← Ana sayfaya dön

İran savaşı Pakistan'a onlarca yılın en büyük diplomatik kazanımını sağladı

Bloomberg
20.06.2026

🔹 Pakistan, yaklaşık dört ay süren İran savaşı boyunca ABD ile İran arasındaki arabuluculuk sürecinin merkezindeki ülkelerden biri haline geldi.

🔹 Başbakan Şahbaz Şerif, ABD ile İran arasında varılan ve "İslamabad Mutabakat Muhtırası" olarak adlandırılan ateşkesi ilk duyuran lider oldu.

🔹 Şahbaz Şerif, arabulucu sıfatıyla mutabakat metnini ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile birlikte imzaladı.

🔹 Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile Genelkurmay Başkanı Asım Münir, Tahran ile temaslar yürüttü, İslamabad'daki barış görüşmelerine ev sahipliği yaptı ve ABD ile İran arasında mesaj trafiğini sağladı.

🔹 Katar'ın son anda devreye girmesi geçici anlaşmanın tamamlanmasını sağladı ancak Pakistan'ın diplomatik ağırlığını artıran rolü korunmuş oldu.

🔹 Pakistan, üstlendiği arabuluculuk rolü sayesinde küresel diplomasi sahnesinde uzun yıllardır sahip olmadığı düzeyde görünürlük kazandı.

🔹 İslamabad yönetimi, bu süreçle birlikte ABD, Körfez ülkeleri ve Çin ile ilişkilerini güçlendirmeyi ve bunun yabancı yatırım ile ticari iş birliklerine katkı sağlamasını bekliyor.

🔹 Pakistan'ın Washington ile yakınlaşması, Hindistan ile rekabetinde diplomatik avantaj elde etmesine katkı sağladı.

🔹 Pakistan'ın ABD-İran arabuluculuğundaki konumu, İran, ABD, Suudi Arabistan ve Çin gibi farklı aktörlerle eş zamanlı temas kurabilen stratejik bir ülke konumunu güçlendirdi.

🔹 Pakistan'ın bu süreçte üstlendiği rolün temelleri, yaklaşık bir yıl önce Hindistan ile yaşadığı kısa süreli çatışmanın ardından Trump yönetimiyle gelişen yakın ilişkilere dayanıyor.

🔹 Trump yönetimi son bir yılda Pakistan'da kripto para ve kritik madenler gibi alanlarda yeni yatırımları teşvik etmeye çalışırken, bu girişimlerin büyük bölümü mutabakat aşamasında bulunuyor.

🔹 Pakistan ekonomisi düşük büyüme, IMF programı ve enerji fiyatlarındaki artış nedeniyle baskı altında kalırken, diplomatik kazanımların uzun vadeli ekonomik faydaya dönüşmesi için ABD ile kalıcı ilişkilerin sürdürülmesi gerektiği değerlendiriliyor.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

İran, Hürmüz Boğazı'nda geçiş kurallarıyla ücret uygulamasının önünü açıyor

Bloomberg
20.06.2026

🔹 İran, Hürmüz Boğazı'ndan geçecek gemilerin kendi iznine sahip olması ve zorunlu sigorta kapsamında bulunması gerektiğini açıkladı.

🔹 ABD, Umman kıyıları boyunca kullanılan rota üzerinden 20 geminin gece boyunca sessiz şekilde Hürmüz Boğazı'nı geçtiğini duyurdu.

🔹 ABD ile İran arasında varılan geçici anlaşmanın ardından denizcilik sektörü boğaz geçişlerinin güvenliği ve yeni düzenlemelerin nasıl uygulanacağını değerlendirmeye devam ediyor.

🔹 İran, zorunlu sigorta uygulamasının şu anda ücretsiz olduğunu ancak gelecekte sigorta ücreti alınabileceğini açıkladı.

🔹 İran, gemilerin kendi kıyılarına yakın belirlenmiş rotayı kullanması gerektiğini ve alternatif güzergâhların yasak olduğunu duyurdu.

