← Ana sayfaya dön

Trump, İran anlaşmasıyla Hürmüz Boğazı'nı güvence altına alamadı

New York Times
13.07.2026

🔹 Donald Trump yönetimi, Haziran ayında İran ile imzalanan mutabakatla Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını hedefledi.

🔹 Mutabakatın ardından İran, Hürmüz Boğazı üzerindeki yetkisini öne çıkararak gemilerin kendi kara sularına yakın rotaları kullanmasını istemeye başladı.

🔹 İran, güney rotasını kullanan ticari gemilere saldırılar düzenledi. ABD bunun üzerine İran'da hava saldırıları gerçekleştirdi.

🔹 İran donanması, Hürmüz Boğazı'nı "ABD'nin bölgedeki müdahalesi sona erene kadar" kapattığını açıkladı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı buna karşılık son bir haftada toplam 310 hedefi vurdu.

Anlaşmanın içeriği

🔹 Haziran ayındaki mutabakat kapsamında ABD, İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasını kaldırmayı ve İran'ın 60 gün boyunca petrol satışına yeniden başlamasına izin vermeyi kabul etti.

🔹 İran ise Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilerin güvenli geçişi için gerekli düzenlemeleri yapmayı taahhüt etti.

🔹 Mutabakat, İran'ın Umman ile birlikte Hürmüz Boğazı'nın gelecekteki yönetimi ve deniz hizmetleri konusunda görüşmeler yürütmesini de içeriyor.

🔹 Anlaşma, gemilerin hangi rotayı kullanacağına veya güvenli geçişin nasıl garanti edileceğine ilişkin bağlayıcı hükümler içermiyor.

Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler

🔹 ABD ordusu Mayıs ayında ticari gemilere Umman kıyılarına yakın güney rotasını kullanmaları için hava koruması ve telsiz yönlendirmesi sağlamaya başladı.

🔹 ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, Mayıs ayından bu yana 800'den fazla ticari geminin yaklaşık 400 milyon varil ham petrol taşıyarak bu rota üzerinden geçiş yaptığını açıkladı.

🔹 Haziran ayındaki mutabakatın ardından bir haftada yaklaşık 400 gemi Hürmüz Boğazı'ndan geçti ve bu sayı savaşın başlamasından sonraki en yüksek haftalık seviyeye ulaştı.

🔹 İran'ın son saldırılarının ardından boğazdan geçen gemi sayısı bir günde 22'ye düştü.

🔹 ABD donanmasına ait iki uçak gemisi dahil çok sayıda savaş gemisi ile hava unsurları bölgede görev yapmayı sürdürüyor. ABD ayrıca boğazda mayın tespit faaliyetleri yürütüyor.

🔹 ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı Sözcüsü Tim Hawkins, ABD kuvvetlerinin ticari gemilerin geçişini kolaylaştırdığını ancak hiçbir gemi için tam güvenlik garantisi veremeyeceklerini açıkladı.

İran'ın uygulamaları

🔹 İran, savaş sırasında bazı gemilere kendi kıyılarına yakın rotayı kullanmaları karşılığında güvenli geçiş izni verdi ve gemi başına 2 milyon dolara kadar ödeme talep etti.

🔹 İran, Mayıs ayında kurduğu Basra Körfezi Boğaz İdaresi üzerinden Hürmüz Boğazı'ndan geçecek gemilerin izin almasını şart koştu.

🔹 ABD ve bazı ülkeler bu uygulamayı kabul etmeyerek Umman kıyıları boyunca alternatif geçiş koridorunu kullanmaya devam etti.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

İran, ABD'nin önce geri adım atacağına oynuyor

Financial Times
13.07.2026

🔹 İran, ABD ile tırmanan çatışmaların ardından Hürmüz Boğazı'nı kapattığını ilan ederek Donald Trump yönetimini baskı altına almayı ve boğaz üzerindeki kontrolünü korumayı hedefliyor.

🔹 İran, Bahreyn, Kuveyt, Ürdün, Katar ve Umman'daki ABD ile müttefik ülkeleri hedef alan son haftaların en geniş füze ve İHA saldırılarını düzenledi.

