← Ana sayfaya dön

İran-ABD görüşmeleri Lübnan çatışmaları ve karşılıklı tehditlerin gölgesinde başladı

New York Times
21.06.2026

🔹 İran ve ABD heyetleri, 60 günlük ateşkesi kalıcı bir anlaşmaya dönüştürmek amacıyla İsviçre’de görüşmelere başladı. Görüşmeler ilk gün yaklaşık 80 dakika sürdü.

🔹 İran, müzakerelerin ilerlemesi için İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmaların sona ermesini şart koştu. İranlı yetkililer, Lübnan’daki savaş devam ettiği sürece nihai anlaşma görüşmelerine geçilemeyeceğini söyledi.

🔹 ABD Başkan Yardımcısı JD Vance görüşmelerde ilerleme sağlandığını söylerken, Donald Trump İran’a yönelik yeni tehditlerde bulundu. Trump, 60 günlük sürenin ardından istediği adımları atabileceğini ifade etti.

Lübnan Anlaşmazlığı

🔹 İsrail hükümeti ordunun Lübnan’da yalnızca savunma amaçlı faaliyet yürütmesi yönünde talimat verdi. Buna rağmen İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail askerlerinin güney Lübnan’da kalmaya devam edeceğini açıkladı.

🔹 Trump, İran’ın Hizbullah üzerindeki etkisini kullanmaması halinde İran’a yönelik saldırıların yeniden başlayabileceği uyarısında bulundu.

🔹 Hizbullah ve İsrail arasındaki son çatışmalar, ABD-İran arasında geçen hafta imzalanan ön anlaşmanın uygulanmasını zorlaştıran en önemli başlıklardan biri haline geldi.

Hürmüz Boğazı Krizi

🔹 İran, Lübnan’daki gelişmeleri gerekçe göstererek Hürmüz Boğazı’nı yeniden kapattığını duyurdu. ABD ordusu ise boğazın açık olduğunu ve gemi trafiğinin sürdüğünü açıkladı.

🔹 Denizcilik şirketlerinin verileri, boğazdan geçen gemi sayısında düşüş yaşandığını gösterdi. Bazı gemilerin takip sistemlerini kapatarak geçiş yaptığı bildirildi.

🔹 ABD Enerji Bakanı Chris Wright, son 24 saatte 67 geminin Hürmüz Boğazı’ndan geçtiğini ve ABD güçlerinin geçişlere destek verdiğini söyledi.

🔹 Trump, İranlı yetkililere boğazın kapatılmaması yönünde uyarıda bulunduğunu ve gerekirse ABD’nin boğaz üzerinde kontrol sağlayabileceğini söyledi.

Nükleer Program

🔹 İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin uranyum zenginleştirme hakkından vazgeçmeyeceğini açıkladı.

🔹 ABD, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini uzun süre durdurmasını ve mevcut yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoklarını ortadan kaldırmasını talep ediyor.

🔹 İran’ın nükleer programı, uranyum stokları ve denetim mekanizmaları görüşmelerin en zorlu başlıkları arasında yer alıyor. Tarafların bu konularda henüz uzlaşmaya yaklaşmadığı belirtildi.

Ekonomik Konular

🔹 Görüşmelerde İran’a yönelik yaptırımların kaldırılması, dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması ve 300 milyar dolarlık yeniden yapılanma fonunun oluşturulması da ele alınıyor.

🔹 İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, müzakerelerin ülkenin ekonomik sorunlarının çözümü için önemli bir fırsat olduğunu söyledi.

🔹 İran ekonomisi yüksek enflasyon, yaptırımlar ve savaşın etkileri nedeniyle ciddi baskı altında bulunuyor.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

İran heyeti, Trump’ın açıklamalarının ardından Vance ile görüşmeleri terk etti

AOL
21.06.2026

🔹 İran’ın Tasnim haber ajansına göre İran heyeti, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ile İsviçre’de yapılan görüşmeleri Donald Trump’ın açıklamalarını protesto ederek terk etti.

🔹 İranlı bir kaynak, müzakerecilerin Trump’ın tehditlerinin ardından toplantı salonundan ayrıldığını söyledi.

Trump’ın Açıklamaları

🔹 Donald Trump, Fox News’e verdiği röportajda İran ile anlaşma sağlanamaması halinde ABD’nin Hürmüz Boğazı üzerinde kontrol kurabileceğini söyledi.

🔹 Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması durumunda ciddi sonuçlarla karşılaşacağını ifade etti.

🔹 Trump ayrıca ABD’nin gerekmesi halinde Hürmüz Boğazı’nı devralabileceğini ve petrol geçişlerinden ücret alabileceğini söyledi.

Hürmüz Boğazı Tartışması

🔹 Hürmüz Boğazı, günlük yaklaşık 20,3 milyon varil petrol ve petrol ürününün taşındığı dünyanın en önemli enerji geçiş noktalarından biri konumunda bulunuyor.

🔹 İran ile ABD arasındaki çatışmalar sırasında boğazdaki gelişmeler küresel enerji piyasalarında dalgalanmalara neden oldu.

🔹 Tahran yönetimi, İsrail’in Lübnan’daki saldırılarını gerekçe göstererek boğazı kapattığını açıkladı.

🔹 ABD ordusu ise İran’ın boğaz üzerinde tam kontrol sahibi olduğu yönündeki iddiaları kabul etmedi.

İsviçre Görüşmeleri

🔹 ABD ve İran, bu hafta başında savaşı sona erdirmeyi amaçlayan bir ön anlaşma imzaladı.

🔹 Anlaşma, nihai barış düzenlemesi için 60 günlük yeni müzakere sürecinin başlatılmasını öngörüyor.

🔹 JD Vance başkanlığındaki ABD heyeti, İran temsilcileri ile İsviçre’de bir araya geldi.

🔹 Görüşmelere Pakistan ve Katar’dan arabulucular da katıldı.

🔹 Diplomatik kaynaklara göre müzakerelerde Lübnan’daki çatışmalar, Hürmüz Boğazı ve İran’ın nükleer programı ele alındı.

Vance’ın Açıklamaları

🔹 Vance, ABD’nin bölgede tam bir ateşkes sağlanmasını desteklediğini söyledi.

🔹 Lübnan konusunda ilerleme sağlandığını belirten Vance, bazı anlaşmazlıkların devam ettiğini ancak görüşmelerin süreceğini ifade etti.

🔹 Vance, tarafların ilk kez aynı masa etrafında bir araya gelerek önceliklerini doğrudan değerlendirme fırsatı bulduğunu söyledi.

Lübnan’daki Durum

🔹 İsrail ile İran destekli Hizbullah arasında Lübnan’da çatışmalar sürüyor.

🔹 Devam eden çatışmaların, taraflar arasında günler önce imzalanan ön barış anlaşmasının uygulanmasını zorlaştırabileceği değerlendiriliyor.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

SpaceX, MSCI’dan en düşük ESG notunu aldı

Financial Times
21.06.2026

🔹 Endeks sağlayıcısı MSCI, SpaceX’e halka arzından bir gün önce mümkün olan en düşük çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) notu olan “CCC” verdi.

🔹 Bu not, SpaceX’i MSCI’nin değerlendirme sisteminde Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesinin ardından aldığı seviyeye yerleştirdi.

🔹 MSCI, SpaceX’in önemli ESG risklerine yüksek düzeyde maruz kaldığını ve bu riskleri yeterince yönetemediğini belirtti.

Yönetişim ve Tartışmalar

🔹 SpaceX ayrıca MSCI’nin “tartışmalar” kategorisinde 10 üzerinden 1 puan aldı ve “turuncu bayrak” ile işaretlendi.