🔹 Geçici anlaşma boğaz geçişlerinin yalnızca 60 günlük süre boyunca serbest olacağını öngörürken, gelecekte ücret uygulanabileceği endişeleri güç kazandı.

🔹 Birleşik Krallık öncülüğündeki ABD müttefikleri, İran'ın Hürmüz Boğazı geçişlerinden ücret alma girişiminin kabul edilmemesi için Washington nezdinde diplomatik girişimlerde bulunuyor.

🔹 Denizcilik sektörü, geçiş ücreti uygulamasının uluslararası deniz hukukuna aykırı olacağını ve diğer stratejik su yolları için emsal oluşturabileceğini savunuyor.

🔹 ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, bölgede seyrüsefer serbestisini desteklemeye devam edeceğini ve keyfi geçiş şartlarını tanımayacağını açıkladı.

🔹 Batılı deniz kuvvetleri, Umman karasularına yakın koridorun ana geçiş güzergâhı olarak kullanılmasını tavsiye etti ve mayın temizleme çalışmalarının sürdüğünü bildirdi.

🔹 İran savaş sırasında kurduğu Basra Körfezi Boğaz Otoritesi üzerinden gemilerin geçiş izni başvurusu yapmasını ve tek geçiş için beş gün geçerli izin belgesi almasını zorunlu hale getirdi.

🔹 İran'ın komşu ülkeleri yeni otoritenin meşruiyetini tanımadıklarını açıklayarak gemi sahiplerine bu kurumla temas kurmamaları çağrısında bulundu.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

Batılılar neden aşk dolandırıcılıklarına kanıyor?

Economist
20.06.2026

🔹 ABD ve Birleşik Krallık'ta aşk dolandırıcılıkları son yıllarda en yüksek maliyetli dolandırıcılık türleri arasında yer alırken mağdurlar milyarlarca dolar kaybetti.

🔹 İspanya'da yaşayan bir diş hekimi, kendisini ABD askeri olarak tanıtan sahte bir kişiyle çevrim içi ilişki kurdu ve evlilik hazırlıkları yaptıktan sonra dolandırıcılık girişimiyle karşılaştı.

🔹 E-postaların izlenmesi sonucunda dolandırıcının Nijerya'nın Lagos kentinden faaliyet gösterdiği ortaya çıktı.

🔹 Nijerya'da "Yahoo Boys" olarak bilinen dolandırıcı grupları, çevrim içi romantik ilişkiler kurarak Batılı mağdurlardan para elde etmeye çalışıyor.

🔹 Lagos'taki birçok dolandırıcının organize suç şebekeleri yerine yoksulluk ve işsizlik nedeniyle bireysel olarak faaliyet gösterdiği belirtiliyor.

🔹 Genç işsizliğin ve yüksek enflasyonun etkisiyle bazı dolandırıcılar küçük miktarlı para veya hediye kartlarını bile önemli bir gelir kaynağı olarak görüyor.

🔹 Lagos'ta genç erkeklerin önemli bir bölümünün çevrim içi dolandırıcılık faaliyetlerine katıldığı ifade ediliyor.

🔹 Dolandırıcılar mağdurlarını "müşteri" olarak adlandırıyor ve çevrim içi ilgi ile duygusal yakınlık karşılığında para almayı meşru bir ilişki olarak görmeye çalışıyor.

🔹 Kullanılan yöntemler arasında hasta çocuk bahanesiyle para istemek, acil ihtiyaç hikâyeleri oluşturmak ve özel fotoğraflarla şantaj yapmak bulunuyor.

🔹 Dolandırıcılık girişimlerinin başarısında karmaşık yöntemlerden çok yalnızlık yaşayan kişilere sürekli ilgi ve duygusal destek sunulmasının etkili olduğu belirtiliyor.

🔹 Yapay zekâ teknolojilerinin kişiselleştirilmiş mesajlarla çok daha fazla kişiyi hedef almayı kolaylaştırarak aşk dolandırıcılıklarını büyütebileceği ifade ediliyor.

