← Ana sayfaya dön

Trump Bile Bu Kitabın Nasıl Bu Kadar Çok Sattığına İnanamıyor

The Atlantic
03.07.2026

🔹 Maggie Haberman ve Jonathan Swan'ın Trump'ın ikinci başkanlık dönemini konu alan Regime Change adlı kitabı, yayımlandığı ilk haftada 300 binden fazla satarak kurgu dışı yayıncılıkta son yılların en büyük başarılarından birine ulaştı.

🔹 Siyaset ve güncel olaylar kitaplarının satışları son bir yılda yaklaşık %19 gerilerken, kitabın elde ettiği satış rakamı sektörün genel eğiliminin dışında kaldı.

🔹 Yayıncılık sektöründe son yıllarda Donald Trump hakkında yazılan kitaplara ilginin azaldığı düşünülüyordu. Regime Change, bu algıyı tersine çeviren önemli bir örnek oldu.

Başarının nedenleri

🔹 Kitabın yayımlanmasından önce The New York Times'ta yayımlanan ve Jeffrey Epstein soruşturmasına ilişkin ayrıntılar içeren bölüm geniş ilgi gördü.

🔹 Jeffrey Epstein dosyasına ilişkin yeni bilgiler, kitabın tanıtımına önemli katkı sağladı.

🔹 Yayıncıların son dönemde Trump üzerine kapsamlı kitaplara daha az yönelmesi nedeniyle Regime Change, Trump'ın ikinci başkanlık dönemini ayrıntılı biçimde ele alan ilk büyük çalışmalar arasında yer aldı.

Siyasi ortamın etkisi

🔹 Trump'ın kamuoyu desteğinin gerilemesi ve ara seçimlerin yaklaşması, başkanlık dönemine ilişkin değerlendirmelere yönelik ilgiyi artırdı.

🔹 Kitap, Trump yönetiminin ilk dönemindeki gelişmeleri geriye dönük değerlendirme fırsatı sunduğu için okuyucuların ilgisini çekti.

🔹 Eserde Trump yönetiminin karar alma süreçleri, danışmanlarıyla ilişkileri ve Jeffrey Epstein meselesi gibi başlıklar ayrıntılı biçimde ele alınıyor.

🔹 Donald Trump, kitap hakkında kendisine yapılan kısa bir bilgilendirmenin ardından eserin başarısından rahatsız olduğunu ifade etti.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

Neden Herkes Birdenbire “Evrensel Temel Sermaye”yi Konuşuyor?

The Atlantic
03.07.2026
Temel fikir

🔹 Yapay zekânın çok sayıda işi devralması halinde servetin büyük bölümünün yapay zekâ şirketlerinin sahiplerinde toplanabileceği ve bunun kalıcı bir gelir eşitsizliği yaratabileceği görüşü giderek daha fazla destek görüyor.

🔹 Bu senaryoya karşı öne çıkan "Evrensel Temel Sermaye" (Universal Basic Capital) önerisi, herkesin yapay zekâ şirketlerinde veya geniş bir hisse portföyünde pay sahibi olmasını amaçlıyor.

🔹 Fikir, farklı siyasi görüşlerden Bernie Sanders, Gavin Newsom, Steve Bannon, Sam Altman ve Donald Trump gibi isimler tarafından çeşitli biçimlerde destekleniyor.

Evrensel Temel Gelirden farkı

🔹 Evrensel Temel Gelir modelinde devlet şirketlerden daha fazla vergi toplayıp bunu vatandaşlara düzenli ödeme olarak dağıtıyor.

🔹 Evrensel Temel Sermaye ise vatandaşlara doğrudan hisse veya yatırım hesabı verilmesini öngörüyor.

🔹 Öneriye göre bu hesaplar zaman içinde değer kazanacak ve vatandaşlar ekonomik büyümeden doğrudan pay alacak.

🔹 Hesaplar, büyük şirketlerden nakit yerine hisse alınması gibi yöntemlerle finanse edilebilir.