🔹 Bu sınıflandırma, şirketin ciddi veya çok ciddi devam eden tartışmalarla bağlantılı görüldüğü durumlarda kullanılıyor.

🔹 Şirketin halka arz belgelerinin yayımlanmasının ardından hisse yapısı, hissedar haklarının sınırlandırılması, yönetim kontrolünün dar bir grupta toplanması, çıkar çatışmaları ve yönetim kurulu bağımsızlığı konularında soru işaretleri gündeme geldi.

🔹 İklim Enstitüsü program direktörü Frédéric Ducoulombier, SpaceX’in yönetişim yapısının halka açık piyasa yatırımcıları açısından ciddi endişeler yarattığını söyledi.

Avrupa’daki Yatırımcı Tartışmaları

🔹 Avrupa’daki bazı varlık yöneticileri, SpaceX’in sürdürülebilirlik kriterlerine uygun yatırım fonlarına dahil edilip edilemeyeceğini tartışıyor.

🔹 Bu durum, toplam büyüklüğü 6,5 trilyon avroyu aşan bazı fonların SpaceX hisselerine erişimini sınırlayabilir.

🔹 Ducoulombier, ciddi ESG taraması yapan veri sağlayıcıları ve yatırım fonlarının SpaceX’te önemli yönetişim sorunları tespit etmesinin kaçınılmaz olduğunu ifade etti.

MSCI Değerlendirmesi

🔹 SpaceX’in kurumsal yönetişim puanı 10 üzerinden 3,2 olarak hesaplandı.

🔹 Şirket, uydu iletişim ağı Starlink, uzay faaliyetleri ve yapay zeka girişimi xAI’yi bünyesinde barındırıyor.

🔹 MSCI, SpaceX’i ana endekslerine dahil etmek için hızlandırılmış değerlendirme prosedürü uyguladı.

🔹 FTSE Russell ve Nasdaq da büyük ölçekli halka arzlar için benzer hızlandırılmış kurallar benimserken, S&P Dow Jones Indices henüz SpaceX’i endekslerine eklemedi.

Musk’ın ESG Eleştirileri

🔹 Elon Musk daha önce ESG değerlendirmelerini sert şekilde eleştirmişti.

🔹 Tesla’nın 2022 yılında S&P 500 ESG Endeksi’nden çıkarılmasının ardından Musk, ESG sistemini “sahte sosyal adalet savunucuları tarafından silah haline getirilmiş bir dolandırıcılık” olarak nitelendirmişti.

🔹 SpaceX ve MSCI haberle ilgili yorum talebine yanıt vermedi.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

Vladimir Putin’in savaş makinesi drone çağında zorlanıyor

Financial Times
21.06.2026
Ukrayna insansız hava aracı saldırısının ardından hasar gören Kırım'daki Sivastopol Savunma Müzesi © Sivastopol Hükümeti/Fotoğraf/Reuters
Ukrayna insansız hava aracı saldırısının ardından hasar gören Kırım'daki Sivastopol Savunma Müzesi © Sivastopol Hükümeti/Fotoğraf/Reuters
Vladimir Putin (solda), üst düzey komutan Valery Gerasimov'dan günlük brifingler alıyor © Kristina Kormilitsyna/EPA
Vladimir Putin (solda), üst düzey komutan Valery Gerasimov'dan günlük brifingler alıyor © Kristina Kormilitsyna/EPA
Vladimir Putin, bu ayın başlarında Moskova'da askerlerle birlikte © Viacheslav Prokofiev/Pool/AFP/Getty Images
Vladimir Putin, bu ayın başlarında Moskova'da askerlerle birlikte © Viacheslav Prokofiev/Pool/AFP/Getty Images

🔹 Ukrayna’nın bu hafta Moskova’daki en büyük petrol rafinerisini vurması, Kiev’in drone teknolojilerindeki ilerlemesinin Rusya üzerinde yarattığı baskıyı bir kez daha ortaya koydu.

🔹 Finlandiyalı savaş izleme grubu Black Bird Group verilerine göre Rusya, Şubat-Mayıs 2026 döneminde yalnızca 164 kilometrekarelik alan ele geçirdi. Aynı dönemde geçen yıl 1.151 kilometrekare ilerleme kaydedilmişti.

🔹 Rusya’nın geleneksel insan gücü ve ateş gücü üstünlüğüne dayanan saldırı taktikleri, Ukrayna’nın gelişmiş drone sistemleri karşısında daha sınırlı sonuç vermeye başladı.

Ukrayna’nın Drone Stratejisi

🔹 Ukrayna’nın orta ve uzun menzilli drone sistemleri Rus hava üslerini, askeri konvoyları ve petrol tesislerini yüzlerce kilometre içeride vurabiliyor.

🔹 Ukrayna, cephe hattının yaklaşık 150 kilometre gerisindeki lojistik ağları hedef alan yoğun bir drone kampanyası yürütüyor.

🔹 Mayıs ayından bu yana yüzlerce drone, Kırım ile işgal altındaki Ukrayna arasındaki kritik ikmal koridorlarını hedef aldı.

🔹 Ukrayna’nın 412. Nemesis Drone Tugayı yetkilileri, Rus askeri ikmal araçlarının her gün vurulduğunu ve yakıt ile mühimmat sevkiyatlarında gecikmeler yaşandığını belirtti.

🔹 Rus birlikleri daha küçük kamyonlar kullanmaya ve ana yollar yerine köy yollarını tercih etmeye başladı.

İnsan Gücü ve Üretim Sorunları

🔹 Ukraynalı yetkililere göre Rusya yaklaşık altı aydır cephede verdiği kayıpları yeni askerlerle tam olarak telafi edemiyor.

🔹 Alman Uluslararası ve Güvenlik İşleri Enstitüsü verilerine göre Rusya 2026’nın ilk çeyreğinde 71.216 yeni asker topladı. Bu sayı geçen yılın aynı döneminde 89.601 seviyesindeydi.

🔹 Batılı istihbarat yetkilileri, Rus savunma sanayisinin kapasite sınırlarına yaklaştığını ve nitelikli iş gücü bulmakta zorlandığını değerlendiriyor.

🔹 Üretim artışının büyük bölümü insansız sistemler ve uzun menzilli silahlarda yoğunlaşırken, diğer savunma alanlarında büyüme sınırlı kaldı.

Kremlin’in Yanıtı

🔹 Rusya, Rubikon gibi drone birliklerine personel çekmek için geniş kapsamlı bir kampanya yürütüyor.

🔹 Ancak Ukrayna’nın lojistik hedeflere yönelik kapsamlı drone operasyonlarını Rus birliklerinin henüz aynı ölçekte uygulayamadığı belirtiliyor.

🔹 Vladimir Putin’in savaş sürecini yakından yönettiği ve Genelkurmay Başkanı Valeri Gerasimov’dan günde birkaç kez brifing aldığı ifade ediliyor.

🔹 Kremlin’de düzenlenen bir toplantıda askerler, Ukrayna’nın kullandığı Starlink sistemine karşı Rusya’nın ne zaman etkili bir alternatif geliştireceğini Putin’e sordu.

🔹 Putin, Rusya’nın kendi sistemini geliştirdiğini söyledi ancak Savunma Bakanı Andrey Belousov sistemin yalnızca 16 biriminin faaliyete geçtiğini açıkladı.

Rusya’nın Devam Eden Avantajları

🔹 Rus hava kuvvetleri, cephe hattı yakınındaki Ukrayna mevzilerine karşı güdümlü planör bombaları kullanmayı sürdürüyor.

🔹 Ukrayna’nın hava savunma sistemlerindeki eksiklikler nedeniyle Rus savaş uçakları bu mühimmatları daha etkili şekilde kullanabiliyor.

🔹 Rus birlikleri özellikle Donetsk bölgesindeki Kostyantynivka çevresinde baskıyı artırmayı sürdürüyor.

