🔹 Donald Trump’ın Asya-Pasifik’teki ABD müttefiklerinden savunma yükünü daha fazla paylaşmalarını istemesi, bu ülkelerin Çin ve Kuzey Kore’yi caydırmak için ABD’ye ne ölçüde güvenebilecekleri konusunda soru işaretlerini artırdı.
🔹 ABD yönetimi, Japonya ve Güney Kore gibi müttefiklerinden kolektif savunmaya daha fazla harcama yapmalarını istedi. Washington, harcamaların “ilk ada zincirini” korumak ve saldırganlığı caydırmak için gerekli olduğunu açıkladı.
🔹 ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, haziranda Singapur’daki Shangri-La Diyaloğu’nda zengin ülkelerin savunmasını sübvanse etme döneminin sona erdiğini söyledi ve ittifakların bağımlılık yerine ortak sorumluluk temelinde kurulması gerektiğini açıkladı.
🔹 ABD’nin bölgedeki taahhütlerine yönelik kuşkular, Ulusal Güvenlik Stratejisi’nin Batı Yarımküre’yi en önemli öncelik olarak belirlemesinin ardından arttı. Washington ayrıca İran savaşı sırasında Güney Kore’deki Patriot ve THAAD füze savunma bataryalarını Orta Doğu’ya taşıdı.
🔹 Nottingham Malaysia Üniversitesi’nden Benjamin Barton, bölge ülkelerinin yerli savunma sanayilerini geliştirmesinde Washington’ın öngörülemez stratejisinin etkili olduğunu söyledi. Barton, müttefiklerin artan savunma harcamalarını yerel silah sistemlerine yönelttiğini veya güven sorunları nedeniyle ABD’den uzaklaştığını açıkladı.
🔹 ABD, 2021-2025 döneminde küresel silah ihracatının yüzde 42’sini gerçekleştirerek dünyanın en büyük silah ihracatçısı oldu. Avustralya, Japonya ve Güney Kore, ABD silahlarının en büyük 10 alıcısı arasında yer aldı.
🔹 Güney Kore, yerli savunma sanayisini geliştirme çalışmalarında bölgenin önde gelen ülkesi oldu ve son beş yılda dünyanın en büyük 10 silah ihracatçısı arasına giren tek bölgesel ABD müttefiki olarak kayda geçti. Seul, nükleer enerjili denizaltı geliştirmeyi ve bu yıl 4,5 nesil KF-21 savaş uçaklarını teslim etmeyi planlıyor.
🔹 Güney Kore’nin silah tedarikinin yüzde 80’inden fazlası yerli kaynaklardan sağlanıyor. Yerelleşme oranı, silah sistemine bağlı olarak yaklaşık yüzde 50 ile yüzde 90 arasında değişiyor.
🔹 Japonya, savunma harcamalarını 2027’ye kadar gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 2’sine çıkarmayı, Type-12 gemisavar füzeleri gibi uzun menzilli sistemler geliştirmeyi ve Birleşik Krallık ile İtalya’yla birlikte 2035’e kadar altıncı nesil savaş uçağı üretmeyi planlıyor. Japonya ayrıca Avustralya’ya Mogami sınıfı fırkateyn tedarik etmek için anlaşma imzaladı.
🔹 Avustralya, AUKUS kapsamında önümüzdeki 20 yıl içinde nükleer enerjili denizaltıları kendi ülkesinde üretme kapasitesi kazanabilir. Anlaşma, Washington’dan teknoloji transferine izin veriyor.
🔹 Çin’in askeri modernizasyonu, bölgedeki ülkelerin savunma sanayilerini güçlendirmesindeki en önemli etken olmayı sürdürüyor. Çin, J-36 ve J-50 olarak bilinen altıncı nesil savaş uçaklarını geliştiriyor; Fujian uçak gemisi geçen yıl hizmete girdi ve Pentagon, Çin’in 2035’e kadar altı uçak gemisi daha inşa etmeyi planladığını açıkladı.
🔹 Stockholm Enstitüsü’nden Xiao Liang, Çin’in tüm alanlarda karmaşık silah sistemleri üretebilen tek Asya-Pasifik ülkesi olduğunu söyledi. ABD’nin hayalet uçak, motor, istihbarat-gözetleme-keşif, gelişmiş yarı iletken ve entegre komuta-kontrol sistemlerindeki kapasitesinin tamamen ikame edilmesi zor ve maliyetli olduğu için ortak geliştirme ile tedarik çeşitlendirmesinin öne çıkacağını açıkladı.
🔹 Uzmanlar, müttefik ülkelerin savunma sanayilerini geliştirmesinin ittifak ağını güçlendirebileceğini, ancak farklı standartlar ve korumacılığın ittifak içi uyumu zayıflatabileceğini söyledi. Çip, itki sistemleri ve yazılım gibi kritik alanların küresel ölçekte yoğunlaşması tam bağımsızlığı sınırlıyor.
🔹 Çin, bölge ülkelerinin yerli savunma kapasitesini ABD ile uyumlu bir dengeleme politikası olarak görebilir ve bu gelişmeleri kendi askeri genişlemesini gerekçelendirmek için kullanabilir. Çin’in askeri harcamalarını artırması, bölgesel istikrar açısından yeni riskler yaratabilir.