🔹 Yapay zekâ destekli sanal partner uygulamalarının ise yalnızlık hissini azaltabilecek alternatif ilişkiler sunarak bu tür dolandırıcılıkların etkisini azaltabileceği değerlendiriliyor.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

ABD'li otomobil üreticileri Çinli elektrikli araçlardan sonsuza kadar kaçamaz

Economist
20.06.2026

🔹 ABD'nin büyük otomobil üreticileri, içten yanmalı büyük pickup ve SUV modellerine odaklanırken küresel ölçekte hızlanan elektrikli araç dönüşümünde Çinli rakiplerinin gerisinde kalma riskiyle karşı karşıya bulunuyor.

🔹 1950 yılında dünyanın otomobil üretiminin dörtte üçünü gerçekleştiren ABD'nin küresel üretimdeki payı günümüzde sekizde bir seviyesine geriledi.

🔹 General Motors 2004 yılında 8,4 milyon araç satışıyla dünyanın en büyük otomobil üreticisiyken geçen yıl 6,2 milyon satışla dördüncü sıraya düştü. Ford ise üçüncü sıradan yedinci sıraya geriledi.

🔹 ABD pazarında büyük üç üreticinin payı 1965 yılında yüzde 90'ın üzerindeyken günümüzde yaklaşık yüzde 40 seviyesine indi.

🔹 Çinli üreticilerin yoğun rekabeti General Motors ve Ford'un Çin pazarındaki paylarını son on yılda önemli ölçüde azalttı.

🔹 ABD yönetimi 2024 yılında Çin üretimi elektrikli araçlara yüzde 100 gümrük vergisi uygulamaya başladı ve Çinli modellerin ABD pazarına girişini büyük ölçüde engelledi.

🔹 Donald Trump yönetiminin elektrikli araç teşviklerini ve emisyon düzenlemelerini gevşetmesi, ABD'li üreticilerin elektrikli araç yatırımlarını yavaşlatmasına imkân sağladı.

🔹 Ford, General Motors ve Stellantis son yıllarda elektrikli araç projelerini küçültmeleri nedeniyle toplam onlarca milyar dolarlık değer düşüklüğü kaydetti.

🔹 ABD'nin Kanada ve Meksika ile ticaret düzenlemelerinde yapılacak yeni değişikliklerin araçlarda daha yüksek ABD üretim oranı şartı getirebileceği ve maliyetleri artırabileceği belirtiliyor.

🔹 Ford, yaklaşık 30 bin dolar fiyatla yeni bir küçük elektrikli pickup modelini 2027 yılında piyasaya sürmeyi planlıyor.

🔹 General Motors yeni batarya teknolojileri üzerinde çalışmalarını sürdürürken Stellantis de Avrupa'daki elektrikli araç deneyimini ABD pazarına taşımayı hedefliyor.

🔹 Çinli otomobil üreticilerinin ABD pazarına girişinin zaman alabileceği ancak Meksika ve Kanada'daki üretim yatırımları ile bölgeye yaklaşmaya devam ettikleri ifade ediliyor.

🔹 Çinli üreticilerin küresel elektrikli araç teknolojisinde önemli avantaj elde ettiği ve uzun vadede ABD pazarına yönelik rekabet baskısının artmasının beklendiği belirtiliyor.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

Takviyeli bebek maması buna değer mi?

Economist
20.06.2026

🔹 Günümüzde bebek mamalarının demir, iyot ve D vitamini dahil en az 30 temel besin öğesini içermesi zorunlu tutuluyor.

🔹 Bebek maması üreticileri prebiyotik, probiyotik ve uzun zincirli çoklu doymamış yağ asitleri gibi ek bileşenlerin büyüme, bağışıklık sistemi ile beyin ve göz gelişimini desteklediğini öne sürüyor.

