecede kendi kendine yeterlilik sağlayabileceğini gösteriyor.

Bu hamle ilk olarak 1974 Kıbrıs Savaşı’ndan sonra başladı; o dönemde ABD silah ambargosu Türkiye’nin yabancı tedarikçilere bağımlılığını açığa çıkarmıştı. Erdoğan döneminde ise devlet desteğinin, bazen bütçe dışı özel bir savunma fonu aracılığıyla, siyasi bağlantılı savunma şampiyonlarına yönlendirilmesiyle hızlandı.

Analistlerin tahminine göre fonun harcamaları 2018’de zirveye çıktı ve GSYH’nin neredeyse yarım puanına ulaştı; bu da yaklaşık 3 milyar dolara denk geliyordu.

Üst düzey bir yetkili, geçmiş savunma hamlelerinin “meyvelerini topluyoruz” diyor. Bu yıl savunma ihracatının yaklaşık yüzde 30 artarak 13 milyar dolara çıkabileceğini öngörüyor. Yetkili gülümseyerek, “Avrupa’nın bizden öğreneceği çok şey var,” diye ekliyor.

Bugün Avrupa da savunma sanayisini yeniden inşa etmek ve tedarik zincirlerini güvence altına almak için benzer bir çaba içinde. Türk yetkililer, Türkiye’nin savunma girdilerinin değer bazında yüzde 80’den fazlasının yurt içinden sağlandığını iddia ediyor.

Üst düzey bir NATO savunma yetkilisi, “Türkiye’de Almanya’nın ancak eşleşebileceği düzeyde girişimcilik, mühendislik uzmanlığı ve sanayi ölçeği var. Ama Almanya pahalı,” diyor. “Türkler ayrıca NATO toplantılarına en iyi hazırlanmış şekilde geliyor ve en zor soruları soruyor. Onları kesinlikle kendi tarafınızda istersiniz.”

Yine de Türkiye’nin cephaneliği tek başına onu sarsılmaz bir müttefik yapmıyor. Savunma sanayisi de ülkeye ilişkin birçok NATO müttefikinin daha geniş çekincelerini özetleyen bazı engellerle karşı karşıya.

İlk ve en sembolik sorun pazar dışlanması. Avrupa NATO’sunun AB üyesi olmayan bir üyesi olarak Ankara, Brüksel’in 150 milyar euroluk silah için kredi programının dışında bırakıldı. Bu program AB’nin ortak bütçesine dayanıyor ve savunma üretimini, inovasyonu ve sınır ötesi işbirliğini artırmak için tasarlanmış durumda.

Türkiye bu sorunu Brüksel’i tamamen devre dışı bırakarak ve bunun yerine ikili anlaşmalar yaparak aşmaya çalıştı.

Erdoğan’ın damadı Selçuk Bayraktar’ın yönettiği, yapay zekâ destekli dronlarda dünya lideri Baykar, İtalyan Leonardo şirketiyle Avrupa’da faaliyet gösteren bir şirket olarak AB finansmanına erişim sağlayan bir ortak girişim kurdu. Türk mühimmat üreticisi Repkon da benzer şekilde Almanya’da üretim tesisleri kurmak için anlaşma imzaladı.

Türkiye ayrıca geçen yılın sonlarında İspanya hava kuvvetlerine Airbus ile ortak üretilecek 30 eğitim jeti sattı. Anlaşmanın değeri 2,6 milyar euro. Analistlere göre bu ortak üretim modeli, Avrupa silahlarını entegre eden diğer Türk savunma platformlarında da tekrarlanabilir.

Ankara merkezli savunma danışmanı Arda Mevlütoğlu, “İşbirliği için çok büyük potansiyel var,” diyor. “Batılı ülkeler kendi aviyonik ve silah sistemleriyle Türk platformlarına tak-çalıştır modeliyle entegre olabilir.”

Bu tür ortak girişimler, işlemsel dönemin ruhuna uygun. Ancak Türkiye’nin güvenlik rolüne ilişkin kapsayıcı bir Avrupa anlaşmasının parçası olmaması, bunun ne kadar ileri gidebileceğini de sınırlıyor.

Siyaset bilimci Korkmaz, “Avrupa Türkiye’den ne istiyor? Bu net değil ve sorun da bu. İlişki devam ediyor çünkü devam etmek zorunda, ama ilerlemiyor çünkü onu destekleyecek siyasi altyapı yok,” diyor. “Bu olmadan Türkiye daha önemli hale gelebilir ama paradoksal biçimde stratejik tartışmalarda daha az ilgili hale de gelebilir.”

İkinci sorun finansal. Türkiye’nin savunma sektörü hızla büyüyor olabilir; ancak daha geniş ekonomi yüzde 33 enflasyon, artan maliyetler ve diğer üreticilerin rekabet gücünü boğan değerlenen kur nedeniyle sıkıntı içinde.

Sektör ayrıca hukukun üstünlüğüne ilişkin kaygıların diğer sektörlerde yabancı yatırımı caydırdığı bir ülkede faaliyet gösteriyor. World Justice Project’in 2025 Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde Türkiye, 143 ülke arasında 118’inci sırada yer aldı; Rusya’nın yalnızca bir sıra üzerindeydi.

