Üç dünya lideri. Üç inanılmaz derecede kötü karar.
New York Times
🔹 Donald Trump, Benjamin Netanyahu ve Vladimir Putin, kendilerini girdikleri her ortamın en zeki kişisi olarak görüyor ve çevrelerini dalkavuklarla dolduruyor.
🔹 Netanyahu, İsrail’in İran rejimini büyük bir hava saldırısıyla devirebileceğine ve İran’ın yeni liderini seçebileceğine dayalı bir strateji izledi.
🔹 Mossad, Lübnan, İran, Batı Şeria ve Arap dünyasının diğer bölgelerinde rejimlerine karşı çıkan kişileri işe aldı; bu kişiler rejimlerin zayıflığını ve devrilmesinin kolaylığını abarttı.
🔹 Netanyahu ile dönemin Mossad Direktörü David Barnea, İran’ın üst düzey liderlerinin öldürülmesi halinde hükümetin çökeceğini ve yerine daha ılımlı kişilerin geçeceğini savundu. Donald Trump bu yaklaşımı benimsedi.
🔹 Mossad, Ayetullah Ali Hamaney yönetiminin devrilmesinin ardından eski İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın ülkenin başına geçmesini öngören bir plan hazırladı. Ahmedinejad, İran’ın nükleer programını hızlandırması, İsrail’in yok edilmesi çağrıları ve Holokost’u inkâr etmesiyle tanınıyordu.
🔹 İran’ın 1951-1953 yıllarındaki Başbakanı Muhammed Musaddık, İran’ın Anglo-İran Petrol Şirketi’ni millileştirmesinin ardından CIA ve İngiliz MI6 tarafından düzenlenen darbeyle görevden uzaklaştırıldı. Darbenin yarattığı öfke İran’da hâlâ etkisini koruyor.
🔹 Vladimir Putin, Ukraynalılar ile Rusların “tek halk” olduğuna ve Kiev’deki demokratik yönetimin kolayca çökeceğine inanarak Rus güçlerinin kurtarıcı olarak karşılanacağını düşündü.
🔹 Netanyahu, Hamas, Hizbullah ve Tahran’a karşı elde ettiği taktik sonuçları İsrail için yeni bir stratejik gerçekliğe dönüştüremedi. Askeri operasyonlar Gazze ve Batı Şeria’nın İsrail tarafından ilhakına uygun bir bölge oluşturma hedefiyle ilişkilendirildi.
🔹 Trump, İran’a müttefikleri, uluslararası meşruiyeti ve alternatif planı olmadan saldırarak ABD’yi zayıflattı ve yalnızlaştırdı. İran, Hürmüz Boğazı’nı kontrol etme ve Trump’ın İran’ı bombaladığı dönemlerde ABD’nin Basra Körfezi’ndeki müttefiklerini vurma imkânı kazandı.
🔹 Putin, Rusya’yı Ukraynalıların tercih edebileceği özgür ve açık bir topluma dönüştürmek yerine ülkeyi polis devletine çevirdi. Rusya, yapay zekâ devriminin dışında kaldı ve kırılgan bir petrol ekonomisine sahip oldu.
🔹 İran’ın ruhban yönetimi 1979’dan bu yana muhalifleri öldürerek, katı dinî kuralları topluma dayatarak ve İsrail’i yok etmeye milyarlarca dolar harcayarak iktidarını korudu.
🔹 İran’daki su krizi, ülkenin geleceğine yönelik başlıca tehditlerden biri haline geldi. 2025 yazında Tahran’ın da aralarında bulunduğu bölgelerde sıcaklıklar 50 dereceye yaklaştı, kamu kurumları ve bankalar geçici olarak kapandı; Tahran’a su sağlayan büyük barajlar rekor düşük seviyelere indi ve su kaynakları toparlanmazsa başkentin tahliye edilmesi gündeme geldi.
🔹 İsrail, ABD, Rusya ve İran’ın sürdürdüğü çatışmaların sonunda müzakerelerle sona ermesi bekleniyor; liderlerin savaşları süresiz biçimde sürdürmesi mümkün görünmüyor.