Siyasi destek

🔹 ABD'de daha önce kabul edilen "Trump Accounts" programı kapsamında 2025-2028 arasında doğan çocuklara 1.000 dolarlık yatırım hesabı açılması, bu yaklaşımın küçük ölçekli bir örneği olarak gösteriliyor.

🔹 Vivek Ramaswamy, yapay zekâ çağında her çocuğa S&P 500'e yatırım yapan 10.000 dolarlık bir hesap verilmesini önerdi.

🔹 Ekonomistler, yapay zekâ büyük bir başarıya ulaşmasa bile daha geniş hisse sahipliğinin servet eşitsizliğini azaltabileceğini savunuyor.

Sanders'ın önerisi

🔹 Bernie Sanders, OpenAI, Anthropic ve xAI gibi yapay zekâ şirketlerinin hisselerinin %50'sinin federal hükümete devredilmesini öneriyor.

🔹 Bu hisselerin bir egemen varlık fonunda toplanması ve elde edilen gelirin halka dağıtılması veya kamu hizmetlerinde kullanılması planlanıyor.

🔹 Model, Norveç'in petrol gelirlerini yöneten egemen varlık fonuna benzetiliyor.

Tartışmalar

🔹 Sam Altman, Sanders ile bu konu hakkında görüşerek kamuya ortaklık fikrine genel olarak sıcak baktığını açıkladı.

🔹 Donald Trump da yapay zekâ şirketlerinin bir bölümünün Amerikan halkına ait olabileceğini söyledi.

🔹 Öneriye karşı çıkanlar, devletin büyük hissedar hâline gelmesinin düzenleyici bağımsızlığı zayıflatabileceğini ve hükümetin yapay zekâ şirketlerini koruma eğilimini artırabileceğini savunuyor.

🔹 Eleştiriler, böyle bir modelin siyasi iktidarın şirket yönetimleri ve yapay zekâ teknolojisinin gelişimi üzerinde doğrudan etki kurmasına yol açabileceğini belirtiyor.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

En Popüler Yapay Zekâ Kodlama Girişimlerinde İşe Alım Uygulamaları

Business Insider
03.07.2026
Yetenek avı

🔹 Cursor, Cognition, Base44 ve Replit gibi yapay zekâ kodlama girişimleri, mühendisleri klasik iş başvuruları yerine doğrudan ulaşarak işe almaya çalışıyor.

🔹 Cursor'un CEO'su Michael Truell, GitHub ve X profillerini inceleyerek mühendisleri, eski girişimcileri ve teknoloji şirketlerinin çalışanlarını doğrudan işe alım sürecine davet etti.

🔹 Cognition'ın insan kaynakları ekibi, adaylarla yüz yüze görüşebilmek için farklı ülkelere seyahat ediyor.

Özgeçmiş yerine üretim geçmişi

🔹 Replit'te işe alım sürecinde LinkedIn ve özgeçmişlerden çok X üzerinden kurulan bağlantılar ve çalışan önerileri değerlendiriliyor.

🔹 Base44, GitHub projeleri ve çevrim içi yayımlanan araştırmaları adayların en önemli referansı olarak görüyor.

Çalışarak değerlendirme

🔹 Cursor, adayları birkaç gün süren ücretsiz çalışma denemelerine alıyor.

🔹 Adaylar bu süreçte şirket bilgisayarlarını kullanıyor, gerçek projeler üzerinde çalışıyor ve ortaya çıkardıkları işi ekip önünde sunuyor.

🔹 Şirket, bazı adayları bir aya yaklaşan çalışma denemelerinin ardından işe almama kararı verebiliyor.

🔹 Kilo adlı girişim ise adayları Amsterdam'da düzenlenen bir haftalık çalışma kampına davet ediyor. Katılımcılar mevcut işlerinden izin alarak ürün geliştirme sürecine katılıyor ve başarılı olanlar daha sonra şirkete geçiyor.