🔹 15 ülkedeki 757 bebek maması ürününü inceleyen bir araştırmada ürünlerin dörtte üçünün iddialarını destekleyen bilimsel kaynak göstermediği görüldü.

🔹 Bilimsel kaynak gösteren ürünlerde yer alan çalışmaların yalnızca yarısı klinik araştırmalardan oluştu ve kayıtlı randomize çalışmaların büyük bölümünde yüksek yanlılık riski bulundu.

🔹 Uzun zincirli çoklu doymamış yağ asitleri eklenmiş mamaları inceleyen 15 randomize araştırmanın değerlendirilmesinde, bu mamalarla beslenen bebeklerde beyin gelişimi veya görme keskinliği açısından belirgin üstünlük saptanmadı.

🔹 2021 yılında yayımlanan bir araştırma, bebeklik döneminde takviyeli mama tüketen çocukların ergenlik dönemindeki akademik performansında anlamlı bir avantaj oluşmadığını gösterdi.

🔹 2025 yılında yayımlanan dokuz randomize kontrollü çalışmanın meta analizinde, ARA ve DHA ile zenginleştirilmiş mamalarla beslenen bebeklerde bilişsel gelişimde küçük ancak istatistiksel olarak anlamlı bir iyileşme görüldü.

🔹 Bazı araştırmalar, özellikle erken doğan bebeklerin bu tür takviyelerden daha fazla yarar sağlayabileceğini gösteriyor.

🔹 Yapay bebek mamalarının klinik çalışmalarda genel olarak güvenli olduğu görülüyor.

🔹 Anne sütünün bebeklerde enfeksiyon riskini azalttığı, ayrıca astım ve alerji riskini düşürebildiğini gösteren çok sayıda çalışma bulunuyor.

🔹 Sağlık otoriteleri anne sütünü bebek beslenmesi için en uygun seçenek olarak görmeye devam ediyor.

🔹 Anne sütü verilemeyen veya mama takviyesi gereken durumlarda kullanılan günümüz bebek mamalarının güvenli ve besleyici olduğu, ancak pazarlama iddialarının bilimsel kanıtların önüne geçebildiği belirtiliyor.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

Avrupalılar klimayı sevmeyi öğrenmeli

Economist
20.06.2026

🔹 Avrupa, iklim değişikliğinin etkisiyle daha sıcak yazlara hazırlanırken kıtada sıcaklığa bağlı ölümler yılda yaklaşık 175 bin kişiye ulaşıyor.

🔹 Güney Avrupa'da geleneksel mimari, gölge alanlar, beyaz duvarlar, panjurlar ve doğal havalandırma sıcakla mücadelede uzun süredir kullanılıyor.

🔹 Kuzey Avrupa'da ise serin iklim ve çevresel kaygılar nedeniyle klima kullanımı yaygınlaşmadı.

🔹 Avrupa'nın birçok ülkesinde yenilenebilir enerji üretimindeki hızlı artış, klima kullanımının karbon emisyonu üzerindeki etkisini önemli ölçüde azaltıyor.

🔹 İspanya'da güneş enerjisi kapasitesi son on yılda yaklaşık on kat arttı ve yaz öğle saatlerinde elektriğin yaklaşık yarısı güneş enerjisinden sağlanıyor.

🔹 Portekiz ve Fransa da düşük karbonlu elektrik üretiminde öne çıkarken, İtalya elektrik üretiminde doğal gaza daha fazla bağımlı kalmayı sürdürüyor.

🔹 Polonya elektrik üretiminde büyük ölçüde kömüre bağımlı olmaya devam ederken, Almanya'nın nükleer santrallerini kapatma kararı karbon emisyonlarını artıran enerji yapısına yol açtı.

🔹 Avrupa'da hanelerin elektrik tüketimi ABD'ye göre ortalama üçte bir seviyesinde bulunuyor ve konutların daha küçük olması klima maliyetlerini sınırlıyor.

🔹 Güneş enerjisi üretiminin arttığı sıcak öğleden sonralarında elektrik fiyatlarının düşmesi, klima kullanımının maliyetini azaltabiliyor.