🔹 Buna karşın Rus ilerlemesi Donbas dışındaki cephelerde sınırlı kalırken, Ukrayna bazı bölgelerde yerel karşı saldırılar gerçekleştiriyor.

Füze ve Hava Saldırıları

🔹 Rusya son bir ay içinde yalnızca Kiev’e yönelik üç büyük drone ve füze saldırısı düzenledi.

🔹 Ukrayna hava kuvvetleri özellikle balistik ve hipersonik füzelere karşı yeterli hava savunma mühimmatı bulmakta zorlanıyor.

🔹 Ukraynalı askeri araştırmacılara göre Rusya’nın 2026 yılında 75 binden fazla güdümlü planör bomba kullanması bekleniyor. Bu rakam 2025’te yaklaşık 60 bin seviyesindeydi.

🔹 Analistler, Rusya’nın savaşın gidişatını değiştirebilmek için insan gücü, sanayi ve ekonomi alanlarında daha geniş çaplı seferberlik adımları atmak zorunda kalabileceğini değerlendiriyor.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

Deniz kaplumbağalarının koruyucusu Mona Khalil, İsrail saldırısında hayatını kaybetti

New York Times
21.06.2026

🔹 Lübnan’ın güneyindeki sahillerde nesli tehlike altındaki deniz kaplumbağalarını koruma çalışmalarıyla tanınan Mona Khalil, 4 Haziran’da düzenlenen bir İsrail hava saldırısında yaralandı.

🔹 Khalil, tedavi gördüğü Beyrut Amerikan Üniversitesi Tıp Merkezi’nde yaşamını yitirdi. 76 yaşındaydı.

🔹 Son çatışma döneminde İsrail ile Hizbullah arasındaki mücadelede 4 binden fazla kişi hayatını kaybetti.

Kaplumbağaları Koruma Mücadelesi

🔹 Mona Khalil, Lübnanlı bir ailenin çocuğu olarak Nijerya’nın Lagos kentinde doğdu ve uzun yıllar Hollanda’da yaşadı.

🔹 1990’larda ailesine ait sahil evini ziyaret etmek için Lübnan’a döndüğünde, Tyre ile Nakura arasındaki sahilde yumurtlamak için kıyıya çıkan deniz kaplumbağalarını keşfetti.

🔹 Bölgede yuvalayan caretta caretta ve yeşil deniz kaplumbağalarının kritik derecede tehlike altında olduğunu öğrenmesinin ardından yaşamını bu türlerin korunmasına adadı.

🔹 Khalil, 2000 yılında Lübnan’a yerleşti ve ailesinin sahil evini “Orange House” adlı bir konukevine dönüştürdü.

🔹 Konukevi ziyaretçileri kaplumbağa yuvalarını koruma ve sahil temizliği çalışmalarına gönüllü olarak katılabiliyordu.

Koruma Çalışmaları

🔹 Khalil ve çalışma arkadaşları, yavru kaplumbağaları avlayan tilki, yabani köpek ve yengeçlere karşı koruma faaliyetleri yürüttü.

🔹 İsrail-Hizbullah çatışmaları zaman zaman çalışmaları sekteye uğrattı. 2006’daki savaş sırasında bölgeden ayrılmak zorunda kalan Khalil, dönüşünde evinin top mermisi isabet ettiğini gördü.

🔹 Buna rağmen çalışmalarını sürdürerek Hima Qoleileh-Mansouri sahilindeki 58’den fazla nesli tehlike altındaki deniz kaplumbağası yuvasının korunmasına katkı sağladı.

🔹 Yerel topluluklar, gençlik grupları, gönüllüler ve çevre savunucularından oluşan geniş bir ağ kurarak biyolojik çeşitliliğin korunması için çalışmalar yürüttü.

Mirası

🔹 Lübnan Doğayı Koruma Derneği Genel Direktörü Assas Serhal, Mona Khalil’in yaşamını tamamen doğa koruma çalışmalarına adadığını söyledi.

🔹 Yakın çevresine göre Khalil, öldüğünde denize dönük bir yere gömülmeyi arzuluyordu.

🔹 Ancak çatışmalar nedeniyle cenazesinin istediği sahil bölgesine ulaştırılıp ulaştırılamayacağı belirsizliğini koruyor.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

Taliban Kuralları Altında İş Yürüten Kadınlar

New York Times
21.06.2026

Ortaöğretim ve çoğu iş imkânı erişilemez hale gelirken, binlerce Afgan kadın para kazanmanın ve sosyal hayatını sürdürebilmenin tek yolu olarak girişimciliğe yöneldi.

Elian Peltier, bu haber için Afganistan’ın en büyük şehirlerinde bir düzine kadın girişimci, işletme sahibi ve ticaret temsilcisiyle görüştü.

Taliban, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik dünyanın en sert kısıtlamalarından bazılarını uygulamaya koydu. Ancak ekonomik çöküşü ve izolasyonu önlemek için, kadınların Afganistan’da iş kurmasına izin verdi; tabii onları zayıflatan ve hareket alanlarını daraltan bir dizi kurala uymaları şartıyla.

Afganistan Ticaret ve Sanayi Odası’na göre 10 binden fazla Afgan kadının işletme ruhsatı var. Bu sayı son beş yılda on kat arttı. Dünya Bankası’na göre ruhsatsız çalışan yaklaşık 120 bin kadın daha olduğu tahmin ediliyor ve küçük işletmeler, Afgan kadınların en büyük istihdam alanı haline gelmiş durumda.

Ancak bu görünürdeki patlama, kadınların hayatındaki ufkun giderek daraldığı gerçeğini pek gizleyemiyor.

Avukat, mühendis ya da üniversite hocası olmayı hayal eden kadınlar; devlet idaresinde ya da birçok sivil toplum kuruluşunda çalışamadıkları için halı dokumacılığına, kozmetik üretimine ya da mesleki eğitime yönelmiş durumda.

Ayrıca güzellik salonu işletemiyor, ebelik ya da hemşirelik eğitimi alamıyor, erkek müşterilerle, tedarikçilerle ya da banka yetkilileriyle konuşamıyorlar.

Afgan kadınların ezici çoğunluğu hiç çalışmıyor. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’na göre 2024 itibarıyla Afgan kadınların yüzde 7’sinden azı istihdamdaydı.

Çalışan kadınlar ise giderek artan engellerle karşı karşıya kaldı. Haziran ayında ahlak polisi tarafından onlarca kadının taciz edilmesi ve gözaltına alınması nadir görülen bir kamu protestosuna yol açtı.

Yine de Taliban’ın iktidara dönüşünün beşinci yıl dönümü yaklaşırken, Afgan kadınlar hanelerine destek olabilmenin ve bir tür sosyal hayat kurabilmenin son yollarından biri olarak girişimciliğe yönelmiş durumda.

Herat vilayetinde kadın işletme sahiplerinin temsilcisi olan Behnaz Saljughi, “Afganistan’da kadınlar için geriye kalan tek umut iş yapmak,” dedi.

19 Yaşındaki Patron

“Taliban gelmeden önce bile girişimci olmak istiyordum.”

Nasira Azizi, 19

Afganistan’ın kuzeyindeki Mezar-ı Şerif’te, yakın zamanda bir sabah, bir depoda yaklaşık 60 kadın halı düğümlüyor, kesiyor ve dokuyordu. Başlarında ise 19 yaşındaki patronları Nasira Azizi vardı.

Taliban 2021’de yeniden iktidara geldiğinde ve daha sonra onun gibi milyonlarca kız çocuğunun altıncı sınıftan sonra eğitim almasını yasakladığında Azizi 14 yaşındaydı. Eğitim yasağı için “Depresyona girdim,” dedi. “Evde sürekli aynı yüzleri görüyorsunuz.”