Beklentiler

🔹 Rocket adlı girişim teknik mülakatlarda adaylara haftalık yapay zekâ token kullanım miktarlarını soruyor.

🔹 Şirket, üretken yapay zekâyı yoğun kullanan ve yeni yöntemler deneyen adayları tercih ediyor.

🔹 Rocket ayrıca adayların gerektiğinde gece saatlerinde ortaya çıkan sorunlara müdahale etmeye hazır olup olmadığını değerlendiriyor.

🔹 Kilo, adaylardan önceki işlerinde şirketin CEO'su olsalardı neleri değiştireceklerini anlatmalarını istiyor.

🔹 Base44 ise adayların beş yıllık kariyer hedeflerini sorgulayarak yoğun çalışma temposuna uyum sağlayıp sağlayamayacaklarını değerlendiriyor.

Yapay zekâ destekli mülakatlar

🔹 Cognition, Base44 ve Replit teknik mülakatlarda adayların yapay zekâ araçlarını kullanmasına izin veriyor.

🔹 Cognition, işe alım sürecini yapay zekâdaki gelişmelere göre sürekli güncelliyor.

🔹 Base44, adaylardan şirketin iç yapısını bilmeden benzer bir platformu nasıl geliştireceklerini anlatmalarını veya mülakat sırasında yapay zekâ araçlarıyla kısa sürede bir proje geliştirmelerini istiyor.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

Donald Trump’ın Eşi Benzeri Görülmemiş Kişisel Kazancı

New Yorker
03.07.2026
Kripto gelirleri

🔹 Donald Trump'ın 2025 mali bildirimine göre toplam geliri 2,2 milyar doları aştı.

🔹 Gelirin 1,4 milyar dolarından fazlası kripto para girişimleri ve dijital varlıklardan elde edildi.

🔹 World Liberty Financial ile bağlantılı işlemler yaklaşık 800 milyon dolar gelir sağladı.

🔹 $TRUMP adlı memecoin girişiminden yaklaşık 600 milyon dolar gelir elde edildi.

Justin Sun ile ilişkiler

🔹 Kripto para girişimcisi Justin Sun, 2024 sonunda World Liberty Financial tokenlarına 75 milyon dolar yatırım yaptı ve şirkete danışman olarak katıldı.

🔹 Sun ayrıca 200 milyon dolar değerinde $TRUMP memecoin satın aldı.

🔹 Trump göreve geldikten sonra ABD düzenleyici kurumları, Sun hakkındaki dolandırıcılık ve piyasa manipülasyonu davasını 10 milyon dolarlık uzlaşmayla kapattı.

🔹 Daha sonra Sun, World Liberty Financial'a dolandırıcılık suçlamasıyla dava açtı ve şirketin tokenlarını dondurduğunu öne sürdü.

🔹 World Liberty Financial ise Sun'a iftira gerekçesiyle karşı dava açtı.

Diğer ticari işlemler

🔹 Trump, göreve başlamasından hemen önce World Liberty Financial'daki hissesinin yarısını Birleşik Arap Emirlikleri yönetici ailesine sattı.

🔹 Mali bildirimde bu işlemden yaklaşık 263 milyon dolar gelir beyan edildi.

🔹 Trump ayrıca medya şirketlerine açtığı hukuk davalarının uzlaşmaları sonucunda 80 milyon doların üzerinde gelir elde etti.

🔹 Yurt dışındaki ticari faaliyetlerinden elde ettiği gelir 117 milyon doları aştı.

🔹 Katar Emiri'nin Trump'a hediye ettiği yaklaşık 400 milyon dolar değerindeki Boeing 747 uçağı mali bildirim dönemine dahil edilmedi.

Kripto varlıklarının performansı

🔹 World Liberty Financial tokenlarının değeri zirve seviyesinden yüzde 80'den fazla düştü.