NATO savunma yetkilisi, “Türkiye’nin hukuk sistemi sermayeyi risk altında bırakıyor. Bu nedenle devlet kontrolündeki holdingler ve bir iki iyi bağlantılı özel şirket dışında Türkiye’nin savunma sanayisi sermaye bakımından hafif kalıyor. Bu, sektörün büyümesini ve derinliğini sınırlıyor,” diye ekliyor.

Üçüncü sorun güvenilirlik. Ankara, ulusal kararlılığı ve ülkenin dış baskıya dayanma kabiliyetini göstermek için savunma sanayisini sık sık öne çıkarıyor. Ancak bu tür abartılı tanıtım geri tepebiliyor.

Geçen yıl birçok Türk, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Türkiye’nin yerli savunma sanayisinin mücevheri olarak görülen beşinci nesil KAAN savaş uçağının yabancı yapımı motorlara bağımlı olduğunu kabul etmesiyle şaşkına döndü. Bu yıl da benzer aşırı vaatler, prototip Yıldırımhan balistik füzesinin ilan edilen 6.000 kilometre menzile sahip olduğu şeklinde sunuldu. Bu, Türkiye’nin mevcut en uzun menzilli füzesinden inanılması güç biçimde 10 kat daha fazla.

İkinci bir üst düzey Avrupalı savunma yetkilisi, “Türkler Apache benzeri bir helikopter yapıyor, dronları, karıştırıcı sistemleri var... Avrupa’nın en hızlı büyüyen savunma sanayilerinden biri,” diyor. Ancak yetkili, özellikle Yıldırımhan’a atıfla, “Bu yeni sistemlerden bazılarının tam olarak ne kadar etkileyici olduğu henüz görülecek,” diye ekliyor.

“Büyük NATO müttefikleri kendilerini güvende tutma konusunda gerçekten onlara güvenecek mi?”

Karşılıklı güvensizlik mirası

Türkiye’nin NATO ülkeleriyle ilişkileri, 2016’daki darbe girişiminden bu yana köklü biçimde iyileşti. O dönemde Erdoğan Batı’yı “darbecilerin ve teröristlerin yanında yer almakla” suçlamıştı.

Türk savunma şirketleri Avrupa orduları için önemli tedarikçiler haline geldi. Avrupa’nın Çin’e uzanan “Orta Koridor” ulaşım ve enerji güzergâhını güçlendirme isteği Türkiye’den geçiyor; bu da ülkenin stratejik konumunu daha da artırıyor.

Moskova ile ilişkilere gelince, Ankara işgal altındaki Kırım’ın Ukrayna’ya iadesini desteklemeyi sürdürüyor ve Türkiye’nin Rus enerjisine bağımlılığını azalttı.

Bu arada Türkiye Batı ilişkilerini yeniden değerli görmeye başladı. Bu yıl Türkiye’ye yönelen dört İran balistik füzesini düşürenler NATO hava savunma bataryalarıydı.

Türk savunma şirketleri —özellikle topçu gibi daha standartlaşmış ürünler üretenler— rekabetçi kalmak için Batı teknolojisine, finansmanına ve ortaklıklarına ihtiyaç duyuyor. Türkiye’nin savunma sanayisi kurumunda uluslararası işbirliği başkanı Ertaç Koca’ya göre Çin “hiç şüphesiz Türkiye’nin savunma sektörü için en büyük tehdit.”

En önemlisi, AB üyesi olmayan Birleşik Krallık gibi ülkeler dahil Avrupa, Türkiye’nin yaklaşık 720 milyar euroluk yıllık mal ve hizmet ticaretinin yaklaşık yarısını oluşturuyor.

Üst düzey bir Türk yetkili, “Avrupa bizim tek güvenli ve barışçıl sınırımız,” diye kabul ediyor. “Avrupa’nın istikrarına ve güvenliğine çok büyük değer veriyoruz.”

Yine de ilişkilerin daha iyi olması, iyi oldukları anlamına gelmiyor. Daha yakın savunma bağları da kaçınılmaz olarak ilişkileri iyi hale getirmeyecek. Bu da Türkiye ekonomisinin ihtiyaç duyduğu ticaret ve yatırım akışlarının üzerinde bir tavan oluşturuyor.

2005’te başlayan AB üyelik müzakereleri 2018’de donduruldu. Herkes, Türkiye’nin AB ile 1995’te, dijital ekonomi yükselişe geçmeden önce imzaladığı gümrük birliğinin güncellenmesi gerektiği konusunda hemfikir. Ancak bunu yapmak Ankara’nın kabul etmeye istekli olmayabileceği siyasi açıdan zor değişiklikler gerektirir; örneğin şeffaf kamu ihale politikalarına uymak gibi.