Halı atölyesi onun dünyasını genişletti. “Burada en azından konuşacak daha fazla konu, işi bitirmek için daha fazla motivasyon var,” dedi.

Azizi işini, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın mali desteğiyle kurdu. Bu destek, son yıllarda komşu İran ve Pakistan’dan sınır dışı edilen Afgan kadınlara iş yaratmak için verilen bir hibeyi de içeriyordu.

Bugün iki atölyede ve evlerde çalışan yaklaşık 450 işçisi var.

İki erkek kardeşi halıların tasarımı ve pazarlamasıyla ilgileniyor. Babası ise halıların satışa hazır hale gelmeden önce erkek çalışanlar tarafından temizlendiği atölyelerden birini yönetiyor.

Geri kalan işler —yönetim, insan kaynakları, finans— Azizi’ye kalıyor. “İşletme ruhsatı benim adıma,” dedi.

‘Daha Büyük Kazanlara İhtiyacımız Var’

21 yaşındaki Roqia Rezaei, Taliban Afganistan’ı ele geçirmeden önce maden mühendisi olmayı hayal ettiğini söyledi. Bu alanda ilerleyemeyince İngilizce öğretmeye başladı. Ancak Taliban yönetimi özel derslere baskı uyguladı ve öğrencilerinin sayısı azaldı.

2022’de Afganistan’ın en büyük şehirlerinden Herat’ta Magnolia adlı bir sabun işletmesi kurdu. Bu işin artık yedi kişilik ailesini geçindirdiğini söyledi.

Yakın zamanda bir öğleden sonra Rezaei’nin atölyesinde zerdeçal kokusu yayılıyordu. Ailesinden biri, yakında sabuna dönüşecek olan kaynayan, yapışkan karışımı karıştırıyordu. Yan odada safran katkılı sabun kalıpları ve siyah çörek otu yağıyla dolu damlalıklı şişeler sıralanmıştı.

Düzen hâlâ oldukça basit: iki büyük kazan var, otomasyon yok. Ancak Rezaei, işletmesini 2030’a kadar uluslararası bir markaya dönüştürmek istiyor ve İran ile Tacikistan’ı bir sonraki pazarlar olarak görüyor. Psikoloji ve yönetim kitaplarını hevesle okuyan Rezaei konuşurken, duvara asılmış iki düzine sertifika ve çevrim içi diploma arkasında yükseliyordu.

“Daha büyük kazanlara ve bazı makinelere ihtiyacımız var,” dedi.

Kurallara Meydan Okuyan Arı Kraliçesi

“Taliban’la ilgili iyi şeylerden biri şu: Hükümet kadınların işlerini destekleme konusunda aktif. Ama buna rağmen her geçen gün daha fazla kısıtlamayla karşılaşıyoruz.”

Ghoncha Karimi, 39

Afganistan’daki kadın girişimcilerin hikâyeleri sayısız çekinceyle birlikte geliyor.

Rezaei sabunlarını satmak için başkent Kabil’e tek başına seyahat edemiyor. Yanında bir erkek refakatçi olması gerekiyor. Azizi ise erkek müşterilere halı yapım sürecindeki özeni ve inceliği anlatan reklam yapamıyor.

Kadınlar çoğu zaman iş yapabilmek için eşlerine, babalarına ya da erkek kardeşlerine güvenmek zorunda kalıyor.

Ya da Taliban’ın kısıtlamalarına meydan okuyorlar.

Herat’ta arıcılık yapan 39 yaşındaki Ghoncha Karimi, arılarına bakmak için şehrin dış mahallelerine gittiğinde bazen erkek gibi giyindiğini söyledi.

Eşi gündelik işçi olarak iş bulmakta zorlanırken, Karimi’nin 50 kovanından ürettiği bal aile gelirinin önemli bir bölümünü oluşturuyor. Karimi artık yerel olarak Afganistan’ın Arı Kraliçesi diye tanınıyor.

Ancak Karimi’ye göre 2023’te Taliban’ın dükkânında erkek müşterileri kabul etmesini yasaklamasının ardından satışlar düştü.

Son yıllarda iki kez arılarını kaybetti: İlki Taliban’ın iktidarı ele geçirmesinden sonra, birçok kadının korkudan evde kaldığı dönemde oldu. İkincisi ise 2023’te, kadınlara getirilen sınırlamalar nedeniyle bir Taliban yetkilisiyle yaşanan kavganın ardından 20 gün hapse atıldığında gerçekleşti.

‘Kontrol Bende’

Afgan yetkililer, kadınları mesleki eğitim programlarına katılmaya teşvik ettiklerini ve işletmeleri de daha fazla kadın istihdam etmeye yönlendirdiklerini söylüyor. Afganistan Çalışma ve Sosyal İşler Bakanlığı Sözcüsü Samiullah Ibrahimi’ye göre bunun şartı, kadınların “ülkenin ilkelerine” saygı göstermesi.

Ancak eleştirmenler, bu önlemlerin yeterli olmaktan çok uzak olduğunu söylüyor.

Kadınlara yönelik temel programlar sorulduğunda Ibrahimi, bu yıl 26 kadına iş sağladığını söylediği bir “ekonomik güçlendirme komitesine” atıfta bulundu. Bu, nüfusu yaklaşık 45 milyon olan bir ülkede gerçekleşti.

Afganistan Kadın Ticaret ve Sanayi Odası’nın geçici başkanı Fariba Noori, “Büyüklerimiz bize eskiden, geleceğimiz daha iyi ve daha huzurlu olsun diye çok çalıştıklarını söylerdi,” dedi. “Geleceğimiz daha iyi ya da daha huzurlu olmadı. Şimdi biz de kendi çocuklarımıza aynı şeyi söylüyoruz ama bunun gerçekleşeceğini sanmıyorum.”

Aileler ve muhafazakâr değerler sürekli var olan engeller.

41 yaşındaki Waheeda Noorzai, mesleki hedefleri nedeniyle yıllarca eşinden ev içi şiddet gördüğünü söyledi. Yüksek lisans derecesi var; ancak eşinin okuma yazma bilmediğini söyledi.

“Ama mücadele ettikten sonra ailenin kraliçesi oluyorsunuz,” dedi. “Şimdi ailemdeki bütün kızlar okula gidiyor ve erkek kardeşlerim, ‘Benim kızım da senin gibi olmalı,’ diyor.”

Noorzai artık sağlık hizmetlerine erişimi ve ekonomik kapsayıcılığı destekleyen bir sivil toplum kuruluşu olan Norwegian Afghanistan Committee’de işitme engelli iki düzine kadın çalışanı yönetiyor.

Ayrıca eşinin, iki kızlarının eğitimi konusunda onun yönlendirmesine uyduğunu söyledi.

Rezaei, Magnolia sabun işletmesini ailesi derin bir mali sıkıntı içindeyken kurdu. Babası Cheraghali Rezaei, geçmişte birkaç işletmeyi iflasa sürüklediğini söyledi.

Buna rağmen aile evinde yapılan uzun bir görüşmede Rezaei, markanın başarısında payı kendisine yazdı.

“Konu pazarlamaysa yetkili benim ve en önemli olan da bu. O bir televizyonsa, onu istediğim kanala çevirebilen kumanda benim.”

Cheraghali Rezaei, kızı Roqia Rezaei hakkında

Kısıtlamalar üst üste bindikçe bazı kadın girişimciler, iş yapmanın risklerinin artık fazlasıyla arttığını söylüyor.

Arıcı Karimi hapse atıldığında kızı yalnızca 7 yaşındaydı. Karimi geri döndüğünde kızı ona, “Gerçekten serbest mi kaldın, yoksa rüya mı görüyorum?” dedi.