🔹 Gelişmeler, 8 Nisan'da yürürlüğe giren kırılgan ateşkesi en ciddi sınavıyla karşı karşıya bıraktı ve bölgede geniş çaplı çatışma riskini yeniden artırdı.

Hürmüz Boğazı krizi

🔹 İran güçlerinin Hürmüz Boğazı'nda bir konteyner gemisini hedef almasının ardından ABD ordusu İran'da yaklaşık 140 hedefe hava saldırısı düzenledi.

🔹 Donald Trump, ateşkesin fiilen sona erdiğini söyledi ve İran'ın petrol ihracatına izin veren muafiyeti iptal etti.

🔹 Hürmüz Boğazı'ndan dünya petrolü ve sıvılaştırılmış doğal gaz sevkiyatının yaklaşık beşte biri geçiyor.

🔹 17 Haziran'da imzalanan mutabakat kapsamında ABD ve İran ateşkesi 60 gün uzatma ve boğazı yeniden açma konusunda anlaşmıştı. Anlaşmaya göre İran'ın mayınları temizlemesi ve gemilerin ücret alınmadan geçişine izin vermesi öngörülüyordu.

🔹 Lloyd's List Intelligence verilerine göre mutabakatın ardından Hürmüz Boğazı'ndan 570'ten fazla gemi geçti.

🔹 ABD, gemilerin Umman kara sularına yakın güney rotasını kullanmasını teşvik ederken, İran gemilerin kendi kara sularından geçmesini istedi ve "izinsiz rotaları" kullandığını belirttiği gemilere yönelik saldırılar gerçekleştirdi.

🔹 İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Umman ve Katarlı yetkililerle Hürmüz Boğazı konusunda görüşmeler yaptı ancak taraflar anlaşmaya varamadı.

🔹 Görüşmelerin sonuçsuz kalmasının ardından İran bir yük gemisini hedef aldı ve ABD ile yeni saldırı dalgası başladı.

🔹 İran Devrim Muhafızları, ABD'nin bölgedeki müdahalesi sona erene kadar Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalacağını ve hiçbir geminin geçişine izin verilmeyeceğini açıkladı.

🔹 İran'ın baş müzakerecisi Muhammed Bakır Kalibaf, tek taraflı anlaşmalar döneminin sona erdiğini belirterek ABD'nin verdiği sözleri tutmaması halinde bunun bedelini ödeyeceğini söyledi.

🔹 Çok uluslu deniz kuvvetlerinin yönettiği Ortak Denizcilik Bilgi Merkezi, İran'ın açıklamasına rağmen güney rotasının açık olduğunu ve ticari seyrüseferin sürdüğünü bildirdi.

İran'ın tutumu

🔹 İran'ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney, çatışmalarda hayatını kaybedenlerin intikamının alınacağını ve bunun mutlaka gerçekleşeceğini açıkladı.

🔹 İran yönetimi, eski lider Ali Hamaney'in cenaze törenini ABD ve İsrail'e karşı güç ve meydan okuma mesajı vermek amacıyla kullandı. Tahran ile Kum ve Meşhed'de milyonlarca kişi cenaze törenlerine katıldı.

🔹 Taraflar arasında yeni bir müzakere turu için henüz tarih belirlenmedi. Nükleer anlaşma ve Hürmüz Boğazı'nın geleceğine ilişkin görüşmeler askıya alınmış durumda.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

ABD Yüksek Mahkemesi'nde yargıçlar arasındaki anlaşmazlıklar kamuoyuna yansıyor

Financial Times
13.07.2026

🔹 ABD Yüksek Mahkemesi'nde Donald Trump'ın ikinci dönem politikalarına ilişkin davaların damga vurduğu yargı yılında yargıçlar arasındaki görüş ayrılıkları kamuoyu önünde daha görünür hale geldi.

🔹 Mahkemenin kararlarının yaklaşık beşte biri, muhafazakâr ve liberal yargıçların ideolojik çizgiler doğrultusunda 6'ya 3 oyla sonuçlandı. Bu oran son beş yılın ortalamasının belirgin şekilde üzerine çıktı.