Eleştirmenlerin Türkiye’nin artan otoriterleşmesi olarak gördüğü durumdan kaynaklanan daha derin bir belirsizlik de tam işbirliğini sınırlıyor. Eleştirmenlere göre Türkiye tamamen otoriter hale gelirse, hükümetin temel önceliği ortak dış tehditlerle yüzleşmekten ziyade iç tehditleri ortadan kaldırmak olur. Bu, eski başbakan Viktor Orbán döneminde Macaristan’da yaşanana benzer.

Şimdilik iki taraf da ABD’nin artık Avrupa güvenliğinde eskiden oynadığı kapsayıcı rolü oynamadığı, giderek daha tehlikeli hale gelen bir dünyada yeni bir güvenlik düzenine doğru yol bulmaya çalışıyor.

İstanbul merkezli EDAM düşünce kuruluşunun direktörü Sinan Ülgen, “Karşılıklı güvensizliğin bu mirasının her zamankinden daha önemli olmasının nedeni bu,” diyor.

“Avrupa için soru şu: ‘İş ciddiye bindiğinde Türkiye AB’nin yanında mı yer alacak, yoksa kenarda mı duracak?’ Türkiye için soru şu: ‘Bu çıkmaz, işlevsiz bir NATO’ya ve Türkiye’yi dışlayan bir AB savunma mimarisine mi yol açacak?’”

Ülgen, “En kötü ihtimalde bu, daha önce korkulan her şeyi gerçek kılabilir: daha zayıf bir Avrupa ve kendi başının çaresine bakmak zorunda kalan bir Türkiye,” diye ekliyor. “Bu, keşfedilmemiş sular olur.”

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

ABD'de yumurta üreticilerinin fiyatları manipüle ettiği iddiasıyla açılan davada yeni ayrıntılar ortaya çıktı

The Wall Street Journal
02.07.2026
İddia edilen koordinasyon

🔹 ABD Adalet Bakanlığı'na göre ülkenin en büyük üç yumurta üreticisinin yöneticileri 19 Aralık 2022'de yumurta fiyatlarını yüksek tutmak amacıyla ortak hareket etmeyi görüştü.

🔹 Soruşturmaya göre şirketler, toptan yumurta piyasasında agresif alım teklifleri vererek market fiyatlarını etkileyen sektör referans fiyatını yükseltmeyi hedefledi.

🔹 Adalet Bakanlığı, Cal-Maine Foods, Hickman's Egg Ranch ve Versova yöneticilerinin 2022-2025 döneminde telefon görüşmeleri ve mesajlaşmalar yoluyla tekliflerini koordine ettiğini öne sürdü.

Fiyat mekanizması

🔹 Şirketlerin, Egg Clearinghouse adlı toptan yumurta platformuna çok sayıda yüksek fiyatlı teklif verdiği, bunun ardından sektör referans fiyatlarını belirleyen Urner Barry'nin beyaz büyük boy yumurta fiyatlarını tüm bölgelerde yükselttiği iddia edildi.

🔹 Soruşturmaya göre bazı teklifler yalnızca fiyatları yukarı çekmek amacıyla verildi ve satış teklifleri gelmeye başlayınca iptal edildi.

🔹 Adalet Bakanlığı, bu yöntemin finans piyasalarında görülen "spoofing" benzeri bir fiyat yönlendirme tekniği olduğunu belirtti.

Kuş gribi dönemi

🔹 İddia edilen uygulamalar, kuş gribi nedeniyle milyonlarca tavuğun itlaf edildiği ve yumurta arzının ciddi şekilde azaldığı dönemde gerçekleşti.

🔹 Aynı dönemde yumurta fiyatları rekor seviyelere ulaştı, marketler satış sınırı uyguladı ve bazı restoranlar yumurta kullanımına ek ücret getirdi.

🔹 Adalet Bakanlığı, kuş gribinin arzı azalttığını kabul etmekle birlikte şirketlerin bu ortamı fiyatları daha da yükseltmek için kullandığını savundu.

Şirketlerin açıklamaları

🔹 Cal-Maine Foods suçlamaları reddederek şirket faaliyetlerinin yasal olduğunu ve fiyatları etkilemediğini açıkladı.

🔹 Versova da iddiaları kabul etmediğini, uzlaşmanın şirketin faaliyetlerine odaklanmasını sağlayacağını bildirdi.

🔹 Hickman's Egg Ranch'ın yeni sahibi, iddia edilen olayların satın alma işlemi öncesinde gerçekleştiğini açıkladı.

Uzlaşma

🔹 Şirketler, mahkeme onayına bağlı uzlaşma kapsamında gıda bankaları ve yardım kuruluşlarına toplam 50 milyondan fazla yumurta bağışlamayı kabul etti.

🔹 Uzlaşma kapsamında ayrıca soruşturmaya katılan eyaletlere toplam 3,3 milyon dolar ödeme yapılacak.

🔹 Adalet Bakanlığı, federal soruşturmanın Mart 2025'te kamuoyuna yansımasının ardından şirketlerin referans fiyatları üzerindeki etkisinin azaldığını ve yumurta fiyatlarının zirve seviyelerinden belirgin şekilde gerilediğini belirtti.

← Ana sayfaya dön