🔹 $TRUMP memecoin yaklaşık 75 dolarlık zirvesinden yaklaşık 1,70 dolara geriledi.

🔹 Bitcoin, zirve seviyesine göre yüzde 60'tan fazla değer kaybederek 60 bin doların altına indi.

🔹 Donald Trump Jr. ve Eric Trump'ın ortak olduğu American Bitcoin şirketinin hisseleri zirvesine göre yüzde 90'dan fazla düştü.

🔹 Trump Media & Technology Group hisseleri de zirvesine göre yüzde 90'dan fazla gerileyerek hisse başına 10 doların altına indi.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

Telegraph, polis vazgeçerken çalınan otomobillerin izini sürdü

The Telegraph
03.07.2026
Araç hırsızlıkları ve organize suç

🔹 Birleşik Krallık'ta yaklaşık her sekiz dakikada bir araç çalınıyor.

🔹 Organize suç grupları, çalıntı araçları parçalara ayırarak yedek parçalarını satıyor, kimliklerini değiştiriyor veya yurt dışına gönderiyor.

🔹 Hırsızlıklar artık belirli marka ve modeller için hazırlanan "sipariş listeleri" doğrultusunda gerçekleştiriliyor.

🔹 Suç örgütleri, anahtarsız giriş sistemlerini hedef alan elektronik cihazlar kullanarak araçları çalıyor.

Çalınan araçların bulunması

🔹 Araç takip şirketi Global Telemetrics, Londra'da çalınan 55 bin-80 bin sterlin değerindeki bir BMW 5 Serisi'ni Essex'teki bir araç parçalama tesisinde tespit etti.

🔹 Aynı tesiste Cambridge'de çalınan başka bir lüks BMW'nin de parçalanmış halde olduğu belirlendi.

🔹 Polis olay yerine saatler boyunca gelmeyince şirket, daha sonra aldığı izinle aracı sahibine teslim etti.

🔹 Essex Polisi, ertesi gün tesiste inceleme yaptığını ve soruşturmanın sürdüğünü açıkladı.

Veriler

🔹 2025 yılında Birleşik Krallık'ta 55 bin 625 araç kayıp veya çalıntı olarak kaydedildi.

🔹 Araç hırsızlıkları 2024'e göre yüzde 13 azalsa da pandemi öncesine kıyasla yüksek seviyesini koruyor.

🔹 Geçen yıl çalınan araçların yalnızca yüzde 44,7'si sahiplerine geri döndü.

🔹 Essex'te ise çalınan veya kaybolan araçların yalnızca üçte biri bulundu.

Mağdurların yaşadıkları

🔹 Essex'te yaşayan Vicky Johnson, ailesine ait Audi Q7'nin çalınmasının ardından komşulardan güvenlik kamerası görüntüleri topladı ve aracını kendi imkânlarıyla aramaya başladı.

🔹 Güvenlik görüntülerinin, hırsızların anahtarsız giriş sistemini hedef alan "relay" yöntemiyle aracı çaldığını gösterdiği belirtildi.

🔹 Johnson, hız cezası kayıtlarını takip ederek aracın bulunduğu bölgeyi tespit etti ancak polis soruşturması şüpheli belirlenmeden sonuçlandı.

🔹 Araç hırsızlığının ardından aile, evine güvenlik bariyerleri kurmak ve yeni araç almak için binlerce sterlin harcamak zorunda kaldı.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

ABD'li yetkililer, İsrail'in İranlı müzakerecileri öldürmeyi planladığına inanıyordu

The New York Times
03.07.2026
Müzakereler ve suikast endişesi

🔹 ABD'li mevcut ve eski yetkililer, İsrail'in İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile Parlamento Başkanı Muhammed Bakır Galibaf'ı hedef almayı planladığına inandıklarını belirtti.

🔹 ABD yönetimi, bu iki isme yönelik olası bir suikastın İran ile yürütülen ateşkes ve barış görüşmelerini sona erdireceğinden endişe etti.