🔹 Yapılan kamuoyu yoklamasında Amerikalıların yaklaşık yarısı Yüksek Mahkeme'nin davaları ele alış biçimini onaylamadığını belirtirken, görüş ayrılıklarının büyük ölçüde siyasi tercihlere göre şekillendiği görüldü.

🔹 Haziran sonunda Mahkeme, federal hükümetin ABD-Meksika sınırında sığınmacıları geri çevirebilmesine izin veren kararı kabul etti. Muhalif yargıç Sonia Sotomayor, kararın daha fazla insanın hayatını kaybetmesine yol açabileceğini söyledi.

🔹 Sotomayor, kararın ABD'nin Özgürlük Heykeli'nin temsil ettiği değerleri zayıflattığını belirterek sert muhalefet şerhini kamuoyu önünde okudu.

🔹 Kararı okuyan muhafazakâr yargıç Samuel Alito, Sotomayor'un konuşmasının ardından yeniden söz alarak, önceden haberdar olması halinde kendi açıklamasına eklemeler yapacağını ifade etti.

🔹 Nisan ayında düzenlenen bir hukuk etkinliğinde Sotomayor, göçmen denetimleriyle ilgili görüşü nedeniyle Brett Kavanaugh'u dolaylı şekilde eleştirdi. Daha sonra bu kişisel ifadelerinin uygun olmadığını kabul etti.

🔹 Mart ayında posta yoluyla kullanılan oylarla ilgili duruşmada Baş Yargıç John Roberts, sözlü tartışmalar sırasında Sotomayor'un müdahalesini keserek avukatın cevabını tamamlamasını istedi.

🔹 Yazılı kararlarda da sert ifadeler kullanıldı. Samuel Alito, Ketanji Brown Jackson'ın Oy Hakları Yasası kararına yönelik eleştirilerini "asılsız ve hakaret niteliğinde" olarak nitelendirdi.

🔹 Doğumla vatandaşlık davasında Ketanji Brown Jackson, Clarence Thomas'ın ABD Anayasası'nın 14. Ek Maddesi'ne ilişkin yorumunu kapsamlı şekilde eleştiren ayrı bir görüş yazısı kaleme aldı.

🔹 Trump döneminde acil başvuruların değerlendirildiği "gölge takvim" kararları da anlaşmazlıkların merkezine yerleşti. Mahkeme bu süreçte kamu çalışanlarının işten çıkarılması ve bazı göçmenlerin yasal statülerinin kaldırılması gibi politikaların uygulanmasına geçici olarak izin verdi.

🔹 Ketanji Brown Jackson, acil kararların alt mahkemelere yeterli hukuki rehberlik sağlamadığını ve belirsizlik oluşturduğunu söyledi.

🔹 Yargıçlar kamuoyuna yaptıkları açıklamalarda çalışma ilişkilerinin sürdürülmesine önem verdiklerini vurgularken, Mahkeme içindeki fikir ayrılıklarının önceki dönemlere göre daha görünür hale geldiği değerlendiriliyor.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

Şirketler çalışanları yapay zekâyı daha fazla kullanmaya zorladı, ancak bu yaklaşım ters tepti

Financial Times
13.07.2026

🔹 Şirketlerin çalışanların yapay zekâ kullanımını performans kriteri haline getirmesi, beklenmeyen sorunlara yol açarken birçok kurum teşvik sistemlerini yeniden düzenlemeye başladı.

🔹 Amazon, yazılım geliştiricilerinin yapay zekâ kullanımını takip ederek şirket içi sıralamalar yayımlamaya başlamıştı. Çalışanların sıralamada yükselmek için gereksiz görevleri yapay zekâya yaptırdığı görülünce bu sıralamalar kaldırıldı.

🔹 Amazon yöneticileri çalışanlara, yalnızca kullanmış olmak için yapay zekâ kullanmamaları gerektiği uyarısında bulundu.

🔹 OpenAI'nin ChatGPT'yi kullanıma sunmasının ardından birçok şirket yapay zekâ kullanımını teşvik etti. Shopify bunu performans değerlendirmelerine dahil ederken, Microsoft geliştiriciler için zorunlu hale getirdi. Accenture ise yapay zekâ becerilerini geliştiremeyen çalışanların şirketten ayrılacağını açıkladı.

