Marco Rubio’nun Vahşi Batısı
New Yorker
🔹 ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Atina’daki konuşmasında Batı’yı demokrasilerle değil, savaşçılar ve fatihlerle tanımlanan bir medeniyet olarak sundu.
🔹 Rubio, yaklaşık 30 dakikalık konuşmasında “demokrasi” kelimesini yalnızca iki kez kullandı ve antik Yunan şehir devletlerini “dünyanın en büyük medeniyetinin doğum yeri” olarak nitelendirdi.
🔹 Rubio, kahramanlık, onur ve görev gibi değerlerin tüm insanlar ve dönemler için evrensel olmadığını söyledi; Avrupa’nın kitlesel göç ve liberalizmin etkisiyle bir medeniyet dönüm noktasında bulunduğunu belirtti.
🔹 Rubio, Thermopylai’de Pers İmparatorluğu’na direnen Yunan hoplitlerini, Hristiyan şehitleri ve Alamo’da ölen Teksaslılarla aynı Batılı kahramanlık çizgisinde değerlendirdi.
🔹 Rubio’nun Batı anlayışı Büyük İskender, Şarlman, Hernán Cortés ve Amerikan Batısı’nın öncüleri gibi kaşif ve fatihleri öne çıkarırken, Atina’nın yurttaşlık kurumları ve özyönetim mirasına daha az yer verdi.
🔹 Oxford Üniversitesi’nden Paul Betts, Rubio’nun Atina’yı maceracılığı, ulusal gücü ve emperyal genişlemeyi gerekçelendirmek için kullandığını söyledi. Eski ABD diplomatlarından Tom Malinowski ise konuşma metninin faşizmin entelektüel temelleri üzerine derslerde okutulması gerektiğini yazdı.
🔹 Rubio’nun konuşması, 2028’de başkanlık adaylığı ihtimali ve ABD’deki MAGA tabanına yönelik bir siyasi konumlanma olarak değerlendirildi; Rubio ticari ilişkilerin yeniden dengelenmesini, küresel tedarik zincirleri üzerindeki kontrolün güçlendirilmesini, askeri harcamaların artırılmasını ve geleceğin sektörlerinde hâkimiyet mücadelesini savundu.
🔹 Rubio, Atina konuşmasından bir gün sonra Avrupa ülkelerinin desteklediği Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne yönelik kapsamlı yaptırımlar açıkladı.
🔹 Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in Küresel Medeniyet Girişimi, Hindistan’ın medeniyet devleti anlayışı ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Avrupa’yı medeniyet kavramlarıyla tanımlaması, küresel siyasette medeniyetçilik eğiliminin farklı örnekleri arasında yer alıyor.
🔹 Hans Kundnani, uluslararası hukukun uygulanmasının ve insan haklarının korunmasının zorlaştığı dönemde medeniyetçi söylemin yükseldiğini söyledi; bu yaklaşımın demokrasiler ile otoriter devletler arasındaki ayrımı bulanıklaştırabileceğini belirtti.
🔹 Yeni sağın Batı anlayışı anayasal demokrasi, özgürlük ve eşitlik gibi ortak ilkelere değil; belirli bir coğrafyaya, ortak soya ve Hristiyanlığa dayandırılıyor.
🔹 Rubio’nun konuşması, ABD ve Avrupa’daki daha geniş bir milliyetçi ve medeniyetçi siyasi eğilimin parçası olarak sunuldu; bu eğilim demokrasi yerine üstünlük, ulusal kimlik ve güç kavramlarını öne çıkarıyor.