🔹 İran'daki savaşın fosil yakıt fiyatlarını yükseltmesine rağmen, yenilenebilir enerjiye daha hızlı geçen bazı Avrupa ülkelerinde elektrik faturalarındaki artış daha sınırlı kaldı.

🔹 Avrupa'nın sanayisini elektriğe dönüştürmesi, veri merkezi kapasitesini artırması, elektrik şebekelerini güçlendirmesi ve yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırması gerektiği belirtiliyor.

🔹 Daha yaygın klima kullanımının Avrupa'nın gelecekte ihtiyaç duyacağı toplam elektrik kapasitesi içinde sınırlı bir pay oluşturduğu ve uygun maliyetli temiz elektriğin herkes için erişilebilir hale getirilmesinin hedeflenmesi gerektiği ifade ediliyor.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

Çin biyoteknolojisini kısıtlamayın

Economist
20.06.2026

🔹 ABD Kongresi'nde görüşülen bir yasa tasarısı, Çin biyoteknolojisine yönelik lisans anlaşmalarını hassas teknoloji yatırımı kısıtlamalarına dahil etmeyi öngörüyor.

🔹 Bazı çevreler, ABD Gıda ve İlaç Dairesi'nin (FDA) Çin'de yürütülen klinik araştırma verilerini değerlendirme dışı bırakmasını talep ediyor.

🔹 Çinli şirketler geçen yıl küresel klinik araştırmaların yaklaşık üçte birini yürüttü. Bu oran on yıl önce yüzde 6 seviyesindeydi.

🔹 Çin, yeni ilaç geliştirme alanında ABD'nin ardından dünyanın ikinci büyük kaynağı haline geldi.

🔹 2025 yılında değeri 50 milyon doların üzerindeki lisans anlaşmalarının yaklaşık yarısı Çinli biyoteknoloji şirketleriyle yapıldı. Bu oran 2020 yılında sıfırdı.

🔹 Antikor-ilaç konjugatları gibi bazı yeni kanser tedavisi alanlarında lisans anlaşmalarının büyük bölümü Çinli şirketlerden kaynaklandı.

🔹 İlaç geliştirme sürecinin ortalama maliyeti yaklaşık 2,8 milyar dolara ulaşıyor ve yeni bir ilacın piyasaya çıkması on yılı aşabiliyor.

🔹 Çin klinik verilerinin dışlanması halinde ilaç geliştirme süreçleri uzayabilir, maliyetler artabilir ve yeni tedavilere erişim gecikebilir.

🔹 ABD'li biyoteknoloji şirketleri ileri aşama klinik çalışmalar, düzenleyici süreçler ve ticari ürün geliştirme alanlarında küresel lider konumunu sürdürüyor.

🔹 Çinli biyoteknoloji yöneticileri FDA'yı küresel düzenleyici otorite olarak görmeye devam ediyor.

🔹 FDA'da üst düzey yönetici değişimleri yaşandı, biyomedikal araştırmaların en büyük finansman kaynaklarından biri olan Ulusal Sağlık Enstitüleri'nin bütçesi azaltıldı ve bazı araştırma programları sonlandırıldı.

🔹 Göç politikalarındaki değişikliklerin, Çin dahil birçok ülkeden bilim insanlarının ABD'yi tercih etmesini zorlaştırdığı belirtiliyor.

🔹 Hastalıkların sınır tanımadığı, bu nedenle yeni tedavi ve ilaç geliştirme çalışmalarının da uluslararası iş birliğiyle ilerlemesinin önem taşıdığı ifade ediliyor.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

Yapay zekâ ABD'ye büyük yeni bir güç kazandırdı

Economist
20.06.2026

🔹 ABD yönetimi, Anthropic'in en gelişmiş yapay zekâ modelleri olan Fable ve Mythos'a yabancı kullanıcıların erişimini durdurarak en ileri yapay zekâ teknolojilerine küresel erişimi kontrol edebileceğini gösterdi.

