← Ana sayfaya dön

Batarya teknolojilerindeki ilerlemeler yapay zekânın elektrik şebekesi üzerindeki yükünü azaltabilir

Washington Post
13.06.2026

🔹 Yapay zekâ veri merkezlerinin artan enerji ihtiyacına yönelik eleştirilere karşı otomotiv şirketleri batarya depolama alanında yeni yatırımlar yapıyor.

🔹 General Motors ve Ford, elektrikli araç talebindeki yavaşlamanın ardından teknoloji ve enerji şirketlerine yönelik büyük ölçekli batarya depolama üretimine yöneliyor.

🔹 General Motors, 2028 yılına kadar Kuzey Amerika'daki fabrikalarında sabit enerji depolama amaçlı sodyum iyon bataryaları üretmeyi planlıyor.

🔹 Ford ise geçen ay Çin lisanslı lityum-demir-fosfat teknolojisini kullanan yeni bir enerji depolama birimini faaliyete geçirdi.

🔹 General Motors'un sodyum iyon teknolojisine yönelmesi, daha bol bulunan ve daha düşük maliyetli sodyum tuzlarının kullanılmasına dayanıyor.

🔹 Sodyum iyon bataryalar lityum bataryaların aksine ek soğutma sistemine ihtiyaç duymadığı için bakım ve enerji maliyetlerini düşürebilir.

🔹 Yapay zekâ altyapısının büyümesiyle birlikte enerji depolama sistemlerinin elektrik şebekelerinde talep zirvelerini yönetmesi ve arz dalgalanmalarını dengelemesi bekleniyor.

🔹 Batarya sistemleri elektrik kesintileri sırasında yedek enerji kaynağı olarak da kullanılabiliyor.

🔹 Yazıda, yapay zekânın enerji ihtiyacının teknolojik yeniliklerle karşılanabileceği ve kaynak kısıtlarının inovasyon yoluyla aşılabileceği savunuluyor.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

Tarihin en büyük sanat eserleri yağmasının arkasındaki kişiler

Economist
13.06.2026
Douglas Latchford ağı

🔹 İngiliz sanat tüccarı Douglas Latchford, onlarca yıl boyunca Kamboçya'dan kaçırılan Khmer eserlerinin uluslararası koleksiyonerlere ulaştırılmasında merkezi rol oynadı.

🔹 Matthew Campbell'in kitabına göre Latchford, Kamboçya'daki yağmaları organize eden ve uluslararası talebi yönlendiren en önemli isimlerden biri haline geldi.

🔹 Latchford, 1974 yılında Bangkok'ta açtığı galeride yüzlerce hatta binlerce Khmer eserini koleksiyonerlere ve müzelere sundu.

Yağma süreci

🔹 İç savaş ve Kızıl Kmerler döneminin ardından ekonomik sıkıntı yaşayan birçok Kamboçyalı tarihi tapınaklardan heykel ve kabartmaları çıkarmaya başladı.

🔹 Yağmacılar bazı eserleri çıkarmak için pnömatik matkap ve dinamit kullandı, bu süreçte çok sayıda eser zarar gördü veya tamamen yok oldu.

🔹 Eserler öküz arabaları ve kamyonlarla Tayland'a taşındıktan sonra aracıların yardımıyla Latchford'a ulaştırıldı.

Uluslararası satışlar

🔹 Latchford eserlerin kökenine ilişkin sahte belgeler düzenleyerek uluslararası alıcılara satış gerçekleştirdi.

🔹 Kaçırılan eserlerin bir bölümü ABD'deki Norton Simon Museum ve New York'taki Metropolitan Museum of Art gibi önemli kurumların koleksiyonlarına girdi.

🔹 Birçok eser müzelere ulaştığında üzerinde hâlâ Kamboçya toprağının bulunduğu belirtiliyor.

Soruşturma ve iade süreci

🔹 ABD'li soruşturmacılar yürüttükleri çalışmalar sonucunda Latchford'un uluslararası kaçakçılık ağını ortaya çıkardı.

