Japonya, Çin'in Denizaltından Füze Fırlatmasının Ardından Daha Güçlü Caydırıcılık Arıyor
Nikkei Asia
🔹 Japonya hükümeti, yıl sonunda üç temel ulusal güvenlik belgesini güncellerken ABD'nin sağladığı genişletilmiş nükleer caydırıcılığı güçlendirecek adımları değerlendirecek.
🔹 Kararın gündeme gelmesinde Çin'in nükleer saldırı kapasitesini artırması ve bu ay Pasifik Okyanusu'na denizaltından balistik füze fırlatması etkili oldu.
🔹 Çin, 6 Temmuz'da nükleer enerjili bir denizaltıdan temsili savaş başlıklı bir balistik füze fırlattı. Füze, Tuvalu'nun münhasır ekonomik bölgesi yakınlarına düştü.
🔹 Fırlatılan füzenin menzili 10 bin kilometrenin üzerinde olan JL-3 denizaltıdan fırlatılan balistik füze olduğu değerlendiriliyor.
🔹 Bu menzil, Pasifik'te bulunan bir Çin denizaltısının ABD'nin doğu kıyısını hedef alabilmesine imkân sağlıyor.
🔹 Çin, Eylül 2024'te de karadan kıtalararası balistik füze denemesi gerçekleştirmişti.
🔹 ABD Savunma Bakanlığı tahminlerine göre Çin'in 600'den fazla operasyonel nükleer savaş başlığı bulunuyor. Bu sayının 2030 yılına kadar 1.000'e ulaşması bekleniyor.
🔹 Eski Japonya Ulusal Güvenlik Danışmanı Masataka Okano, Japonya'nın Çin, Rusya ve Kuzey Kore'ye yakınlığı nedeniyle ABD'nin nükleer caydırıcılığına güvenmek zorunda olduğunu söyledi.
🔹 Japonya ile ABD, genişletilmiş nükleer caydırıcılığı düzenli olarak görüşüyor. Haziran ayındaki toplantıda Çin'in hızla büyüyen nükleer kapasitesi ve senaryo temelli tatbikatlar ele alındı.
🔹 Japonya Yenilik Partisi, ülkenin üç nükleer karşıtı ilkesinin yeniden değerlendirilmesini önerdi.
🔹 Parti, nükleer silah bulundurmama ve üretmeme ilkelerinin korunmasını isterken, ülkeye nükleer silah girişine izin vermeme ilkesinin mevcut güvenlik koşulları doğrultusunda yeniden değerlendirilmesini savundu.
🔹 İktidardaki Liberal Demokrat Parti ise Japonya ile ABD arasında genişletilmiş caydırıcılığın güvenilirliğini daha da güçlendirecek iş birliğinin artırılması gerektiğini açıkladı.
🔹 Başbakan Sanae Takaichi hükümeti mevcut nükleer karşıtı politikayı koruyor. Ancak Çin'in artan askeri faaliyetlerinin, nükleer ilkelere ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirebileceği değerlendiriliyor.