🔹 Kararın hukuki dayanağı netleşmedi ve yasağın kalıcı olması beklenmiyor ancak ABD'nin en gelişmiş yapay zekâ modellerine erişimi siyasi kararla sınırlandırabilme kapasitesi ortaya çıktı.

🔹 ABD yönetimi daha önce Anthropic'i "tedarik zinciri riski" olarak tanımlamış, son kararla birlikte kullanıcı erişimine de doğrudan müdahale edebileceğini göstermiş oldu.

🔹 Yapay zekâ teknolojisinin kontrolü, nükleer teknoloji, kriptografi ve ileri askeri sistemlere yönelik geçmiş ABD kısıtlamalarıyla benzer bir stratejik güç unsuru haline geliyor.

🔹 En gelişmiş yapay zekâ modellerinin kritik altyapılara saldırı veya biyolojik silah geliştirme gibi alanlarda kullanılabilmesi, bu teknolojilerin sıkı denetim altında tutulması tartışmasını güçlendiriyor.

🔹 ABD, yapay zekâ alanındaki liderliğini korurken teknolojisini küresel pazarlara satma konusunda ekonomik çıkarlara da sahip bulunuyor ve kullanıcılarının büyük bölümü yurt dışında yer alıyor.

🔹 Gelecekte en gelişmiş yapay zekâ yeteneklerinin yalnızca ABD tarafından kullanılabildiği, daha sınırlı sürümlerin ise müttefiklere veya diğer ülkelere sunulduğu kademeli bir erişim sistemi oluşabilir.

🔹 Avrupa ve diğer ABD müttefikleri, yapay zekâ alanında ABD'ye bağımlılığın siber güvenlikten savunmaya kadar birçok alanda stratejik kırılganlık yaratabileceği endişesiyle karşı karşıya bulunuyor.

🔹 ABD'nin yapay zekâ işlem gücünün Avrupa'nın yaklaşık 15 katı seviyesinde olduğu ve yeni yatırımlarla bu farkın daha da büyüyebileceği belirtiliyor.

🔹 Avrupa ile Doğu Asya ülkelerinin veri merkezi yatırımlarını artırması, enerji altyapısını güçlendirmesi ve yapay zekâ geliştirme ortamını kolaylaştırması gerektiği ifade ediliyor.

🔹 Yapay zekâ ekosisteminin yalnızca ABD'de gelişebilen bir yapı olmaktan çıkarılması için diğer ülkelerin kendi teknolojik kapasitesini güçlendirmesi gerektiği vurgulanıyor.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

ABD istihbaratı, İsrail'in İran barış anlaşmasını zayıflatmasının muhtemel olduğu uyarısında bulundu

Washington Post
20.06.2026

🔹 ABD istihbaratı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ABD ile İran arasında varılan kalıcı barış anlaşmasını zayıflatabilecek adımlar atmasının muhtemel olduğu değerlendirmesini yaptı.

🔹 İsrail'in Lübnan'da Hizbullah'a yönelik askeri operasyonlarını sürdürmeyi hedeflediği ve bunun çatışmaların sona ermesini öngören anlaşmanın temel unsurlarından biriyle çelişebileceği ifade ediliyor.

🔹 İsrail'in Lübnan'a yönelik hava saldırılarının ardından ABD ile İran arasında İsviçre'de başlaması planlanan görüşmeler ertelendi.

🔹 ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in başkanlık etmesi beklenen ABD heyetinin İsviçre ziyareti ertelendi.

🔹 ABD istihbaratı, sonbahardaki seçimler öncesinde Netanyahu'nun siyasi geleceğinin Lübnan'daki askeri varlığını sürdürmesine ve Hizbullah'a karşı sert tutumunu korumasına bağlı olduğunu değerlendiriyor.

🔹 İsrail yönetimi, İran ile yapılan mutabakatın Tahran üzerindeki azami baskı politikasını zayıflattığını düşünüyor.