🔹 Douglas Latchford 2020 yılında hayatını kaybettiği için hakkında açılan davalarda yargılanamadı.

🔹 Soruşturmalar sonucunda çok sayıda kaçırılmış eser Kamboçya'ya geri gönderildi ve bugün Phnom Penh Ulusal Müzesi'nde sergileniyor.

Kitabın değerlendirmesi

🔹 Kitap, Kamboçya'daki tarihi eser kaçakçılığı ağını ayrıntılarıyla ele alırken uluslararası sanat piyasasının eserlerin kökenine ilişkin denetim eksikliklerini de ortaya koyuyor.

🔹 Eserde, antik uygarlıklara ait değerli eserlerin küresel talep görmeye devam ettiği ve bu nedenle yasa dışı eser ticaretinin tamamen sona ermesinin zor olduğu değerlendirmesi yapılıyor.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

Japonya boşanma yasalarını yeniden düzenliyor

Economist
13.06.2026
Yeni ortak velayet sistemi

🔹 Japonya, yaklaşık 80 yıldır değişmeyen medeni kanunda yaptığı düzenlemeyle nisan ayında boşanma sonrası ortak velayet uygulamasını kabul etti.

🔹 Düzenleme öncesinde Japonya, G7 ülkeleri arasında boşanma sonrası ortak velayeti tanımayan tek ülkeydi.

🔹 Yeni sistemle boşanmış ebeveynlerin eğitim ve taşınma gibi önemli çocuk kararlarını birlikte alması öngörülüyor.

Mevcut sistemin sorunları

🔹 2021 tarihli resmi araştırmaya göre boşanmış ailelerin çocuklarının yalnızca üçte biri ebeveynlerinden ayrı yaşayan tarafla iletişim kurabiliyordu.

🔹 Japonya'da boşanmaların yaklaşık yüzde 90'ı mahkeme kararı olmadan belediyeye verilen ortak başvuruyla sonuçlanıyor.

🔹 Nafaka, mal paylaşımı ve velayet kararları çoğu zaman resmi bir arabuluculuk süreci olmadan alınıyor.

🔹 Bekâr annelerin yalnızca yüzde 28'i eski eşlerinden çocuk nafakası alabildiği için tek ebeveynli ailelerde yoksulluk oranı yüksek seviyede bulunuyor.

Çocuklarla ilişki sorunu

🔹 Önceki sistemde velayeti alan ebeveyn, çoğunlukla diğer ebeveynin çocukla görüşmesini fiilen engelleyebiliyordu.

🔹 Japon toplumunda boşanma sonrası aile bağlarının tamamen kopması anlayışı uzun yıllardır yaygın uygulama olarak görülüyordu.

🔹 Çocukların bir ebeveynden tamamen koparılması kamuoyunda giderek daha fazla tartışılmaya başladı.

Yeni düzenlemenin hedefleri

🔹 Ortak velayet uygulamasının babaların çocuklarıyla bağlarını korumasını ve nafaka ödeme oranlarını artırmasını sağlaması hedefleniyor.

🔹 Reform kapsamında çocuk nafakasına ilişkin yeni yasal düzenlemeler de yürürlüğe alındı.

Tartışmalar

🔹 Kadın hakları örgütleri ortak velayet sisteminin aile içi şiddet mağdurlarını eski eşleriyle yeniden temas kurmak zorunda bırakabileceği uyarısında bulunuyor.

🔹 Fiziksel şiddetin boşanmaların yaklaşık yüzde 8'inin nedeni olduğu yönünde araştırmalar bulunuyor.

🔹 Reformun uygulamadaki etkilerinin önümüzdeki yıllarda ortaya çıkması bekleniyor.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

Japonya’da seks turistleri ve fuhuş sektörü tartışmaları büyüyor

Economist
13.06.2026
Sektörün büyüklüğü

🔹 Japonya’da yüz binlerce kadın seks sektöründe çalışıyor ve sektörün yıllık büyüklüğünün 2 ila 5 trilyon yen arasında olduğu tahmin ediliyor.