🔹 Londra merkezli hukuk bürosu Shoosmiths, çalışanların Microsoft Copilot üzerinden bir yıl içinde 1 milyon istem (prompt) üretmesi halinde toplam 1 milyon sterlin ikramiye vereceğini duyurdu. Hedefe dört ay kala ulaşıldı.

🔹 Yapay zekâ kullanımını doğrudan performans ölçütüne dönüştüren uygulamalar bazı çalışanlarda rahatsızlık oluşturdu. Çalışanlar, hangi aracın kullanılacağına kendilerinin karar vermesi gerektiğini ve zorunlu kullanımın hatalara yol açtığını belirtiyor.

🔹 İnsan kaynakları danışmanları, şirketlerin artık yalnızca yapay zekâ kullanımını artırmaya değil, yapılan yatırımlardan somut ticari fayda elde etmeye odaklandığını ifade ediyor.

🔹 Şirketler, yapay zekâ kullanım miktarı yerine sağlanan verimlilik, üretilen değer ve çalışanların yapay zekâ çıktılarının doğruluğunu sorgulama becerilerini ölçmeye yöneliyor.

🔹 AllianceBernstein, çalışanları sohbet botlarının ürettiği sonuçları ne sıklıkla sorguladıkları ve gerektiğinde düzelttikleri üzerinden değerlendiriyor.

🔹 IBM, çalışanların yapay zekâ araçlarını kullanarak verimliliklerini artırmasını bekliyor ancak bunu resmi performans hedefi haline getirmiyor. Şirket kullanım sonuçlarını izliyor ve ekiplerden düşük kullanımın nedenlerini açıklamalarını isteyebiliyor.

🔹 Bazı şirketler artan işlem maliyetleri nedeniyle basit sorguları daha düşük maliyetli açık kaynaklı büyük dil modellerine yönlendiren sistemler kurmaya başladı.

🔹 Uzmanlar, çalışanların kullandıkları yapay zekâ miktarını değil, iş sonuçlarını ve oluşturdukları katma değeri ödüllendiren teşvik sistemlerinin daha etkili olduğunu belirtiyor.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

AB, Rusya'nın Yamal LNG tesisinden rekor düzeyde doğal gaz aldı

Financial Times
13.07.2026

🔹 Avrupa Birliği, 2026'nın ilk altı ayında Rusya'nın Yamal LNG tesisinden 9,89 milyon ton sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ithal ederek bu tesisten şimdiye kadarki en yüksek alım seviyesine ulaştı.

🔹 İthalat miktarı geçen yılın aynı dönemine göre %18 arttı ve tesis üretiminin büyük bölümü Avrupa pazarına yöneldi.

🔹 Hesaplamalara göre Avrupa'nın bu LNG sevkiyatları için yaklaşık 6 milyar avroya kadar ödeme yapmış olabileceği belirtiliyor.

🔹 Yamal LNG'den en fazla LNG ithal eden ülkeler 3,6 milyon ton ile Fransa, 2,9 milyon ton ile Belçika ve 2,7 milyon ton ile İspanya oldu.

🔹 Mevcut AB kuralları, Rus LNG'sinin kısa vadeli sözleşmelerle satın alınmasını yasaklıyor. Avrupa'ya ulaşan her Yamal sevkiyatının uzun vadeli sözleşme kapsamında yapıldığının ithalatçı ülkenin gümrük makamlarınca doğrulanması gerekiyor.

🔹 AB'nin Rus LNG'sine yönelik uzun vadeli ithalat yasağı 1 Ocak 2027'de yürürlüğe girecek. Rus boru hattı gazına yönelik yasak ise aynı yıl daha sonra uygulanacak.

🔹 Avrupa limanları, Yamal LNG'nin ihracatı açısından kritik önem taşımaya devam ediyor. Arktik bölgedeki tesis, özel Arc7 buz sınıfı tanker filosunun Avrupa limanlarına hızlı dönüşüne bağımlı durumda.

🔹 Aynı dönemde Yamal LNG'nin Asya'ya yaptığı sevkiyatlar %74 azalarak yaklaşık 510 bin tona geriledi.