Bu olaydan sonra Karimi, “Kendi kendime, ‘Taliban başıma vursa bile bir daha başımı kaldırmayacağım,’ dedim,” diye konuştu.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

Arnavutluk’taki lüks Kushner projesi yerel hoşnutsuzlukla karşı karşıya

New York Times
21.06.2026

🔹 Arnavutluk’ta Jared Kushner ve Körfez yatırımcılarının yaklaşık 4 milyar dolarlık lüks turizm projesine yönelik protestolar üç haftadan uzun süredir devam ediyor.

🔹 Protestolar, proje alanındaki özel güvenlik görevlilerinin bir göstericiyi zor kullanarak uzaklaştırdığını gösteren görüntülerin yayılmasının ardından başladı.

🔹 Gösteriler özellikle Tiran’da yoğunlaşırken, protestocuların temel hedefi Trump ailesi değil, Arnavutluk’un siyasi sistemi ve hükümet yönetimi oldu.

🔹 Göstericiler, komünizmin sona ermesinden bu yana ülkenin aynı siyasi elitler tarafından yönetildiğini, devlet kaynaklarının belirli çevrelere aktarıldığını ve halkın ekonomik sorunlarının göz ardı edildiğini savunuyor.

Kushner Projesi

🔹 Proje, Zvernec kıyıları ve yakınındaki Sazan Adası’nı kapsayan lüks otel ve tatil köyü geliştirme planını içeriyor.

🔹 Projeyi yöneten şirket, protestocunun güvenlik görevlileri tarafından zor kullanılarak uzaklaştırılmasını endişe verici olarak nitelendirdi ve olayın beklentilerini yansıtmadığını açıkladı.

🔹 Hükümet, olayın ardından ilgili iki özel güvenlik şirketinin lisanslarını iptal etti, yerel polis müdürünü görevden aldı ve sahildeki tel örgülerin kaldırılmasını emretti.

🔹 Başbakan Edi Rama, Ivanka Trump ve proje ekibiyle ocak ayında görüştüğünü doğruladı ancak herhangi bir sözleşmenin imzalanmadığını ve inşaat ruhsatı verilmediğini söyledi.

🔹 Rama, Sazan Adası’nın devlete ait olduğunu ve satılmadığını belirterek projenin iptal edilmeyeceğini açıkladı.

Protestoların Niteliği

🔹 Gösteriler “Flamingo Devrimi” olarak anılmaya başladı. Her gece açılan büyük pankartlarda “Arnavutluk satılık değildir” sloganı yer alıyor.

🔹 Protestocular hem Başbakan Edi Rama’yı hem de ana muhalefet lideri Sali Berisha’yı eleştirerek “Rama hapse, Berisha hapse” sloganları attı.

🔹 Siyasi analistler, protestoların Trump ailesinden çok Arnavutluk’taki siyasi sisteme duyulan güven kaybını yansıttığını belirtiyor.

Sosyal Medya ve Uluslararası Yankılar

🔹 Protestolar sosyal medyada uluslararası ilgi gördü ve çeşitli siyasi gruplar tarafından farklı amaçlarla yorumlandı.

🔹 ABD’de bazı ilerici siyasetçiler gösterileri küresel oligarşiye karşı bir direniş olarak desteklerken, bazı sağ görüşlü çevreler farklı komplo teorileriyle protestolara destek verdi.

🔹 Protestolara ilişkin çevrimiçi paylaşımlarda gösterici sayıları, amaçlar ve şiddet olayları hakkında yanlış bilgiler yayıldığı belirtildi.

Arazi Anlaşmazlıkları

🔹 Protestoların merkezindeki konulardan biri de komünist dönemde kamulaştırılan araziler üzerindeki mülkiyet anlaşmazlıkları oldu.

🔹 Proje alanındaki bazı arazilerle ilgili uzun yıllardır devam eden mülkiyet davaları bulunuyor.

🔹 Arnavutluk yolsuzlukla mücadele kurumu, projeyle bağlantılı arazi işlemlerinde adı geçen ABD vatandaşı bir iş insanı hakkında kara para aklama suçlamaları kapsamında yakalama kararı çıkardı. Arazi satışından elde edilen gelirler donduruldu ancak satış işlemi geçerliliğini koruyor.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

Z Kuşağı Traderları Yeni Amerikan Rüyasının Peşinde Her Şeyi Riske Atıyor

Bloomberg
21.06.2026

Piyango benzeri meme hisseleri ve opsiyonlar; yüksek konut fiyatları, enflasyon ve yapay zekânın yarattığı iş kaybı tehdidine karşı bir çıkış yolu gibi görünebiliyor.

Bu makale, Bloomberg Markets’ın 18 Haziran 2026 tarihli sayısının bir parçasıdır.

Ish Lukhey, ilk aracı kurum hesabını bir aile büyüğünün adına açtığında 16 yaşındaydı ve bir benzin istasyonunda yarı zamanlı çalışıyordu. Piyasaya ilgisi kalıcı oldu. Pandemi yüz yüze dersleri durdurduğunda üniversite birinci sınıf öğrencisiydi. Minnesota’daki ailesinin evinde kalan Lukhey, işlem yapmaya devam etti; ancak bu kez Robinhood Markets Inc. üzerinden kendi hesabıyla işlem yapıyordu.

2021’in başlarında Reddit kaynaklı r/wallstreetbets çılgınlığının zirvesinde, bireysel yatırımcılar GameStop Corp. gibi meme hisselerinde büyük yükselişleri tetiklemişti. O dönem genel kanaat, Lukhey gibi gençlerin dersler, flörtler ve partiler yeniden başlayınca ekrandaki çizgileri izlemekten sıkılacağı yönündeydi. Ancak Lukhey, diğer birçok kişi gibi, bırakmadı. 100.000 dolarlık net servete ulaşmayı hedefleyenlerin oluşturduğu r/TheRaceTo100K adlı subreddit topluluğuna katıldı. Bu topluluğun daha popüler yedi ve sekiz haneli versiyonları da var. Bugün 23 yaşında olan ve moda perakende sektöründe satış elemanı olarak çalışan Lukhey, kendi işini kurma ve ev satın alma yolunda trade ederek ilerleme hırsını destekleyen bir topluluk bulmuştu.

Lukhey, “Hayat bu kadar pahalıyken insanların ulaşmak istedikleri hedeflere ulaşması zor,” diyor. “Eskiden bunu tek bir yüksek ya da orta-yüksek gelirle yapabiliyordunuz. İnsanlar bunu fark etmeye başladıkça şu soruya bakmak zorunda kalıyor: Net servetimi artırmak için hangi araçlar var?”

Kumar, insanlığın eskimeyen tutkularından biri; en eski atalarımız bile hayvan ayak bileği kemiklerini atıp hangi yüzlerinin geleceğine bakıyordu. Ancak modern ABD tarihinde yatırım ile kumar arasındaki çizgi nadiren bu kadar bulanık hale geldi. Bloomberg Intelligence tahminlerine göre bireysel yatırımcıların hisse işlem hacmindeki payı son 15 yılda ikiye katlandı. Bir zamanlar sevimli biçimde “anne-baba yatırımcılar” diye adlandırılan bu grup, özellikle kısa vadeli kontratlarda rekor opsiyon hacimlerinin de önemli itici güçlerinden biri. Bu kontratlarda bahisler ucuz görünüyor ama çok daha oynak. Kripto para, çok sayıda yüksek profilli dolandırıcılık ve satış dalgasına rağmen hâlâ 2,5 trilyon doları aşan bir varlık sınıfı. Spor bahisleri fiilen 50 eyaletin tamamında yasal hale gelmiş durumda. Hatta ABD başkanının rakiplerine hangi lakapları takacağına ya da Elon Musk’ın X’te haftada kaç kez paylaşım yapacağına bile bahis oynayabiliyorsunuz.