🔹 2022 tarihli bir araştırmaya göre Japon erkeklerinin yüzde 48’i hayatının bir döneminde para karşılığı cinsel hizmet satın aldığını belirtirken, bu oran İngiltere’de yüzde 11 olarak ölçüldü.

🔹 Sektör, eskort hizmetleri, genelevler ve çeşitli yasal boşluklardan yararlanan işletmeler aracılığıyla uzun yıllardır faaliyet gösteriyor.

Son dönemde tartışmaları artıran gelişmeler

🔹 Geçen yıl 12 yaşındaki Taylandlı bir kız çocuğunun insan kaçakçılığıyla Japonya’ya getirilerek Tokyo’daki bir seks işletmesinde çalıştırıldığının ortaya çıkması kamuoyunda büyük tepki yarattı.

🔹 Tokyo’daki Okubo Park çevresinde kadınların açık şekilde müşteri beklemesi de kamuoyunda görünürlüğü artırarak yeni tartışmalara yol açtı.

🔹 Japonya’da sokakta müşteri beklemek ve müşteri aramak yasa dışı olmasına rağmen bu görüntüler sosyal medyada geniş şekilde yayıldı.

Yabancı turistlerin etkisi

🔹 Japon yenindeki değer kaybı nedeniyle bazı yabancı turistlerin seks turizmi amacıyla ülkeye yöneldiği tartışmaları büyüttü.

🔹 Okubo Park çevresinde yabancı turistlerin kadınlarla pazarlık yaptığı görüntüler internette hızla yayıldı.

🔹 Bu durum Japon kamuoyunda ekonomik gerileme ve ülkenin uluslararası imajı açısından da rahatsızlık yarattı.

Hukuki tartışmalar

🔹 Yetkililer son dönemde Okubo Park çevresindeki kadınlara yönelik gözaltı ve tutuklama işlemlerini artırdı.

🔹 Kadın hakları savunucuları ise yalnızca kadınların cezalandırıldığını, cinsel hizmet satın alan erkeklere yönelik yeterli işlem yapılmadığını savunuyor.

🔹 Muhalefet milletvekilleri mevcut uygulamaların yeniden gözden geçirilmesini gündeme taşıdı.

Reform seçenekleri

🔹 Bazı feminist gruplar İsveç ve Fransa’da uygulanan, cinsel hizmet satın alanların cezalandırıldığı ancak hizmet sunanların korunduğu İskandinav modelinin benimsenmesini istiyor.

🔹 Diğer bazı kesimler ise müşterilerin cezalandırılmasının sektörü yeraltına iterek kadınları daha fazla şiddet riskiyle karşı karşıya bırakacağını savunuyor.

🔹 Bazı sivil toplum kuruluşları Almanya ve Hollanda benzeri tam yasal düzenleme ve denetim modelinin uygulanmasını öneriyor.

Mevcut sistem

🔹 Japonya’daki kapalı seks sektöründe faaliyet gösteren birçok işletme yasal boşluklardan yararlanarak hizmet vermeye devam ediyor.

🔹 "Soapland" olarak bilinen işletmelerde müşterilerin banyo hizmeti satın aldığı, cinsel ilişkinin ise resmi olarak hizmet kapsamında görülmediği uygulama fiilen varlığını sürdürüyor.

🔹 Adalet Bakanlığı ise şu aşamada kapsamlı reform yerine sokak fuhşuna yönelik denetim ve uygulamalara odaklanmayı sürdürüyor.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

Mali sıkıntılar Hindistan eyaletlerini alkolden daha fazla vergi almaya yöneltiyor

Economist
13.06.2026
Vergi politikası ve bütçe baskısı

🔹 Hindistan Anayasası eyaletlerin alkol tüketimini azaltmaya çalışmasını öngörse de birçok eyalet bütçe gelirleri için alkolden önemli ölçüde vergi topluyor.