🔹 Bazı uluslararası denizcilik şirketleri, sigorta kuruluşları ve finans kuruluşlarının AB yaptırımlarına maruz kalma endişesi nedeniyle Asya sevkiyatlarında çekingen davrandığı belirtiliyor.

🔹 Yamal LNG filosundaki buz sınıfı tankerlerin bakım ve onarımlarında Fransa ve Danimarka'daki Avrupa tersaneleri önemli rol oynamayı sürdürüyor.

🔹 2017'de faaliyete geçen Yamal LNG'nin yıllık tasarım kapasitesi 17,4 milyon ton seviyesinde bulunuyor. Tesisin çoğunluk hissesi Rus Novatek'e ait olup, Fransa merkezli TotalEnergies ile Çinli CNPC de ortaklar arasında yer alıyor.

🔹 TotalEnergies, AB'nin yeni yaptırım düzenlemelerindeki belirsizlikler nedeniyle gelecekte yalnızca Avrupa'ya değil, Yamal LNG projesinden tamamen ihracatı durdurmak zorunda kalabileceğini açıklamıştı.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

NATO'nun Ankara Zirvesi bir rahatlamadan çok uyarı niteliği taşıdı

Bloomberg
13.07.2026

🔹 Ankara'daki NATO Zirvesi'nin temel amacı, ABD Başkanı Donald Trump'ın NATO'nun ortak savunmayı düzenleyen 5. maddesine yönelik yeni şüpheler oluşturmamasını sağlayarak ittifakın birlik görüntüsünü korumaktı.

🔹 Trump zirveye gelirken Grönland'ın ABD'ye ait olması gerektiğini yineledi, bazı NATO üyelerini "zayıf", "acınası" ve İran savaşına katılmadıkları için "sadakatsiz" olmakla eleştirdi. Zirvenin sonunda ise ittifakın birliğini övdü.

🔹 NATO liderleri, gelecek yıl yapılması planlanan zirveyi düzenlememe kararı alarak bir sonraki liderler zirvesini 2028'e erteledi.

🔹 Rusya'nın Ukrayna savaşının ardından daha büyük, daha modern, daha deneyimli ve daha gelişmiş silahlara sahip bir orduyla çıkabileceği, bunun NATO açısından uzun vadeli güvenlik riski oluşturduğu değerlendiriliyor.

🔹 Zirvede Ukrayna'ya desteğin sürdürülmesi ve Rusya'ya karşı caydırıcılığın güçlendirilmesi gündemde kaldı. Trump ayrıca Ukrayna'nın Patriot hava savunma füzelerini lisans altında üretmesine izin verebileceğini söyledi.

🔹 Avrupa ülkeleri, ABD'nin NATO içindeki rolünü azaltabileceği beklentisiyle savunma harcamalarını artırmaya ve ABD'ye bağımlılığı azaltacak askeri kapasite oluşturmaya devam ediyor.

🔹 Yazıda, Avrupa'nın savunma harcamalarını artırmasının Trump'ın NATO'ya yönelik eleştirilerini sona erdirmediği, ABD yönetiminin ittifaka yönelik yaklaşımının daha kapsamlı bir değişime işaret ettiği belirtiliyor.

🔹 ABD Savunma Bakanlığı'nın, Avrupa'daki asker ve askeri varlık azaltımlarını kısa süreli bildirimlerle uyguladığı, NATO üyelerinin ise bu sürecin daha planlı yürütülmesini istediği ifade ediliyor.

🔹 ABD Savunma Bakan Yardımcısı Elbridge Colby'nin dile getirdiği "NATO 3.0" yaklaşımı kapsamında Avrupa'nın daha fazla askeri yük üstlenmesi ve ABD'nin ittifaktaki rolünün zamanla azaltılması hedefleniyor.

🔹 Avrupa ülkelerinin savunma tedarikini ortaklaştırması, istihbarat, keşif ve gözetleme gibi kritik askeri kabiliyetlerde ABD'ye bağımlılığı azaltması ve Rusya'nın önümüzdeki 5-7 yılda yeniden askeri güç kazanmasına karşı hazırlıklarını hızlandırması gerektiği vurgulanıyor.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

Suudi Arabistan ile BAE arasındaki 3 trilyon dolarlık gerilim Wall Street'i endişelendiriyor

Bloomberg
13.07.2026

🔹 Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki bölgesel nüfuz mücadelesi, küresel yatırım bankaları ve özel sermaye şirketlerini olası ekonomik sonuçlara karşı hazırlık planları yapmaya yöneltti.