🔹 ABD, bazı bölge ülkelerinden İran'a İsrail'in bu iki yetkiliyi hedef alabileceği konusunda uyarı iletmelerini istedi.

ABD ve İsrail'in farklı hedefleri

🔹 İsrail, savaşın başlangıcından itibaren İran yönetimindeki üst düzey isimleri hedef alan bir strateji izledi.

🔹 ABD'li yetkililer, savaşın ilk aşamalarında Arakçi ve Galibaf'ın meşru askeri hedef sayılabileceğini kabul etti ancak müzakereler başladıktan sonra bu yaklaşımın değiştiğini değerlendirdi.

🔹 İsrail'in hava saldırılarında İran'ın önde gelen isimlerinden Ali Laricani ve eski Dışişleri Bakanı Kemal Harrazi öldürüldü.

🔹 ABD, savaşın ilerleyen dönemlerinde diplomatik çözüm ararken İsrail'in İran yönetimini devirmeye yönelik hedeflerini sürdürmesi nedeniyle iki ülkenin savaş hedeflerinin ayrıştığını değerlendirdi.

İran'ın güvenlik önlemleri

🔹 İran, müzakere heyetini korumak amacıyla üst düzey yetkililer için ek güvenlik önlemleri aldı.

🔹 Nisan ayında Galibaf'ın Pakistan'ın İslamabad kentinde ABD heyetiyle yapılacak görüşmelere katılımı öncesinde İran, İsrail'in suikast düzenleyebileceği endişesi taşıdı.

🔹 İran, Pakistan ve Katar aracılığıyla ABD'den İsrail'in İran heyetine yönelik gizli operasyon düzenlemeyeceğine ilişkin güvence talep etti.

🔹 Pakistan, İran heyetini taşıyan uçaklara sınırdan İslamabad'a kadar savaş uçaklarıyla eskort sağladı.

Suikast iddiası

🔹 İranlı yetkililer, İslamabad dönüşünde Galibaf'ın uçağına yönelik saldırı hazırlığına ilişkin istihbarat alındığını bildirdi.

🔹 İran güvenlik birimleri, iki İsrail savaş uçağının İran hava sahasına girdiğini tespit ettiklerini iletti.

🔹 Bunun üzerine Galibaf'ın uçağı Meşhed'e acil iniş yaptı ve heyet yaklaşık sekiz saat süren kara yolculuğuyla Tahran'a ulaştı.

🔹 İranlı yetkililer, Galibaf'ın hem 2025'teki 12 günlük savaşta hem de bu yıl düzenlenen bir sığınak saldırısında enkaz altından kurtarıldığını açıkladı.

Süreç devam ediyor

🔹 Arakçi ve Galibaf, mayıs ayında Katar'da, haziran ayında ise İsviçre'de ABD heyetiyle yapılan görüşmelere katılmayı sürdürdü.

🔹 ABD yönetimi, Başkan Donald Trump'ın barış sürecinin devam etmesini istediğini ve taraflar arasındaki görüşmelerin sürdüğünü açıkladı.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

Trump'ın Erdoğan ile ilişkileri onu bu yılki NATO zirvesine ikna etti. Türkiye başka alanlarda da büyük kazanımlar elde edebilir

AP News
03.07.2026
NATO zirvesi ve Trump-Erdoğan ilişkisi

🔹 ABD Başkanı Donald Trump, gelecek hafta Ankara'da düzenlenecek NATO zirvesine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kişisel daveti üzerine katılacağını söyledi.

🔹 Trump, Erdoğan'ı "çok iyi bir lider" ve "iyi bir dost" olarak nitelendirerek, zirveye büyük ölçüde Erdoğan'a duyduğu saygı nedeniyle katılacağını ifade etti.

🔹 Trump'ın zirve kapsamında Erdoğan ile ikili görüşme yapması bekleniyor.