Sosyal medya ve trade işlemlerinin oyunlaştırılması belirleyici bir rol oynadı. Ancak Lukhey ve onun gibiler için daha riskli bahisler, ABD ekonomisinin mevcut durumuna verilen rasyonel bir yanıt. Servet eşitsizliği artıyor, ev sahibi olma hayali giderek ulaşılamaz hale geliyor ve yapay zekânın birçok yüksek gelirli işi ortadan kaldırması bekleniyor. Bu bağlamda amaç eğlenceden çok ilerleme.

Lukhey’e göre birçok kişi için güvenli servet oluşturma yolu olarak yaygın biçimde önerilen endeks fonu tutmak yeterli değil. S&P 500 son yirmi yılda yıllık yaklaşık %11 getiri sağlamış olsa da —ki bu güçlü performans yaşlı Amerikalıların servetini artırdı— sıfırdan başlayan insanlar için bu kazançlar fazla anlam ifade etmiyor.

Lukhey, “Başlangıç sermayeniz yüksekse %10 getiri biraz daha iyi olur,” diyor. “Ama kendi finansal hedeflerim açısından bundan çok daha yüksek getiriler görmem gerekiyordu.”

Lukhey, “kampanya” adını verdiği işlemlerde kötü haberlere aşağı yönlü aşırı tepki veren büyük ölçekli hisselerde call opsiyonu almayı seviyor. Bu türev ürünlerde ustalaşmak kolay değil. YouTube ve diğer internet kaynaklarından opsiyon fiyatlamasında kullanılan theta, gamma ve delta gibi Yunan harflerini kendi kendine öğrendi. “Para kaybettim, özellikle başlangıçta,” diye hatırlıyor. “Bu işin okul parasını ödemeniz gerekiyor; sonrasında gayet iyi gitti.”

Bazıları ona “degen” diyebilir. Bu, internette “degenerate” yani aşırı risk alan kişi anlamında kullanılan bir kısaltma. Onun tutumu da podcaster Demetri Kofinas’ın popülerleştirdiği “finansal nihilizm” fikriyle ilişkilendirilebilir. Aracı kurumları denetleyen Financial Industry Regulatory Authority’nin 2025 tarihli bir anketine göre yatırımcıların yaklaşık üçte biri, 35 yaş altındakilerin ise %62’si, finansal hedeflerine ulaşmak için büyük riskler almaları gerektiğini söyledi. Bu genç grubun %29’u meme hisseleri ya da diğer viral yatırımları aldığını, %43’ü opsiyon işlemi yaptığını, %22’si ise borç para kullanarak yatırım yaptığını belirtti. Northwestern Mutual Life Insurance Co. tarafından yapılan başka bir araştırmada ise Z kuşağının %80’i ve milenyum kuşağının %75’i, finansal olarak geride kaldıklarını hissettikleri için spekülatif yatırımlara yöneldiklerini söyledi.

Degen psikolojisi davranışsal ekonomiyle uyumlu. Nobel ödüllü Daniel Kahneman ve Amos Tversky’nin “beklenti teorisi” adını verdiği yaklaşıma göre insanlar düşük olasılıkları olduğundan fazla önemser ve geride kaldıklarını hissettiklerinde daha fazla risk almaya eğilimli hale gelir. “The Inflation Gamble” başlıklı 2025 tarihli akademik bir makale, piyango benzeri hisselere —nadir ama çok büyük kazançlara açık, yüksek oynaklığa sahip hisselere— olan talebin yaşam maliyetleriyle birlikte arttığını gösterdi. Klasik ekonomiye göre ise enflasyonun, gelecekteki gelirlerin değerini daha belirsiz hale getirdiği için bu tür bahisleri daha az cazip kılması beklenirdi.

Büyüme İçin Kumar

Bazı yeni çalışmalar, bu tür risk alma davranışının özellikle ev sahibi olmanın eşiğinden kıl payı dönen kişiler arasında popüler olabileceğini gösteriyor. Northwestern University’den Seung Hyeong Lee ve University of Chicago’dan Younggeun Yoo, finansal anketlerin ev sahipleri arasında kripto varlık sahipliğinin servetle birlikte düzenli biçimde arttığını gösterdiğini gözlemledi. Kiracılarda ise katılım orta gelir grubunda zirve yapıyor. Benzer şekilde, yerel konut piyasası daha az erişilebilir hale geldikçe en düşük ve en yüksek gelir dilimindeki haneler riskli varlıklardan uzaklaşırken, orta gelir grubundakiler —muhtemelen bir miktar birikimi olan ama ev almaya yetecek kadar parası bulunmayanlar— daha fazla risk alıyor.

Bu fikri test etmek için araştırmacılar, 1990 doğumlu Amerikalılar arasında ev sahibi olma olasılığı değiştikçe davranışların nasıl değiştiğini izleyen istatistiksel bir model kurdu. Bulguları, kiracıların ev satın almaktan vazgeçtiklerinde daha fazla tükettiğini, daha az çalıştığını ve daha fazla finansal risk aldığını gösteriyor.

30 yaşındaki Yoo, “Geleneksel çalışma, bunun için para biriktirme ve güvenli yatırım yapma yönteminin artık Amerikan rüyasına giden yolu garanti etmediğini fark etmeye başladıklarında, sanki konut piyasasına kumar oynayarak girmeye çalışıyorlar,” diyor. “Peki bütün bu kuşak topluca vazgeçtiğinde ne olacak?”

Bazıları ise erişilebilirlik krizini bir neden değil, bir bahane olarak görüyor. Bu bahanenin bireysel yatırım platformlarına, insanın doğal kumar iştahından yararlanma imkânı verdiğini; bunu eğlenceli, erişilebilir ve kazançlı hissettirdiğini savunuyor. Robinhood bir dönem kullanıcının ilk işlemini animasyonlu konfetiyle kutluyordu. Bu uygulamadan, yatırımı oyuna çevirdiği eleştirilerinin ardından vazgeçti.

Bazı işlem platformları finansal açıdan güvensiz hisseden kişilere doğrudan hitap etmeye çalıştı. Kalshi Inc., bir TikTok reklamında genç bir kadını şu ifadeyle gösterdi: “POV: Kiramı ödeyemeyecek duruma gelmek üzereydim ama Kalshi tahminleri sayesinde iki yıllık kiramı çıkardım. Muhteşem!” Reklam tepki çekti. Şirketin uygulama ve denetimden sorumlu yöneticisi Robert DeNault, reklamın üçüncü taraf bir sağlayıcıdan geldiğini ve Kalshi’nin durumdan haberdar olduktan sonra reklamı kaldırdığını söyledi.

2024 tarihli bir Federal Reserve çalışma raporu, genel olarak milenyum kuşağının X kuşağından daha iyi durumda olduğunu gösterdi. Ancak American Journal of Sociology’de yayımlanan bir araştırma da servet farklarının zaman içinde büyüdüğünü ve milenyum kuşağı içindeki eşitsizliğin, benzer yaştaki baby boomer kuşağındakinden daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Kumar bozuklukları gibi bağımlılık davranışlarını tedavi eden UCLA klinik psikiyatri profesörü Timothy Fong’a göre degenlerin yükselişi, finansal istikrar ihtiyacından çok, anı yaşama ve sosyal medyada her yerde görülen lüks yaşam tarzlarını taklit etme arzusundan kaynaklanıyor.

Fong, “Gençler finansal açıdan riskli şeyleri bir çözüm olarak görüyor,” diyor; “dikkatle yaklaşılması gereken bir şey olarak değil.” Buna rağmen iklim değişikliği, yapay zekâ ve erişilebilirlik kaygıları arasında bir tür karamsarlığın risk alma eğilimini besliyor olabileceğini de kabul ediyor.