🔹 ABD yönetimi, anlaşmanın İsrail'in saldırılara karşılık verme hakkını engellemediğini ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasının küresel ekonomi açısından öncelik taşıdığını savunuyor.

🔹 İsrail hükümeti, Lübnan'daki askeri faaliyetlerin İsrail vatandaşlarını Hizbullah saldırılarından koruma amacı taşıdığını açıkladı.

🔹 İsrail'in güney Lübnan'dan çekilmemesi durumunda İsrail ile Hizbullah arasında çatışmaların yeniden başlamasının yüksek ihtimal olduğu değerlendiriliyor.

🔹 İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir, İsrail'de yaşanan her kayba karşılık Lübnan'ın ağır bedel ödemesi gerektiğini söyledi.

🔹 Netanyahu, İsrail'in Lübnan'daki güvenlik bölgesinde gerektiği sürece kalacağını açıkladı ve bazı konularda Trump ile tam görüş birliği içinde olmadıklarını söyledi.

🔹 ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İsrail hükümetinin sahip olduğu en güçlü müttefiki hedef alan adımlardan kaçınması gerektiğini söyledi.

🔹 İsrail ordusu Lübnan'da 200 mil kareden fazla alanı kontrol altında tutuyor ve askeri operasyonlar nedeniyle 1 milyondan fazla kişinin evlerini terk ettiği belirtiliyor.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

İran'daki başarısız savaştan çıkarılan üç ders

Washington Post
20.06.2026

🔹 İran'daki savaş sona erdi ve ABD'nin uzun menzilli mühimmat stoklarının önemli ölçüde azaldığı, bu stokların yeniden oluşturulmasının yıllar sürebileceği değerlendiriliyor.

🔹 Hürmüz Boğazı'nın kapanmasının ardından yükselen enerji fiyatları nedeniyle ABD'de enflasyon arttı ve ücretlerdeki reel kazanımların büyük ölçüde ortadan kalktığı ifade ediliyor.

🔹 İran'ın askeri kapasitesi savaş sırasında önemli ölçüde zarar gördü, çok sayıda füze rampası ve insansız hava aracının imha edildiği belirtiliyor.

🔹 İran'ın askeri kapasitesinin yaptırımların hafiflemesi ile birlikte yeni kaynaklar ve dış destek sayesinde yeniden inşa edilebileceği değerlendiriliyor.

🔹 İran yönetiminin savaşın ardından nükleer silah geliştirme konusunda daha güçlü bir motivasyona sahip olduğu ifade ediliyor.

🔹 ABD ve İsrail'in savaşın başlangıcındaki saldırılarında İran'ın siyasi liderliği hedef alındı ve yönetim değişikliği ihtimali gündeme geldi.

🔹 İran'da yönetim değişikliğinin gerçekleşmemesi savaşın süresini ve kapsamını belirsiz hale getirdi, İran yönetimi Hürmüz Boğazı'nı kapatma kararı aldı.

🔹 ABD'nin mühimmat stokları ve siyasi destek kapasitesi nedeniyle uzun süreli bir savaşı sürdürmesinin zor olduğu belirtiliyor.

🔹 Trump yönetiminin İran ile yaptığı anlaşma, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı yeniden açması karşılığında ekonomik rahatlama sağlamasını öngörüyor.

🔹 ABD'nin İran limanlarına yönelik ablukasını sürdürmesinin enerji fiyatlarını daha uzun süre yüksek tutabileceği ve bunun iç siyasette maliyet oluşturabileceği ifade ediliyor.

🔹 İran'a karşı yürütülen savaşın Kongre tarafından resmen ilan edilmeden başlatıldığı ve anayasal savaş ilanı sürecinin işletilmediği belirtiliyor.

🔹 İran'daki yönetim değişikliği hedefinin, savaşın olası sonuçları ve sonrasındaki yönetim yapısına ilişkin önemli belirsizlikleri beraberinde getirdiği ifade ediliyor.

← Ana sayfaya dön