🔹 Goldman Sachs, Morgan Stanley, BlackRock, Brookfield ve KKR gibi finans kuruluşları, toplam varlığı 3 trilyon doları aşan iki ülkenin devlet varlık fonlarına erişimlerini korumaya çalışırken olası bir ayrışmanın etkilerini değerlendiriyor.

🔹 Riyad ile Abu Dabi son dönemde Yemen, Sudan, Afrika Boynuzu, İran politikası ve OPEC konularında farklı tutumlar benimsedi. BAE'nin OPEC'ten ayrılması iki ülke arasındaki gerilimi daha da artırdı.

🔹 Son haftalarda bazı şirketler Suudi Arabistan'dan BAE'ye yapılan banka transferlerinde olağan dışı gecikmeler yaşandığını, BAE merkezli bazı şirketler ise Suudi iş vizeleri konusunda sorunlarla karşılaştıklarını bildirdi.

🔹 Bazı uluslararası şirketler iki ülke için ayrı lojistik planları hazırlamaya, sözleşmelerini gözden geçirmeye ve yerel ortaklıklarının olası etkilerini değerlendirmeye başladı.

🔹 Bazı yatırım bankaları ile en az bir bölgesel hükümet, ekonomik rekabetin daha da sertleşmesi halinde nasıl hareket edeceklerine ilişkin iç değerlendirmeler yürütüyor.

🔹 Analistler, BAE'nin OPEC'ten ayrılmasıyla üretimini artırabilecek olmasının küresel petrol piyasasında Suudi Arabistan ile fiyat rekabetini artırabileceğini belirtiyor.

🔹 Hürmüz Boğazı'ndaki güvenlik sorunları nedeniyle Körfez içi kara taşımacılığı önem kazanırken, iki ülke arasındaki gerilimin bölgesel tedarik zincirlerini de etkileyebileceği değerlendiriliyor.

🔹 Çok uluslu şirketler son yıllarda Suudi Arabistan'ın Riyad'da bölgesel merkez kurma şartına uyum sağlarken aynı zamanda Abu Dabi'deki faaliyetlerini de sürdürmeye çalışıyordu. Artan rekabet bu dengeyi zorlaştırıyor.

🔹 Bazı yatırım fonlarına, Suudi yatırımcılar tarafından yalnızca Suudi Arabistan odaklı yapılara yatırım yapılabileceği ve BAE'ye maruz kalınmaması gerektiği yönünde şartlar iletildiği belirtildi.

🔹 Körfez ülkelerini kapsayan anlaşmaların toplam değeri yılın ilk yarısında yaklaşık %200 artarak 300 milyar dolara ulaştı. Finans kuruluşları, Suudi Arabistan ile BAE arasındaki gerilimin bu işlemlerden elde edilen gelirleri etkileyebileceğini değerlendiriyor.

🔹 Uzmanlar, 2017'de Katar'a uygulanan Körfez ambargosunun finansal etkilerini hatırlatarak, Suudi Arabistan ile BAE arasındaki rekabetin daha da derinleşmesi halinde küresel yatırımcılar açısından benzer zorluklar doğurabileceği uyarısında bulunuyor.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

İşe alım uzmanları neden çalışan bulamıyor, yeni mezunlar neden iş bulamıyor? (Sebebi yapay zekâ değil)

Washington Post
13.07.2026

🔹 Uzmanlar, yeni mezunların iş bulmakta zorlanmasının temel nedeninin yapay zekâ olmadığını, ABD'nin tarihindeki en büyük iş gücü açığına doğru ilerlediğini belirtiyor.

🔹 Ekonomistler, beceri uyumsuzluğu, düşük doğum oranları, emeklilik dalgası ve demografik değişimlerin uzun vadeli iş gücü açığını büyüttüğünü ifade ediyor.