🔹 Trump, Barack Obama'nın 2015 ziyaretinden bu yana Türkiye'yi ziyaret eden ilk ABD başkanı olacak.

Savunma iş birliği

🔹 Trump, Türkiye ziyareti sırasında Erdoğan'ı "çok mutlu edecek" bir savunma adımı atabileceğini söyledi.

🔹 Açıklamalar, Türkiye'nin talep ettiği F-35 savaş uçakları ve F-110 savaş uçağı motorlarının satışına ilişkin beklentileri artırdı.

🔹 Türkiye, 2019'da Rus yapımı S-400 hava savunma sistemi satın aldığı gerekçesiyle F-35 programından çıkarılmıştı.

🔹 ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Washington'ın Türkiye'ye F-35 satışının hukuki şartlar çerçevesinde mümkün olup olmadığını değerlendirdiğini açıkladı.

🔹 ABD Dışişleri Bakanlığı, Türkiye'ye 700 milyon doların üzerindeki F-110 motor satışını Kongre itirazlarını aşarak ilerletmeyi planladığını Kongre üyelerine bildirdi.

🔹 Kongre'de hem Cumhuriyetçi hem Demokrat üyeler, Türkiye'nin S-400 sistemini elinde tuttuğu sürece F-35 satışına karşı çıkmayı sürdürüyor.

İkili ilişkiler

🔹 Trump yönetimi, İran yaptırımlarının delinmesine yardımcı olduğu iddiasıyla yargılanan kamu bankası Halkbank hakkındaki önemli davayı bu yıl düşürdü.

🔹 Trump, ikinci başkanlık döneminde yakın dostu Tom Barrack'ı ABD'nin Türkiye Büyükelçisi olarak atadı.

🔹 Erdoğan ile Trump, Suriye, Gazze ve Orta Doğu'daki gelişmeleri görüşmek üzere sık sık telefon diplomasisi yürütüyor.

🔹 Trump, İran ile yaşanan çatışma sırasında Erdoğan'dan Türkiye'nin savaşa dahil olmamasını istediğini ve Erdoğan'ın bu talebe uyduğunu söyledi.

Değerlendirmeler

🔹 Uzmanlar, Trump'ın güçlü liderlerle kişisel ilişkilere önem verdiğini ve Erdoğan'ın bu yakınlığı Türkiye'nin çıkarları doğrultusunda kullandığını belirtiyor.

🔹 Joe Biden döneminde Türkiye ile ilişkiler demokrasi, insan hakları ve Rusya ile yakın ilişkiler nedeniyle daha mesafeli yürütülürken, Trump döneminde iki ülke arasındaki ilişkiler yeniden ısınma sürecine girdi.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

İsrail, Ermeni Soykırımı'nı tanımak için kötü bir zaman seçti. Özellikle Ermenistan için.

Haaretz
03.07.2026
Bölgesel etkiler

🔹 İsrail hükümeti, Ermeni Soykırımı'nı resmen tanıdı.

🔹 Karar, Ermenistan'ın Türkiye ve Azerbaycan ile ilişkilerini normalleştirmeye çalıştığı dönemde alındı.

🔹 Ermenistan'da karar bazı çevrelerce memnuniyetle karşılanırken, sosyal medyada İsrail'in siyasi amaçlarla hareket ettiği yönünde eleştiriler ve alaycı yorumlar yapıldı.

🔹 Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Ermeni Soykırımı'nın siyasi amaçlarla kullanılmasına dahil olmak istemediklerini belirterek karara mesafeli yaklaştı.

Ermenistan'ın normalleşme süreci

🔹 Ermenistan, Türkiye ve Azerbaycan ile sınırların açılmasını ve ilişkilerin normalleşmesini stratejik öncelik olarak görüyor.

🔹 Paşinyan, iç politikadaki sert eleştirilere rağmen normalleşme sürecini sürdürmeyi hedefliyor.

