Suudiler İbrahim Anlaşmaları’ndan yüz çeviriyor
Wall Street Journal
🔹 Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan, Mekke’de ortak savunma anlaşması imzaladı. Üç ülke, herhangi birine yönelik silahlı saldırıyı tümüne yapılmış saldırı olarak kabul etti.
🔹 Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan resmen ABD müttefiki konumunda bulunuyor; ancak yeni savunma düzenlemesi, İsrail, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri arasında kurulması istenen ittifaktan farklı bir çizgi oluşturuyor.
🔹 Suudi Arabistan, yeni ortakları aracılığıyla İran’la daha uzlaşmacı bir denge kurmaya yöneliyor. Türkiye ve Pakistan’ın terörle mücadele konusundaki tutumları da ABD’nin yaklaşımıyla tam olarak örtüşmüyor.
🔹 Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hamas’ı “kutsal savaşçılar” olarak nitelendirerek örgüte ev sahipliği yapıyor ve destek veriyor. Mısır, zirveye katılmasına rağmen savunma anlaşmasına dahil olmadı.
🔹 Suudi Arabistan ile Pakistan, 2025’te karşılıklı savunma anlaşması imzalamıştı. Yeni düzenlemenin NATO’nun 5. maddesi düzeyinde otomatik bir askeri karşılık mekanizması oluşturmadığı belirtiliyor.
🔹 İran’ın Suudi Arabistan’a füze saldırısı düzenlemesi halinde Riyad’ın güvenlik desteği için başvuracağı başlıca merkez Washington olmaya devam ediyor.
🔹 Türkiye, Suriye’nin yanı sıra Kuzey Kıbrıs, Irak, Katar, Libya ve Somali’deki askeri varlığıyla bölgesel etkisini artırıyor. Suudi Arabistan ve Pakistan’la bağlarını güçlendirmesi, Türkiye’nin diplomatik ağırlığını ve olası silah satışlarını artırabilir.
🔹 Pakistan, ABD ile İran arasında arabulucu rolü üstleniyor ve İran’la çatışmanın azaltılmasını petrol ve doğal gaz akışının sürmesi açısından ekonomik bir çıkar olarak görüyor.
🔹 Suudi Arabistan, İran savaşı sırasında ortaklarını çeşitlendirerek Washington’a olan güvenindeki azalmayı gösteriyor. Ülke savunmaya yılda yaklaşık 80 milyar dolar harcıyor; Türkiye ve Pakistan’la yapılan anlaşma, askeri donanımın yanı sıra muharebe deneyimi ve savaşma iradesi ihtiyacını karşılamaya yardımcı olabilir.
🔹 Türkiye’nin Suudi-Pakistan ilişkisine katılması, nükleer silahlarla bağlantısı belirsiz olan bu ortaklık nedeniyle nükleer yayılma endişelerini artırıyor. Suudi Arabistan’la yapılacak nükleer anlaşmanın ülke içinde uranyum zenginleştirilmesine izin vermemesi talep ediliyor.