🔹 2017'de yürürlüğe giren ülke çapındaki mal ve hizmet vergisi (GST) reformu, eyaletlerin birçok vergi toplama yetkisini kaldırarak mali esnekliğini azalttı.

🔹 Artan borç yükü ve sosyal harcamalar nedeniyle birçok eyalet gelir artıracak yeni kaynak arayışına girdi.

Alkol vergileri öne çıkıyor

🔹 GST sonrasında eyaletlerin bağımsız şekilde vergilendirebildiği başlıca alanlar enerji ürünleri ve alkollü içecekler oldu.

🔹 Yakıt vergilerinin artırılması siyasi açıdan zor görülürken, alkol vergileri eyaletler için önemli bir gelir kaynağı haline geldi.

🔹 Vergilerin aşırı artırılması halinde tüketicilerin daha ucuz ürünlere veya kaçak alkole yönelme riski bulunuyor.

Karnataka'nın yeni modeli

🔹 Karnataka eyaleti alkol vergilendirme sistemini yeniden düzenlemek için bir komite kurdu.

🔹 Komite, bira ve yüksek alkollü içkiler arasındaki mevcut vergi yapısının tutarsız olduğunu belirledi.

🔹 Raporda verginin ürün türüne veya markasına göre değil, şişedeki saf alkol miktarına göre belirlenmesi önerildi.

🔹 Önerilen sistemde alkol oranına dayalı vergi ile ilave tüketim vergisinin birlikte uygulanması tavsiye edildi.

Beklenen etkiler

🔹 Yeni sistemin eyalet gelirlerini önemli ölçüde artırabileceği değerlendiriliyor.

🔹 Karnataka Başbakanı rapor kamuoyuna açıklanmadan önce ilk reform adımlarını duyurdu.

🔹 Reformun başarılı olması halinde diğer Hindistan eyaletlerinin de benzer uygulamaları hayata geçirmesi bekleniyor.

🔹 Raporda yüksek alkollü ucuz içkileri tüketen kesimin kaçak alkole yönelmesini önleyecek ek tedbirlerin de önerildiği belirtiliyor.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

Ukrayna'daki savaş artık Birinci Dünya Savaşı'ndan daha uzun sürdü

Economist
13.06.2026
Savaşta dönüm noktası

🔹 11 Haziran itibarıyla Ukrayna'daki savaşın süresi Birinci Dünya Savaşı'nın toplam süresini geride bıraktı.

🔹 2022'de birkaç gün içinde sona ereceği düşünülen çatışma, dört yılı aşan uzun bir savaşa dönüştü.

🔹 Siper savaşları, yeni silah teknolojileri ve ağır can kayıpları nedeniyle çatışmanın birçok yönü Birinci Dünya Savaşı'yla benzerlik gösteriyor.

Cephedeki durum

🔹 Ukrayna'nın son dönemde cephede nispeten avantaj kazanmaya başladığı belirtiliyor.

🔹 Ukrayna kaynaklarına göre Rus ordusu günde yaklaşık 1.000 ölü veya ağır yaralı veriyor.

🔹 Ukrayna'nın insansız hava araçları Rusya'nın derin bölgelerindeki hedefleri vurmayı sürdürüyor.

🔹 Avrupa Birliği, Ukrayna'ya 90 milyar avroluk kredi desteğini dağıtmaya hazırlanıyor.

🔹 ABD desteğinin azalmasına rağmen Ukrayna ordusunun moralinin son dönemde yükseldiği ifade ediliyor.

Barış görüşmeleri

🔹 Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin ve İngiltere, Fransa ile Almanya liderlerinin barış çağrılarına rağmen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin müzakerelere olumlu yanıt vermedi.

🔹 Çatışmaların sona ermesi için ciddi müzakerelerin henüz başlamadığı belirtiliyor.

Olası barış düzeni

🔹 Muhtemel barış anlaşmasının her iki taraf için de tavizler içeren ve tam anlamıyla tatmin edici olmayan bir uzlaşma olması bekleniyor.