🔹 Yarı iletken üretimi, sağlık, hemşirelik, doktorluk, öğretmenlik, mühendislik, eczacılık, ruh sağlığı hizmetleri, inşaat ve uçak bakım teknisyenliği gibi alanlarda on binlerce hatta yüz binlerce çalışan açığı bekleniyor.

🔹 Uzmanlar, üniversite mezunlarının önemli bölümünün iş dünyasının ihtiyaç duymadığı alanlara yöneldiğini, buna karşılık sağlık ve teknik mesleklerde mezun sayısının talebin gerisinde kaldığını vurguluyor.

🔹 2024-2032 döneminde 18 milyondan fazla üniversite mezununun iş gücünden ayrılması, buna karşılık 14 milyondan az yeni mezunun iş gücüne katılması bekleniyor. Bu durumun 4,6 ila 6 milyon kişilik iş gücü açığı oluşturacağı öngörülüyor.

🔹 ABD Ticaret Odası, bazı sektörlerde işsiz durumdaki tüm kişilerin mevcut açık pozisyonlara yerleştirilmesi halinde bile doldurulamayan kadroların kalacağını belirtiyor.

🔹 İş gücü açığını artıran diğer etkenler arasında üniversiteye devam oranlarının düşmesi, göçün azalması, çocuk bakımındaki yetersizlikler, erken emeklilik, bağımlılık sorunları ve iş gücünden ayrılan kişi sayısındaki artış yer alıyor.

🔹 ABD'de üniversite öğrenci sayısı 2010'daki zirvesine göre yaklaşık 2 milyon azaldı. Düşük doğum oranları nedeniyle üniversite çağındaki nüfusun 2041'e kadar %13 daha azalması bekleniyor.

🔹 Göçmen iş gücündeki azalma özellikle sağlık sektörünü etkiliyor. Evde bakım çalışanlarının yaklaşık %41'i ile hemşire yardımcıları, diş hekimleri, eczacılar ve kayıtlı hemşirelerin önemli bölümü geçmişte göçmenlerden oluşuyordu.

🔹 Yarı iletken sektöründe 2030'a kadar yaklaşık 115 bin yeni istihdam oluşması beklenirken, mevcut ve öngörülen teknisyen ile mühendis sayısının bu ihtiyacın yaklaşık 67 bin kişi gerisinde kalacağı tahmin ediliyor.

🔹 ABD'nin çeşitli eyaletleri iş gücü açığını azaltmak amacıyla öğrenim kredisi desteği, eyalet içi öğrenim kolaylıkları, yükseköğretim ile iş gücü kurumlarının birleştirilmesi ve yeni iş gücü geliştirme programları gibi uygulamaları hayata geçiriyor.

🔹 Üniversite diploması gerektirmeyen mesleklerde de ciddi personel açığı bulunuyor. İnşaat sektöründe nitelikli çalışan ihtiyacı sürerken bazı mesleklerde saatlik ücretlerin 50 dolara kadar ulaştığı belirtiliyor.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

Ebola salgını kontrolden çıkıyor

Economist
13.07.2026

🔹 Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin doğusundaki Ebola salgını hızla büyüyor. Salgın ilan edilmeden önce virüsün en az altı hafta boyunca yayıldığı açıklandı.

🔹 11 Temmuz itibarıyla ülkede 1.830 doğrulanmış Ebola vakası ve 648 ölüm kaydedildi. Vakaların %90'ından fazlası Ituri eyaletinde görüldü.

🔹 Hükümet, 9 Temmuz'da virüsün iki eyalete daha yayıldığını açıkladı. Salgının kısa süre içinde komşu Güney Sudan'a ulaşma riski bulunuyor.

🔹 Uzmanlar, mevcut müdahalenin güçlendirilmemesi halinde salgının, on yıl önce Batı Afrika'da 11 binden fazla kişinin ölümüne yol açan Ebola salgını kadar büyük hale gelebileceği uyarısında bulunuyor.

🔹 Uzmanlara göre bildirilen vaka sayıları gerçek durumu yansıtmıyor. Yeni vakaların yalnızca yaklaşık %30'u daha önce tespit edilen hastaların temaslılarından oluşuyor.

🔹 Salgına Bundibugyo Ebola türü neden oluyor. Bu türe karşı onaylanmış bir aşı bulunmadığı için test, temaslı takibi ve izolasyon en kritik mücadele yöntemleri olarak öne çıkıyor.

