Tükürme saldırıları İsrail’de Hristiyan karşıtı nefretin yükseldiğini gösteriyor
Wall Street Journal
🔹 Kudüs’ün Eski Şehir bölgesinde bir grup İsrailli genç, Ermeni Apostolik Kilisesi’nin kapısını çalarak içeride Hristiyan olup olmadığını sordu ve onlara tükürmek istedi. Gençlerden biri, Hristiyanları aşağılamanın dini bir görev olduğunu söyledi.
🔹 Aynı gün Ermeni kilisesinin çevresinde en az 12 tükürme olayı yaşandı.
🔹 Kudüs’te daha önce aralıklı görülen Hristiyan karşıtı nefret olayları tekrarlanan bir davranışa dönüşürken, özellikle genç İsrailliler arasında Hristiyanlığa yönelik olumsuz tutumlar yaygınlaşıyor.
🔹 Religious Freedom Data Center, 2026’nın ilk yarısında 107 Hristiyan karşıtı olay kaydetti. Bu sayı, 2024’ün aynı dönemindeki olayların iki katından fazla; vakaların çoğu Kudüs’ün Eski Şehir bölgesinde ve çevresinde meydana geldi.
🔹 En yaygın saldırı biçimleri tükürme, sözlü taciz, “Hristiyanlara ölüm” sloganları ve manastırlara çöp atılması oldu. Olaylarda en sık sorumlu tutulan grup genç İsraillilerdi.
🔹 Kudüs’te yaşayan Hristiyanların büyük çoğunluğu Filistinli Araplardan oluşuyor; ancak saldırıların önemli bölümü yabancı din görevlilerini, rahibeleri ve kentin görünür Hristiyan sembollerini hedef alıyor.
🔹 İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Hristiyanlara tükürmenin eski bir Yahudi geleneği olduğunu ve suç sayılmaması gerektiğini söyledi. Ben-Gvir, 2015’te Tabgha’daki bir manastırı ateşe veren kişilerin avukatlığını yapmıştı.
🔹 Nisan ayında Kudüs’ün Zion Dağı’nda bir Fransız rahibe Yahudi bir aşırılıkçı tarafından yere itildi. Rahibe başından yaralanırken, rahibelerin bir bölümü güvenlik endişesiyle dışarı çıkmıyor ve gönüllüler tarafından her gün refakat ediliyor.
🔹 Kudüs Açık Üniversitesi’nde Hristiyan tarihi profesörü Orit Ramon, genç İsraillilerin Hristiyanlık hakkındaki bilgilerinin sınırlı olduğunu ve bu bilgilerin hoşgörüsüzlüğü beslediğini söyledi. Hristiyan misyonerlik faaliyetlerine yönelik korku, kiliselerdeki heykel ve ikonlara karşı çıkış ve Katolik Kilisesi’nin Gazze savaşına yönelik eleştirileri de düşmanlığı artıran unsurlar arasında yer alıyor.
🔹 Rossing Center for Education and Dialogue’un anketinde, kiliseye girmenin yasak olduğuna inanan İsraillilerin oranı 2008’deki yüzde 10 seviyesinden yaklaşık yüzde 50’ye çıktı. Hristiyanlığı putperestliğin bir biçimi olarak görenlerin oranı da benzer düzeyde olurken, bu görüşler genç ve daha dindar İsrailliler arasında daha yaygındı.
🔹 Kudüs Belediyesi, ibadet veya dini eğitim amacıyla kullanılmayan kilise mülklerinin belediye vergisine tabi olması gerektiğini savunuyor. Kilise liderleri bu yaklaşımın uzun süredir yürürlükte olan anlaşmalara aykırı olduğunu söyledi; farklı Hristiyan mezheplerinin liderleri 2018’de Kutsal Kabir Kilisesi’ni kısa süreliğine kapattı.
🔹 Katolik Kilisesi’nin Kutsal Topraklar’daki en üst düzey temsilcisi Kardinal Pierbattista Pizzaballa, mart ayında Palm Pazarı ayini için Kutsal Kabir Kilisesi’ne alınmadı. İsrail olayı hata olarak kabul etti ve Pizzaballa’nın ertesi hafta Paskalya ayinini kutlamasına izin verdi.
🔹 ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, Evanjelik Hristiyan kuruluşlarının din görevlisi vizeleri almakta zorlandığını söyledi. Başbakan Binyamin Netanyahu’nun müdahalesiyle vizeler serbest bırakılırken, ABD Büyükelçiliği gelecekteki sorunları önlemek için vize sürecini hızlandırmaya çalışıyor.
🔹 Kudüs’ten Tel Aviv’e rahibelere refakat eden İsrailli gönüllü Alicia Nudelman, bir yeşivadan gençlerin rahibelerin yakınına tükürdüğünü söyledi. Aynı öğrenciler birkaç hafta sonra rahibeleri “Şabat Şalom” diyerek karşıladı ve rahibeler artık korkmadıklarını söyledi.