Preston Coots, ilk büyük kazancını hâlâ hatırlıyor. 19. doğum gününde bahçede çalışırken, Reddit’te keşfettiği mikro ölçekli bir hisse olan Genius Brands International —şimdiki adıyla Kartoon Studios Inc.— tüm birikimi olan 3.000 doları yatırdıktan sonraki 20 dakika içinde %10 yükseldi.

Phoenix’te yaşayan Coots, o deneyimden kısa süre önce ilk hissesini almıştı. O hisse Walt Disney Co.’ydu, çünkü Disney+ yakında piyasaya çıkacaktı. Daha önce hiç kumar oynamamış ya da kumarhaneye gitmemişti. Şimdi 25 yaşında olan Coots, “Orada jackpot vurunca ya da her ne diyorlarsa, muhtemelen hissettirdiği şey budur,” diyor. “Kendimi dâhi gibi hissettim. Hiç yoktan para yaratmıştım.”

Yıllar boyunca aynı heyecanı penny stock’larda, kriptoda ve opsiyonlarda aradı. Kayıpları derinleştikçe daha fazla risk aldı; hatta Covid-19 teşvik çekini Robinhood hesabına yatırdı ve kardeşinden borç aldı. Coots geçen yıl ABD tarifelerinin borsada satış dalgasını tetiklemesiyle bir kez daha silindi. Yine de endekslere yatırım yapmak yerine hisse seçmeyi tercih ediyor. Çünkü endekslerin yapay zekâ yükselişine fazla yoğunlaşmış olmasından endişe ettiğini söylüyor.

Son dönemdeki kazançları altı yıllık toplam getirisini yaklaşık %30’a taşıyınca Coots grafiğini r/wallstreetbets’te paylaştı. Aynı dönemde S&P 500’e yatırım yapmak parasını yaklaşık ikiye katlayacaktı. “Performansım aslında berbat olsa da biraz hava atmak gibiydi,” diyor. “Umarım birisi bunu görür ve ‘Degen işleri yapmayı bırakacağım’ der.”

Bireysel trade işlemlerine dair akademik kanıtlar neredeyse tamamen moral bozucu. Bireyler genellikle çok sık işlem yapıyor, yüksek işlem maliyetlerine katlanıyor ve abartıya ve aşırı özgüvene kapılıyor. University of California, Davis’te emekli finans profesörü Brad Barber’ın araştırmaları, bireysel yatırımcıların çoğu zaman hızla yükselen varlıkları zirvede aldığını gösteriyor. Barber’ın ortak yazarlarından biri olduğu 2014 tarihli bir makale, günlük trade yapanların %1’inden azının tutarlı biçimde kârlı olduğunu ortaya koydu. Tahmin piyasaları gibi daha yeni alanlarda bile diğer akademisyenlerin ilk bulguları benzer bir tabloya işaret ediyor: düşük olasılıklı büyük kazanç bahislerine yönelme ve bu eğilime çoğu zaman getirileri aşındıran maliyetlerin eşlik etmesi.

Barber, “Bu davranışların çoğu sosyal medya türü bağımlılık davranışlarıyla besleniyor: hızlı kazançla gelen ödül hissini uyarıyor,” diyor.

Son on yılın piyasa ortamı, şans ile beceriyi ayırt etmeyi daha da zorlaştırdı. Bu da aynada kendini gösterip “Bu boğa piyasası değil. Sen gerçekten dâhisin,” diyen adam memesini besledi. Şimdi soru, dot-com balonundan sonra olduğu gibi yeni ve uzun süreli bir düşüş döneminin bireysel trade iştahını söndürüp söndürmeyeceği.

“Daha fazla para kazanmanın yollarını arayan çok insan olacak, değil mi?”

Zamanını Vancouver ve Sydney arasında geçiren Kanadalı Reid Johal, kriptoyu ilk kez 2016’da, Washington eyaletinin Bellevue kentinde güvenlik görevlisi olarak çalışan ama evde Bitcoin madenciliği yapan bir kuzenini ziyaret ettiğinde keşfetti. Bugün 26 yaşında olan ve tam zamanlı trade yapan Johal’a göre bireysel trade’in yükselişi, piyasayı söylenti ve trendlere karşı daha tepkisel hale getirdi. Bu da onun gibi spekülatörlere avantaj sağlıyor.

Johal, “TikTok’ta bir şeyler, trade anlatıları, momentum ve benzeri şeyler olduğunda, karmaşık nakit akışlarını anlamanıza ya da herhangi bir diplomanız olmasına gerek kalmadan işlem yapabiliyorsunuz,” diyor. “Bu bir momentum piyasası.”

Finansal trade’i bu kuşağın piyango bileti olarak görüyor. Buna “yeni çağın Amerikan rüyası” diyor ve yapay zekâ iş kayıplarını artırdıkça bunun daha da popüler hale geleceğini düşünüyor. “Herkes trade’e mi gelecek?” diye soruyor. “Daha fazla para kazanmanın yollarını arayan çok insan olacak, değil mi?”

Manhattan Institute adlı düşünce kuruluşunda kıdemli araştırmacı olan Allison Schrager, Z kuşağı arasındaki bu olgunun merkezinde bir çelişki bulunduğuna dikkat çekiyor. Trade uygulamalarının dışında, bu kuşağın daha riskten kaçınan bir kuşak olduğu belgelenmiş durumda: Daha az flört ediyorlar, daha az içki içiyorlar, taşınma, iş değiştirme ya da iş kurma ihtimalleri daha düşük.

Bazı ekonomistler bu davranışı bugünkü ekonomide fırsat eksikliğine bağlarken, Schrager bunu toplum zenginleştikçe üretken risk almanın kısmen azaldığı çok kuşaklı bir eğilimin parçası olarak görüyor. Ona göre spekülatif yatırım ürünlerinin çoğalması, gerçekleşme olasılığı düşük büyük kazanç bahislerine hücumu mümkün kıldı; bu da kolayca ters tepebilir.

Aynı zamanda Bloomberg Opinion yazarı olan Schrager, “Endişem şu: Eğer insanlar risk alma faaliyetlerini bu şekilde yönlendiriyorsa ve bunların başarı olasılığı düşükse, bunu bir anlamda kalıcılaştırmış oluyorsunuz,” diyor. “Bunun insanları hayal kırıklığına uğratıp daha üretken riskler almaktan uzaklaştırmasından endişe ediyorum.”

Coots ve Lukhey, birkaç yıldır Robinhood üzerinden işlem yapıyor ve konuya farklı bakıyor. İkisi de bu faaliyetleri gerçek hedeflerine giden ara bir adım olarak görüyor. Coots için hedef, Ay altyapısı alanında bir girişim. Lukhey içinse hedef biraz daha belirsiz: “İnternetteki sayılardan ibaret olmayan, somut şekilde karşıma çıkan bir fırsata yatırım yapmak,” diyor. Ama erken emekli olmak da istiyor.

Lukhey, “Hayatımda istediğim her şeyin peşinden gidebilecek özgürlüğe sahip olmak istiyorum,” diyor. “Kapitalist bir toplumda özgürlüğünüzü satın almak zorundasınız.”

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

Nadir görülen “Süper El Niño”ya karşı yatırımcı rehberi

Bloomberg
21.06.2026

🔹 İran savaşına ilişkin endişelerin azalmasıyla birlikte yatırımcıların odağı iklim risklerine kaydı. 2027’ye doğru oluşma ihtimali yükselen “Süper El Niño”, birçok sektörde yatırım stratejilerinin yeniden değerlendirilmesine yol açıyor.