🔹 Rusya'nın savaş tazminatı ödemesi veya yöneticilerinin uluslararası mahkemelere teslim edilmesi gibi senaryoların gerçekçi görülmediği ifade ediliyor.

🔹 Avrupa'nın Ukrayna için yeni güvenlik garantileri oluşturacak bir güvenlik mimarisi üzerinde çalışması gerektiği belirtiliyor.

Avrupa Birliği süreci

🔹 Ukrayna'nın Avrupa Birliği üyelik sürecinin yeni Avrupa güvenlik düzeninin önemli parçalarından biri olacağı değerlendiriliyor.

🔹 Avrupa Birliği'nin 15 Haziran'da üyelik müzakerelerinin ilk faslını açması bekleniyor.

🔹 Ukrayna'nın tam üyeliğinin kısa vadede gerçekleşmesinin zor olduğu ifade ediliyor.

Avrupa'nın karşılaşabileceği kararlar

🔹 Kalıcı barış sağlanması için Avrupa'nın ileride Rusya'ya yönelik yaptırımların kaldırılmasını değerlendirmek zorunda kalabileceği belirtiliyor.

🔹 Dondurulan yüz milyarlarca avroluk Rus varlıklarının geleceğinin de müzakerelerin önemli başlıklarından biri olabileceği ifade ediliyor.

🔹 Rusya ile diplomatik ilişkilerin normalleştirilmesine yönelik olası adımların Avrupa'da tartışmalara yol açabileceği değerlendiriliyor.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

Pankreas tümörlerinin tedavisi kanserin ana kontrol mekanizmasını ortaya çıkarmış olabilir

Economist
13.06.2026
Klinik sonuçlar

🔹 Chicago'da mayıs ayı sonunda düzenlenen onkoloji konferansında daraxonrasib adlı ilacın pankreas kanseri üzerindeki sonuçları büyük ilgi gördü.

🔹 İlaç, ileri evre pankreas kanserinde ortanca yaşam süresini 6,7 aydan 13,2 aya çıkardı.

🔹 Tedavinin tek başına kesin bir iyileşme sağlamadığı, ancak diğer tedavilerle birlikte yaşam süresini daha da uzatabileceği değerlendiriliyor.

Pankreas kanseri

🔹 Pankreas kanseri genellikle belirti vermeden ilerlediği ve çoğu zaman yayılmış halde teşhis edildiği için en ölümcül kanser türlerinden biri olarak kabul ediliyor.

🔹 Hastaların büyük bölümü bir yıldan uzun süre yaşayamazken hastalık bağışıklık sistemi temelli tedavilere de direnç gösteriyor.

🔹 KRAS mutasyonu, tümör çevresinde bağışıklık hücreleri için elverişsiz bir ortam oluşturarak immünoterapinin etkisini azaltıyor.

İlacın çalışma mekanizması

🔹 Daraxonrasib, KRAS adlı proteinin faaliyetini baskılayarak çalışıyor.

🔹 Araştırmalar, ilacın tümör çevresindeki ortamı değiştirerek immünoterapilere yanıtı artırabileceğini gösteriyor.

🔹 İlacın ABD'de onay sürecinin hızlanması ve ilerleyen dönemde ilk basamak tedavi olarak kullanılması bekleniyor.

Daha geniş kanser etkisi

🔹 KRAS mutasyonu yalnızca pankreas kanserinde değil, bazı kalın bağırsak, akciğer, rahim, ince bağırsak ve mide kanserlerinde de hastalığın temel itici gücü olarak bulunuyor.

🔹 KRAS, hücre bölünmesini kontrol eden moleküler bir anahtar görevi görüyor ve mutasyon sonucu sürekli aktif kalarak kanser gelişimini destekliyor.

🔹 KRAS sinyallerinin baskılanmasının birçok farklı kanser türünde yeni tedavi seçenekleri oluşturabileceği belirtiliyor.

