Michiganlı Abdul El-Sayed hakkında bilinmesi gereken beş şey
Wall Street Journal
🔹 41 yaşındaki ilerici aday Abdul El-Sayed, Michigan’daki Demokrat Senato ön seçimini dört dönemdir Temsilciler Meclisi üyesi olan Haley Stevens’ı yenerek kazandı.
🔹 El-Sayed, Herkes İçin Medicare sistemini ve ücretsiz çocuk bakımını destekliyor; ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi’nin kaldırılmasını istiyor.
🔹 İsrail’in Gazze’deki eylemlerini soykırım olarak nitelendiriyor.
🔹 Demokratik Amerika Sosyalistleri üyesi olmayan El-Sayed, Bernie Sanders dahil bu hareketten birçok kişinin desteğini alıyor. Yeterli denetim mekanizması bulunması halinde kapitalizme karşı olmadığını söyledi.
🔹 Kampanya sloganı siyasetten parayı çıkarmak, parayı insanların ceplerine koymak ve Herkes İçin Medicare’i yaygınlaştırmak üzerine kurulu.
🔹 Detroit bölgesinde büyüyen El-Sayed’in ailesi Mısır’dan ABD’ye göç etti. Michigan Üniversitesinden mezun oldu; Columbia Üniversitesinde tıp derecesi, Oxford Üniversitesinde halk sağlığı doktorası aldı.
🔹 Eski yerel halk sağlığı yetkilisi El-Sayed daha önce seçilmiş bir görev üstlenmedi. Gretchen Whitmer, 2018’deki Michigan valilik ön seçiminde El-Sayed’i 22 puan farkla yendi.
🔹 El-Sayed bu sonbaharda seçilirse ABD Senatosunun ilk Müslüman üyesi olacak. Genel seçimde Cumhuriyetçi Mike Rogers’la karşılaşacak.
🔹 El-Sayed, 2020’de George Floyd’un Minneapolis polisi tarafından öldürülmesinin ardından polis teşkilatının bütçesinin kesilmesini savundu. Konuyla ilgili paylaşımlarını daha sonra sildi ve artık bu fikri reddettiğini söyledi.
🔹 El-Sayed yıllarca kendisini hekim olarak tanımladı; ancak lisanslı tıp doktoru olarak deneyimine dair kamuya açık kanıt bulunmuyor. Kampanya biyografisinde Detroit Sağlık Departmanını ve Wayne County Sağlık, İnsan Hizmetleri ve Gaziler Hizmetleri Departmanını yeniden yapılandırdığı yazıyor.
🔹 El-Sayed, İsrail eleştirmeni çevrim içi influencer Hasan Piker’le birlikte kampanya yürüttü. Piker’in muhalifleri onu antisemitizmle suçluyor; El-Sayed ise kazanabileceğini düşündüğü bir kitleye sahip herkesle konuşacağını ve iptal kültürüne inanmadığını söyledi.