🔹 ABD İklim Tahmin Merkezi verilerine göre El Niño’nun çok güçlü bir olaya dönüşme ihtimali %63 seviyesinde bulunuyor.

🔹 El Niño, Pasifik Okyanusu yüzey sularının uzun süreli ısınmasıyla ortaya çıkıyor ve bazı bölgelerde kuraklığa, bazı bölgelerde ise aşırı yağışlara neden olabiliyor.

🔹 2015-2016 dönemindeki son güçlü El Niño’nun küresel ekonomide 7,8 trilyon doların üzerinde üretkenlik kaybına yol açtığı hesaplanıyor.

Tarım

🔹 Endonezya’da sıcak ve kurak hava koşulları, dünyanın en büyük palm yağı üreticisinde verim kayıplarına yol açabilir.

🔹 Mısır ve buğday üretiminin küresel ölçekte olumsuz etkilenmesi beklenirken, Asya’daki şeker üretiminde de düşüş görülebilir.

🔹 Hindistan, dünyanın ikinci büyük şeker üreticisi olarak eylül sonuna kadar şeker ihracatını yasakladı.

🔹 Arjantin’de artan yağışlar ve yükselen şeker fiyatları bazı Latin Amerika tarım şirketlerine avantaj sağlayabilir.

🔹 El Niño’nun özellikle ABD ve Brezilya’nın güneyindeki soya fasulyesi üretimini destekleyebileceği belirtiliyor.

🔹 Kuraklık riskine karşı sulama ve su yönetimi alanında faaliyet gösteren şirketlere yönelik talebin artabileceği değerlendiriliyor.

Gübre ve Tarım Teknolojileri

🔹 Küresel tarımsal arzın daralması durumunda azot, fosfor ve potasyum gübrelerine olan talep artabilir.

🔹 Azot gübresi üreticilerinin El Niño senaryosundan en fazla fayda sağlayabilecek şirketler arasında yer aldığı belirtiliyor.

🔹 Kuraklığın artması durumunda potas gübresi talebinde zayıflama görülebilir.

🔹 Çiftçilerin verim kayıplarını telafi etmek için tohum ve tarım kimyasallarına daha fazla yönelmesi bekleniyor.

Enerji

🔹 Kuzey Amerika’da daha sıcak kışlar, doğal gaz talebini azaltabilir ve doğal gaz üreticileri üzerinde baskı oluşturabilir.

🔹 Asya’da artan sıcaklıklar klima kullanımını yükselterek elektrik talebini artırabilir.

🔹 Çin ve Hindistan’daki elektrik üretim ve dağıtım şirketleri, yükselen enerji tüketiminden fayda sağlayabilecek sektörler arasında gösteriliyor.

Madencilik ve Metaller

🔹 Güney Amerika’daki aşırı yağışlar ulaşım ağlarını ve madencilik faaliyetlerini aksatabilir.

🔹 Şili ve Peru’daki bakır üretiminde yaşanabilecek kesintiler küresel tedarik zincirlerini etkileyebilir.

🔹 Çin’de hidroelektrik üretimine bağımlı alüminyum tesisleri enerji kısıtlarıyla karşılaşabilir.

🔹 Endonezya’da kuraklığın tarım ve madenciliği olumsuz etkilemesi nedeniyle ekonomik büyümenin dört çeyrek sonunda yaklaşık 1 puan düşebileceği tahmin ediliyor.

Sigorta ve Finans

🔹 El Niño’nun kasırga faaliyetlerini zayıflatması, özellikle ABD’de faaliyet gösteren sigorta şirketleri için olumlu bir gelişme olarak görülüyor.

🔹 Daha düşük hasar maliyetleri nedeniyle bazı sigorta şirketlerinin kârlılığı desteklenebilir.

🔹 Peru’daki bankalar, balıkçılık ve tarım sektörlerine verilen krediler üzerindeki riskler nedeniyle olumsuz etkilenebilir.

🔹 Hindistan’daki mikrofinans kuruluşları da zayıf muson yağışlarının çiftçi gelirlerini düşürmesi halinde kredi geri ödeme riskleriyle karşılaşabilir.

← Ana sayfaya dön Sonraki haber

Fed’in tercih ettiği enflasyon göstergesinin hızlanması bekleniyor

Bloomberg
21.06.2026

🔹 ABD Merkez Bankası’nın yakından takip ettiği Kişisel Tüketim Harcamaları (PCE) fiyat endeksinin mayıs ayında hem aylık hem yıllık bazda hızlanması bekleniyor.

🔹 Beklentiler, Fed içinde bu yıl faiz artırımı gerekliliğine yönelik güçlenen görüşü değiştirecek bir tabloya işaret etmiyor.

🔹 Son dönemde açıklanan veriler, enerji şokunun etkilerinin ekonomi genelinde yayılmaya devam ettiğini gösterdi.

🔹 Fed Başkanı Kevin Warsh, son toplantının ardından enflasyon ve faiz görünümüne ilişkin doğrudan değerlendirme yapmadı.

🔹 Piyasalar, önümüzdeki günlerde New York Fed Başkanı John Williams, Chicago Fed Başkanı Austan Goolsbee ve Minneapolis Fed Başkanı Neel Kashkari’den gelecek açıklamalara odaklanacak.

🔹 Bloomberg Economics analistleri, güçlü bir PCE verisinin Fed’in daha sıkı para politikası mesajını destekleyeceğini belirtiyor.

ABD

🔹 Bu hafta ABD’de yeni konut satışları, dayanıklı mal siparişleri, dış ticaret verileri ve Michigan Üniversitesi tüketici güveni araştırmasının sonuçları açıklanacak.

🔹 Kanada’da mayıs enflasyonunun yükselmesi beklenirken, Kanada Merkez Bankası faizleri sabit tutma kararının toplantı tutanaklarını yayımlayacak.

Asya-Pasifik

🔹 Çin’in gösterge kredi faiz oranı olan Loan Prime Rate’in sabit tutulması bekleniyor.

🔹 Avustralya, Japonya, Singapur ve Hong Kong’da enflasyon verileri açıklanacak.

🔹 Japonya Merkez Bankası yetkililerinin konuşmaları ve toplantı özetleri, faiz artırımlarının ardından yakından izlenecek.

🔹 Japonya ve Hindistan’da açıklanacak PMI verileri bölgedeki büyüme görünümüne ilişkin önemli sinyaller verecek.

🔹 Tayland Merkez Bankası’nın faiz kararı da haftanın önemli gelişmeleri arasında yer alıyor.

Avrupa

🔹 Birleşik Krallık’ta Başbakan Keir Starmer’ın liderliğine ilişkin siyasi tartışmalar gündemde kalmaya devam ediyor.

🔹 İngiltere ve Euro Bölgesi PMI verileri, enerji krizinin ekonomik faaliyet üzerindeki etkilerine ilişkin yeni göstergeler sunacak.

🔹 Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde Avrupa Parlamentosu’nda konuşacak.

🔹 Almanya’da Ifo iş dünyası güven endeksi, Fransa’da iş dünyası güveni ve ECB’nin enflasyon beklentileri anketi açıklanacak.

Latin Amerika

🔹 Arjantin’de ilk çeyrek büyüme ve işsizlik verileri açıklanacak. Büyümenin önceki döneme göre yavaşlaması bekleniyor.

🔹 Brezilya Merkez Bankası’nın faiz indirimi kararına ilişkin tutanaklar ve enflasyon verileri yakından takip edilecek.

🔹 Meksika’da enflasyon verileri açıklanacak, merkez bankasının ise faiz oranını %6,5 seviyesinde sabit bırakması bekleniyor.

🔹 Macaristan, Fas, Paraguay ve Şili’de merkez bankası kararları ve para politikası değerlendirmeleri öne çıkacak.

← Ana sayfaya dön