RAS ailesi

🔹 KRAS, RAS adı verilen onkogen ailesinin bir üyesi olarak biliniyor.

🔹 Daraxonrasibin teorik olarak RAS mutasyonlarının etkili olduğu multipl miyelom gibi başka kanser türlerinde de fayda sağlayabileceği değerlendiriliyor.

🔹 RAS mutasyonları dünya genelinde tüm kanser vakalarının yaklaşık yüzde 20'sinde görülüyor ve her yıl yaklaşık 3,4 milyon yeni vakayla ilişkilendiriliyor.

Gelecek çalışmalar

🔹 Araştırmacılar, daha gelişmiş yeni nesil ilaçların geliştirilmesinin beklendiğini belirtiyor.

🔹 Benzer yaklaşımın çocukluk çağı nöroblastomunda da kullanılabileceği yönünde umut verici çalışmalar bulunuyor.

🔹 KRAS hedefli tedavilerin geliştirilmesi, milyonlarca kanser hastası için yeni tedavi yolları açabilecek önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

İsviçre'nin nüfusunu 10 milyonla sınırlandırması akıllıca olmaz

Economist
13.06.2026
Referandum

🔹 İsviçre'de seçmenler 14 Haziran'da ülke nüfusunun 10 milyonu aşmasını yasaklayacak referandum için sandığa gidiyor.

🔹 Referandum, sağ popülist SVP partisinin girişimiyle düzenleniyor.

🔹 Anketler sonucu belirsiz gösterirken çok sayıda seçmen nüfus sınırını destekliyor.

Göç ve demografi

🔹 İsviçre'nin nüfusu 9 milyonun biraz üzerinde bulunuyor.

🔹 Ülkede doğurganlık oranı kadın başına 1,3 çocuk seviyesinde olduğu için göç olmadan nüfusun hızla azalması bekleniyor.

🔹 Ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 30'unu yurt dışında doğan kişiler oluşturuyor.

🔹 Referandumun fiilen göç politikalarını sınırlandırmayı hedeflediği değerlendiriliyor.

Olası ekonomik etkiler

🔹 10 milyon sınırına yaklaşılması halinde hükümet göç üzerinde sıkı kısıtlamalar uygulamak zorunda kalacak.

🔹 Bu durumun sağlık, ilaç, finans ve sigorta gibi sektörlerde ihtiyaç duyulan yüksek nitelikli yabancı iş gücünün girişini azaltabileceği belirtiliyor.

🔹 İsviçre'nin uluslararası yetenek çekme kapasitesinin üretkenlik ve inovasyon açısından önemli avantaj sağladığı ifade ediliyor.

Avrupa Birliği ile ilişkiler

🔹 İsviçre, Schengen serbest dolaşım bölgesinin parçası olarak Avrupa Birliği vatandaşlarına yerleşim hakkı tanıyor.

🔹 Nüfus sınırının uygulanmasının AB ile mevcut anlaşmaların yeniden müzakere edilmesini gerektirebileceği belirtiliyor.

🔹 Böyle bir sürecin İsviçre vatandaşlarının AB ülkelerinde serbest yaşama hakkını da etkileyebileceği değerlendiriliyor.

Uzun vadeli sonuçlar

🔹 Mevcut eğilimlerin sürmesi halinde İsviçre'nin 2041 yılında 10 milyon nüfusa ulaşması bekleniyor.

🔹 Göçün sert biçimde sınırlandırılması ve AB ile ilişkilerin bozulmasının önümüzdeki 20 yılda yaklaşık 500 milyar İsviçre frangı ekonomik kayba yol açabileceği hesaplanıyor.

Çevre tartışması

🔹 Referandum çevrenin korunması gerekçesiyle de savunuluyor.

🔹 Buna karşın İsviçre Alpleri ve buzullar için en büyük tehdidin iklim değişikliği olduğu, yerel nüfus sınırlamasının bu sorunu çözmeyeceği belirtiliyor.

