🔹 Enerji şoku bu yılın başlarında yoğunlaşırken IMF, hanehalkı ve şirketlerin yükünü hafifletmek için uygulanacak desteğin zamanında, hedefli ve geçici olması gerektiğini açıkladı.
🔹 Haziran ortası itibarıyla 170 ülkede enerji şokunun etkilerini azaltmak için yaklaşık 900 önlem uygulandı. Önlemlerin kapsamı geniş oldu, sona erme tarihi bulunmadı ve enerji sübvansiyonları yakıt tasarrufu teşvikini zayıflattı.
🔹 Enerji sübvansiyonlarının geri çekilmesi zor görünüyor. Uygulamalar, sorunların ek kamu borçlanmasıyla çözülmesi ve daha yüksek açıklarla borcun gelecekteki hükümetlere bırakılması eğiliminin son örnekleri arasında yer alıyor.
🔹 ABD’de bütçe açıklarının ek borçlanmayla finanse edilmesi 1990’lardan bu yana yaygın bir uygulama oldu. Fransa yüksek açıklarını Avrupa hedeflerine uygun seviyeye indirmekte zorlanırken Almanya altyapı ve savunma kapasitesini geliştirmek için daha fazla borçlanmaya karar verdi.
🔹 Japonya yeni vergi indirimleri ile büyük bir kamu ve özel sektör yatırım programı açıkladı. Birleşik Krallık Başbakanı Andy Burnham, daha fazla borçlanmaya izin vermek için bütçe kurallarındaki esnekliklerden yararlanacağını söyledi.
🔹 Küresel düzeyde bütçe politikaları konusunda koordinasyon sağlanamadı. G20 maliye bakanları nisan ayında borçlanma ve harcama politikalarının makul olup olmadığı konusunda oybirliğiyle ortak bir açıklama hazırlayamadı.
🔹 2010’daki Toronto G20 Zirvesi’nde büyük ekonomiler, 2008-09 küresel finans krizinin ardından kamu maliyesini düzeltme taahhüdünde bulundu. Zirve bildirisinde sağlam mali yapıların toparlanmayı sürdürmek, yeni şoklara yanıt verme esnekliği sağlamak ve gelecek nesillere açık ve borç mirası bırakmamak için gerekli olduğu belirtildi.
🔹 IMF verilerine göre brüt kamu borcunun gelişmiş ekonomilerde GSYH’ye oranı 2010’da yüzde 94 iken bu yıl yüzde 108’e, gelişmekte olan ekonomilerde ise yüzde 37’den yüzde 77’ye yükselmesi bekleniyor. Yüksek borç seviyeleri daha yüksek faiz oranlarına yol açarak kamu maliyesini daha kırılgan hale getiriyor.
🔹 IMF ve Uluslararası Ödemeler Bankası, artan kamu borcu ile mali düzeltme arasındaki geçmiş ilişkinin zayıfladığını saptadı. Artan borç artık kamu harcamalarında kesinti veya vergi artışı yönünde siyasi baskı oluşturmuyor; ülkeler zor dönemlerde kayıpları sınırlamak için bütçe teşviklerini kullanıyor ve iyi dönemlerde bütçe fazlası vermek yerine vergi indirimi uyguluyor.
🔹 Savunma harcamaları, iklim değişikliğine uyum, yaşlanan nüfusun emeklilik, sağlık ve sosyal bakım ihtiyaçları kamu bütçeleri üzerindeki baskıyı artırıyor. Yapay zekâ ekonomik büyümeyi hızlandırabilir, ancak işini kaybedenleri desteklemek için kamu maliyesi üzerinde yeni baskılar da oluşturabilir.
🔹 Uluslararası işbirliği savunma, iklim değişikliğine uyum ve demografik baskıların maliyetlerini azaltabilir. Ancak jeopolitik ve iç siyasi kutuplaşma, ticaret, savunma, iklim, göç ve vergilendirme alanlarında ortak çözümleri zorlaştırıyor.
🔹 Tahvil piyasaları şu ana kadar ülkeleri kamu maliyesini ciddiye almaya zorlamadı. Mali baskılar artarken bu durum bir süre daha devam edebilir, ancak kalıcı olması beklenmiyor.