Çıkmaza giren savaşlar: Büyük güçler saldırdıkları bölgeleri nasıl yanlış okudu?
New York Times
🔹 Rusya ve ABD, Ukrayna ile İran’ın kendi merkeziyetçi yönetim anlayışlarına benzer şekilde çökeceğini varsaydı ancak iki ülke de beklenenden güçlü direnç gösterdi.
🔹 Analistlere göre Ukrayna ve İran, kendilerinden daha güçlü rakiplerini uzun ve maliyetli çatışmalara sürükleyerek askeri üstünlüğün tek başına belirleyici olmadığını gösterdi.
🔹 Hem Moskova hem de Washington, savaşta elde edemedikleri sonuçları müzakereler yoluyla sağlamaya çalışıyor.
🔹 Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Vladimir Putin’e gönderdiği açık mektupta Rusya’nın Ukrayna’nın direncini öngöremediğini ve savaşın bu noktaya geleceğini hesaplayamadığını söyledi.
🔹 Ukrayna ile Rusya arasındaki barış görüşmeleri güvenlik garantileri ve toprak tavizleri konusunda çıkmaza girerken diplomatik süreç büyük ölçüde esir takaslarıyla sınırlı kaldı.
🔹 Rusya, savaşın başında Kiev’i hızla ele geçirip yönetimi değiştirmeyi hedefledi ancak yıllar süren çatışmalara rağmen ilan ettiği dört bölgenin üçünü tamamen kontrol altına alamadı.
🔹 İran Meclis Başkanı ve baş müzakereci Muhammed Bakır Galibaf, güven yeniden tesis edilene kadar İran’ın tutumunun değişmeyeceğini açıkladı.
🔹 ABD ve İran, geçici bir anlaşma çerçevesine yaklaşırken nükleer program ve yaptırımlar gibi en kritik başlıkların sonraki müzakerelere bırakılması bekleniyor.
🔹 Taslak anlaşmanın Hürmüz Boğazı'nın yeniden deniz trafiğine açılmasını sağlaması öngörülüyor.
🔹 İran, ABD'nin yaptırımları hafifletmesi, deniz ablukasını kaldırması ve dondurulan İran varlıklarını serbest bırakması konusunda somut adımlar görmeden kapsamlı bir anlaşmaya yanaşmıyor.
🔹 Brookings Institution'dan Fiona Hill, hem Putin'in hem de Trump'ın karşı tarafın siyasi yapısını yanlış değerlendirdiğini ve lider kadro hedef alınırsa sistemin çökeceğini düşündüğünü savundu.
🔹 Analistlere göre Rusya'nın Ukrayna'da, ABD'nin ise İran'da hedeflerine ulaşamaması iki büyük gücün uluslararası caydırıcılığına zarar verdi.
🔹 Uzmanlar, çözümsüzlüğün sürmesinin küresel güç dengesini daha parçalı bir yapıya yöneltebileceği ve daha küçük ülkelerin büyük güçlere karşı müzakere kozlarını artırabileceği değerlendirmesini yapıyor.