🔹 Sınırların açılması, Ermenistan'ın Avrupa ve Hazar bölgesiyle bağlantısını güçlendirecek ulaşım projeleri açısından önemli görülüyor.

Azerbaycan ve Türkiye'nin tepkisi

🔹 Azerbaycan, İsrail'in kararını "kabul edilemez" olarak nitelendirerek kararın yeniden gözden geçirilmesini istedi.

🔹 İsrail ile Azerbaycan arasında silah, istihbarat ve enerji alanlarında yakın iş birliği bulunmasına rağmen, Bakü'nün karar öncesinde bilgilendirilmediği ifade edildi.

🔹 Eski Azerbaycan Dışişleri Bakanı Tofig Zulfugarov, kararın İsrail hükümetiyle ilişkilerin mesafeli hale getirilmesi için gerekçe oluşturduğunu söyledi.

🔹 Türkiye, kararın ardından İsrail'in Gazze'deki politikalarını gerekçe göstererek İsrail'in başka ülkelere ahlak dersi veremeyeceğini açıkladı.

İsrail'deki değerlendirmeler

🔹 İsrailli diplomatik kaynaklar, kararın uzun yıllar gündeme alınmadıktan sonra beklenmedik şekilde yeniden gündeme getirildiğini belirtti.

🔹 Aynı kaynaklar, Ermeni Soykırımı'nın tanınmasının doğru olduğunu ancak zamanlamasının hem Ermenistan'ın normalleşme sürecini hem de İsrail'in Azerbaycan ve Türkiye ile ilişkilerini zorlaştırabileceğini değerlendirdi.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

Suudi Arabistan öncülüğünde Orta Doğu'da yeni bir eksen oluşuyor

Foreign Policy
02.07.2026
Yeni bölgesel blok

🔹 İran savaşı sonrasında Suudi Arabistan, Katar, Mısır, Pakistan ve Türkiye'nin yer aldığı yeni bir bölgesel iş birliği ekseni ortaya çıktı. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) bu oluşumun dışında kaldı.

🔹 Yeni blok, İran'ın bölgesel etkisini dengelemeyi, Suriye ve Lübnan gibi ülkelerde nüfuzunu artırmayı ve İsrail'in askeri faaliyetlerine sınır çizilmesini sağlamayı hedefliyor.

🔹 Pakistan'ın nükleer kapasitesi, Suudi Arabistan ile savunma iş birliği kapsamında ittifakın caydırıcılık unsurlarından biri olarak görülüyor.

🔹 İsrail basınında "Sünni ittifakı" veya "genişleyen İslami NATO" olarak anılan oluşumun resmi bir adı bulunmuyor.

Suudi Arabistan ve BAE arasındaki ayrışma

🔹 Suudi Arabistan ile BAE arasında İran ve İsrail politikaları ile ekonomik rekabet nedeniyle görüş ayrılıkları derinleşiyor.

🔹 BAE, İsrail ile normalleşmeyi ve güvenlik iş birliğini sürdürürken; Suudi Arabistan İsrail'e daha eleştirel yaklaşan ülkelerle yakınlaşmayı tercih ediyor.

🔹 Suudi Arabistan, bölgesel liderlik rolünü güçlendirmek amacıyla Arap ülkeleri ile İran'ı bir araya getirecek bir zirve düzenlemeyi planlıyor.

Ekonomik ve diplomatik etkiler

🔹 İran savaşı sırasında petrol fiyatlarının yükselmesi Suudi Arabistan'ın petrol gelirlerini artırırken, Doğu-Batı Petrol Boru Hattı Kızıldeniz üzerinden alternatif ihracat güzergâhı olarak tam kapasiteyle çalıştı.

🔹 Buna rağmen Suudi Arabistan'da bazı petrol sahalarının üretiminin durması nedeniyle ekonomik büyüme yavaşladı ve ülke Kızıldeniz altyapısını güçlendirmeye yöneldi.