🔹 Ituri eyaletinde sağlık çalışanları koruyucu ekipman eksikliği, yetersiz personel ve maaş ödemelerindeki gecikmeler nedeniyle salgınla mücadelede ciddi zorluk yaşıyor. Salgında onlarca sağlık çalışanı enfekte olurken 25'i yaşamını yitirdi.

🔹 Bölgedeki silahlı çatışmalar, yerinden edilmiş yaklaşık 900 bin kişi, ulaşım zorlukları ve yasa dışı altın madenlerine yönelik yoğun nüfus hareketi salgının kontrol altına alınmasını güçleştiriyor.

🔹 Dünya Sağlık Örgütü ve Afrika Hastalık Kontrol Merkezleri, salgınla mücadele için gereken 518 milyon doların üzerinde, 1,2 milyar dolardan fazla finansman taahhüdü verildiğini açıkladı. Ancak bunun yalnızca 115 milyon doları sahaya aktarıldı.

🔹 Ebola taşıdığı sonradan doğrulanan hamile bir kadının cenazesinin Kisangani kentine götürülmesi virüsün yeni bölgelere yayılma riskini artırdı. Uzmanlar, Güney Sudan'a önümüzdeki üç ay içinde Ebola vakasının ulaşma olasılığını yaklaşık %70 olarak değerlendiriyor.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

Amerika'nın finansal üstünlüğü üzerinde kara bulutlar toplanıyor

Economist
13.07.2026

🔹 ABD'nin dolar ve finansal sistem üzerindeki etkisini dış politika aracı olarak daha sık kullanması, birçok ülkeyi kendi ödeme altyapılarını geliştirmeye ve ABD merkezli finans sistemine bağımlılığı azaltmaya yöneltiyor.

🔹 Brezilya, ABD'nin baskısına rağmen Pix adlı anlık ödeme sistemini koruyacağını açıkladı. Brezilya yönetimi, sistemin ülkenin önemli teknolojik kazanımlarından biri olduğunu vurguladı.

🔹 Avrupa'da Visa ve Mastercard'a alternatif ödeme sistemleri geliştirme çalışmaları hız kazandı. Avrupa Merkez Bankası da dijital euroyu 2029 yılına kadar hayata geçirmeyi hedefliyor.

🔹 Rusya yaptırımların ardından kendi ödeme mesajlaşma sistemi ile Mir kart ağını kullanmaya başladı. Çin ise CIPS sınır ötesi ödeme sistemini ve dijital yuan altyapısını genişletmeye devam ediyor.

🔹 Hindistan'ın UPI ödeme sistemi dokuz ülkede kullanılmaya başlandı. Hindistan, farklı ülkelerin kendi ulusal ödeme sistemlerini kurmasına da teknik destek sunuyor.

🔹 İkili ve çok taraflı ödeme sistemleri sayesinde ülkeler, uluslararası ödemelerin daha büyük bölümünü Visa, Mastercard ve geleneksel bankacılık altyapısı dışında gerçekleştirmeyi hedefliyor.

🔹 Avrupa başta olmak üzere ulusal ödeme sistemlerinin yaygınlaşması, Visa ve Mastercard'ın uluslararası faaliyetlerinden elde ettiği yüksek kâr marjlarını baskı altına alabilir.

🔹 Visa, Avrupa'da 500 milyon avroluk yeni altyapı yatırımı açıkladı ve 2027'de Polonya'da yeni bir teknoloji merkezi açmayı planlıyor. Mastercard ise Fransa'da 250 milyon avroluk veri merkezi yatırımı gerçekleştiriyor.

🔹 Uluslararası finans uzmanları, ödeme sistemlerinin bölgesel ağlara ayrılmasının küresel finans sisteminde uyumsuzluk, dolandırıcılık ve yaptırımların aşılması risklerini artırabileceği uyarısında bulunuyor.

🔹 SWIFT destekli bir çalışmaya göre mevcut finansal parçalanma eğiliminin sürmesi halinde küresel ekonomik üretim 2030 yılına kadar yaklaşık %2,6 oranında azalabilir.

← Ana sayfaya dön