Alternatif öneriler

🔹 Göç akışının AB anlaşmaları korunarak daha nitelikli iş gücünü teşvik edecek ücret kriterleriyle düzenlenebileceği ifade ediliyor.

🔹 Konut arzının artırılmasının yüksek konut fiyatlarını düşürmede göçü sınırlamaktan daha etkili olabileceği değerlendiriliyor.

🔹 İsviçre'nin uluslararası iş dünyasının merkezi konumunu koruyabilmesi için yabancı yeteneklere açık kalmasının önem taşıdığı vurgulanıyor.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

Aile, İsrail askerinin öldürdüğü 7 aylık bebek için adalet istiyor

CNN
13.06.2026
Olay

🔹 Fahd Abu Haikal, 5 Haziran'da işgal altındaki Batı Şeria'nın El Halil kentinde ailesiyle araç kullanırken yolda İsrail askerlerini gördü ve aracını yavaşlatarak durdurdu.

🔹 Aileye göre askerlerden biri herhangi bir uyarıda bulunmadan ateş açtı.

🔹 Kurşunlardan biri aracın ön camını delerek direksiyon simidini ve Fahd Abu Haikal'ın parmağını sıyırdıktan sonra 7 aylık oğlu Sam Abu Haikal'ın başına isabet etti.

🔹 Sam Abu Haikal kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.

Görüntüler ve tanık ifadeleri

🔹 B'Tselem tarafından CNN ile paylaşılan görüntülerde aracın askerlerin bulunduğu noktaya yaklaşırken hızlanmadığı, aksine durarak beklediği görülüyor.

🔹 Fahd Abu Haikal ve araçta bulunan annesi, görüntüler üzerinde yaptıkları incelemede ateş açan askeri teşhis etti.

🔹 Aile, askerlerin uyarı ateşi açmadığını veya geri dönmeleri yönünde herhangi bir talimat vermediğini, doğrudan araca ateş edildiğini söyledi.

🔹 Görüntülerde ateş eden askerin daha sonra araçtan uzaklaştığı, olay yerindeki askerlerin aileye tıbbi yardım sağlamadığı görülüyor.

İsrail ordusunun açıklaması

🔹 İsrail ordusu olayın yaşandığını doğrulayarak askerlerin kendilerine doğru hızlanan bir araç algıladığını ve bir askerin araca tekli atış yaptığını açıkladı.

🔹 Olayla ilgili soruşturma başlatıldığı bildirildi.

🔹 CNN'in ulaştığı yerel sakinler ve iş yeri sahipleri, İsrail güçlerinin daha sonra bölgedeki güvenlik kamerası kayıtlarına el koyduğunu öne sürdü.

Ailenin açıklamaları

🔹 Fahd Abu Haikal, oğlunu hastaneye yetiştirmeye çalıştığını ancak aldığı yaranın yaşama şansı bırakmadığını söyledi.

🔹 Sam'ın annesi Dania Abu Haikal, doktorların kan vermesine rağmen bebeğin kurtarılamadığını ifade etti.

🔹 Dania Abu Haikal, kurşunun bir bölümünün kendi yüzünü de yaraladığını, göğsündeki şarapnel parçalarının kalbine çok yakın olduğu için çıkarılamadığını söyledi.

🔹 Sam'ın tek çocuğu olduğunu belirten anne, emzirdiği bebeğini kaybettikten sonra her süt pompaladığında yeniden ağladığını ifade etti.

Tepkiler

🔹 B'Tselem verilerine göre Sam Abu Haikal, bu yıl Batı Şeria'da İsrail güçleri tarafından öldürülen 13'üncü çocuk oldu.

🔹 Kuruluş, 7 Ekim 2023'ten bu yana Batı Şeria'da İsrail güçleri tarafından öldürülen çocuk sayısının 236'ya ulaştığını belirtiyor.

🔹 Fahd Abu Haikal, ateş açan askerin oğlunu yanlışlıkla değil doğrudan öldürmek amacıyla hedef aldığını söyledi.