🔹 Katar, İran ile sahip olduğu diplomatik kanalları kullanarak ABD-İran görüşmeleri sırasında arabuluculuk faaliyetlerini artırdı ve Lübnan'daki gerilimin müzakereleri etkilemesini önlemeye yönelik girişimlerde bulundu.

🔹 Mısır, Suudi Arabistan'ın altyapı yatırımlarından faydalanmayı hedeflerken; Türkiye'nin bölgesel güvenlik endişeleri nedeniyle savunma sanayisi ihracatını artırmayı amaçladığı belirtiliyor.

BAE'nin farklı yaklaşımı

🔹 BAE, İran'dan en yoğun füze ve İHA saldırısına maruz kalan Körfez ülkesi oldu ve enerji ihracatını Hürmüz Boğazı yerine Umman Körfezi kıyısındaki limanlara kaydırma çalışmalarını hızlandırdı.

🔹 BAE, İran'ı bölgedeki en büyük güvenlik tehdidi olarak görmeye devam ederken İsrail ile savunma iş birliğini sürdürdü ve savaş sırasında hava savunma desteği aldığı belirtiliyor.

🔹 Körfez ülkeleri arasında İran ve İsrail'e karşı izlenecek ortak güvenlik stratejisi konusundaki farklı yaklaşımların bölgesel dengeleri şekillendirmeye devam ettiği değerlendiriliyor.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

The Economist: Türkiye ile İsrail enerji alanında iş birliği yapmalı

The Economist
02.07.2026

🔹 Türkiye ile İsrail arasındaki siyasi gerilim sürerken, iki ülke birbirini bölgesel güvenlik açısından tehdit olarak görüyor.

🔹 Türkiye, İsrail'in Filistinlilere yönelik politikalarını eleştirirken; İsrail, Türkiye'nin Hamas yöneticilerine ev sahipliği yaptığını savunuyor.

🔹 İsrail'in Kürt gruplarla geliştirdiği ilişkiler Ankara'da güvenlik endişesi yaratırken, Türkiye'nin Suriye'deki yeni yönetimle yakın ilişkileri de İsrail tarafından risk olarak görülüyor.

🔹 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu karşılıklı sert açıklamalar yapmayı sürdürüyor.

🔹 İki ülke arasındaki sert söylemlerin önemli ölçüde iç kamuoyuna yönelik siyasi amaçlar taşıdığı değerlendiriliyor.

Enerji iş birliği önerisi

🔹 Türkiye ve İsrail'in ABD'nin müttefikleri olarak geçmişte askeri ve ekonomik alanlarda iş birliği yaptığı, benzer bir yaklaşımın yeniden geliştirilebileceği belirtiliyor.

🔹 İsrail'in ithal ettiği petrolün önemli bir bölümü Azerbaycan ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nden Türkiye üzerinden boru hatları veya Ceyhan Limanı aracılığıyla taşınıyor.

🔹 İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki etkisi nedeniyle Doğu Akdeniz'deki doğal gaz kaynaklarının geliştirilmesi ve alternatif enerji güzergâhlarının oluşturulmasının önem kazandığı ifade ediliyor.

🔹 İsrail'in geliştirdiği Doğu Akdeniz doğal gaz sahalarının Türkiye ve diğer kıyı ülkeleriyle ortak projeler kapsamında değerlendirilebileceği belirtiliyor.

🔹 Daha önce gündeme gelen Doğu Akdeniz gazını Türkiye'ye bağlayacak boru hattı projelerinin yeniden canlandırılmasının, Körfez ülkelerinden Avrupa ve Asya'ya uzanan daha geniş bir enerji ağı oluşturabileceği ifade ediliyor.

🔹 Türkiye ve İsrail'in karşılıklı siyasi gerilimi azaltarak enerji ticareti ve bölgesel enerji koridorlarında iş birliğini artırmasının her iki ülkeye ekonomik ve stratejik fayda sağlayabileceği belirtiliyor.

← Ana sayfaya dön