🔹 Aile, soruşturmanın ceza davasına dönüşmesini ve ateş açan askerin hesap vermesini talep ediyor.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

ABD ordusu İran'ın zenginleştirilmiş uranyumunu ele geçirmek için kara operasyonu hazırladı, Trump planı durdurdu

CNN
13.06.2026
Operasyon hazırlıkları

🔹 ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine, mayıs ayı sonunda İran'ın yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyumunu ele geçirmek amacıyla planlanan kara operasyonu hakkında brifing almak için gizli şekilde ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın Florida'daki karargâhını ziyaret etti.

🔹 Brifingin ardından Dan Caine, operasyon seçeneklerini ABD Başkanı Donald Trump'a sundu.

🔹 Kaynaklara göre Trump, operasyonun İran'ın sert karşılık vermesine, savaşın uzamasına ve küresel ekonomide büyük sarsıntıya yol açabileceği uyarıları üzerine planı durdurdu.

Trump'ın endişeleri

🔹 Trump'ın yüksek sayıda ABD askerinin hayatını kaybetme ihtimalinden ve Amerikan kamuoyunun böyle bir operasyona destek vermeyeceğinden endişe duyduğu belirtildi.

🔹 Bir kaynak, planlanan kara operasyonunun "çok yüksek risk" taşıdığını ve Trump'ın onay vermemesinin şaşırtıcı olmadığını söyledi.

🔹 Buna rağmen İran'ın zenginleştirilmiş uranyumunu ele geçirme seçeneğinin tamamen masadan kaldırılmadığı ifade edildi.

Uranyum stoku

🔹 ABD yönetimi için İran'ın yaklaşık 970 pound (yaklaşık 440 kilogram) silah seviyesine yakın zenginleştirilmiş uranyum stokunun güvence altına alınması temel hedeflerden biri olmaya devam ediyor.

🔹 Uranyumun başlıca İsfahan, Natanz ve Fordow tesislerinde derin yeraltı tünellerinde bulunduğu belirtiliyor.

🔹 ABD istihbaratının sürekli hava gözetlemesi sayesinde bu stokların yerini bildiğine inandığı aktarıldı.

Askeri riskler

🔹 Nükleer uzmanlar, savaş koşullarında tüm uranyumun bulunması, doğrulanması ve güvenli şekilde çıkarılmasının son derece zor olduğunu değerlendiriyor.

🔹 Kaynaklara göre operasyon yüzlerce özel kuvvet personeli gerektirecek büyüklükte bir kara harekâtına dönüşebilir.

🔹 ABD askeri planlamacıları operasyonun risk seviyesini özel kuvvetler için "Yüksek ile Aşırı" arasında sınıflandırdı ve ciddi Amerikan kayıpları yaşanabileceği uyarısında bulundu.

İran'ın olası karşılığı

🔹 ABD istihbarat değerlendirmelerine göre müzakerelerin çökmesi halinde İran, Yemen'deki Husileri devreye sokarak Bab el-Mendeb Boğazı'nı kapatma seçeneğini değerlendirebilir.

🔹 Böyle bir adımın küresel ticaret ve dünya ekonomisi üzerinde ağır sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor.

🔹 Kaynaklara göre İran, barış görüşmelerinin sürmesi nedeniyle Husileri şu ana kadar daha geniş çaplı saldırılar için kullanmadı ancak bu seçeneği elinde tutuyor.

Müzakere süreci

🔹 Trump yönetimi ile İran arasında Hürmüz Boğazı'nın açılması ve İran'ın nükleer programına ilişkin müzakereler devam ediyor.

🔹 ABD tarafı, İran'ın zenginleştirilmiş uranyumu imha edip teslim etmesini, nükleer programını sonlandırmasını ve vekil gruplara desteği kesmesini talep ediyor.

🔹 ABD'li yetkililer, uranyumun çıkarılması ve taşınmasının teknik açıdan son derece karmaşık olduğunu ve ayrıntılar üzerinde çalışmaların sürdüğünü belirtiyor.

← Ana sayfaya dön